Kayıt ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Ders: Devlet Bütçesi      Ünite 1      14 Şubat 2011 Ara     

Devlet Bütçesi – Yaşamın İçinden

Yaşamın İçinden

14 Devlet Bütçesi Bütçe ve uzlaşmanın gereği

Radikal, 16. 10. 1999

2000 yılı bütçesi Türkiye’nin önüne oldukça iddialı bir enflasyon hedefi koydu: Yüzde 20. Bu hedef etrafında bütçe ve ödemeler dengesi rakamları da belli oldu. Ayrıntılara girmeye gerek yok. Bu programın IMF’nin istediği doğrultuda hazırlanmış tipik bir ‘kemer sıkma’ programı olduğu çok açık. Yapısal reformlar, artı kemer sıkma politikaları, IMF’nin gelişmekte olan birçok ülkeye önerdiği standart politikalar. Programın çehresi ortaya çıktıkça basında da birbirlerine zıt iki ruh hali, iki farklı düşünce de giderek belirginleşti. Kimileri bütçenin IMF’ye verilen sözler doğrultusunda bağlanmaması halinde Türkiye’nin bir felakete sürükleneceğini, kimileri de asıl bu durumda bir felaketin kaçınılmaz olduğunu belirtmekte. Her ne kadar genel hava hükümete destek yönünde estirilmekte ise de programdan memnun olmayanlar yok değil.

Özellikle geçenlerde hükümetin MHP’li Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun basına yansıyan sözleri bu çerçevede oldukça ilginçti. Programın bir IMF programı olmasına itiraz eden Tanrıkulu, programın ‘sosyal gözünün kör olduğunu’ belirtmekle kalmamış, her şeyin IMF’nin istediği doğrultuda hazırlanmasına da “Bari çağıralım da Cottarelli’yi bize bir bütçe hazırlasın” diyerek itiraz etmişti. Hükümetin bir bakanının yine hükümetin hazırlamış olduğu bir programı eleştirmesi ilginçti, ama belki bundan da ilginci bakanın programın siyasilerden çok, devlet bürokrasisi tarafından biçimlendirildiğini düşündüren sözleriydi. Bürokratların hükümeti ‘saf ve yolunacak kaz’ gibi gördüklerini söyleyen Bakan, “Ne söylesek ‘IMF şunu istiyor, IMF bunu istiyor’ diye cevap veriyorlar” diyerek bürokratların kraldan çok kralcı tutumlarını eleştirdi. Açıklanan enflasyon, bütçe ve dış ticaret hedefleri ne denli istenen hedefler olursa olsunlar, toplumda bir uzlaşma aranmaksızın uygulanmaları mümkün değil. Üstelik hükümetin sağ ve sol bir taban üzerine oturuyor oluşu da yetmez. . . . . Hükümet açısından ‘kemer sıkma’ politikası çok önemli ve vazgeçilmez olabilir, ama çalışanların da bu politikaya karşı çıkması onlar açısından o denli önemli ve vazgeçilmez olabilir. Dolayısıyla hayali bir enflasyon hedefiyle öngörülen ücret ve maaş artışlarına çalışanların rıza göstereceğini düşünmek en az hedefin kendisi kadar hayali bir bekleyiştir.

Aslında hükümetin enflasyon hedefini yüzde 20 olarak belirlemiş olması onun bu hedefe inandığının ve bu hedefi gerçekçi bulduğunun değil, ipleri ne denli elinden kaçırdığının bir göstergesi. Bir başka deyişle önüne program diye konan, önünü göremeyen bir siyasetçi ve bürokrat kadronun daha gerçekçi bir program yerine ‘doğrusunu IMF bilir’ diyerek hazırlamış oldukları bir programdan başka bir şey değil. Tekrarlamakta yarar var ya da en azından zarar yok, Türkiye’nin yaşadığı ve kronik enflasyon olarak ortaya çıkan sorunlar, toplumsal bir uzlaşma olmaksızın çözülebilecek sorunlar değil. Eğer bu hükümet bu sorunları gerçekten çözmek istiyorsa, bu yönde davranması gerek. IMF böyle söylemese de. . .