Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
24.10.2014
Ders: Türk Dili      Ünite 9      20 Mart 2011 Ara     

Cümlelerle İlgili Anlatım Bozuklukları

Amaç 2

En çok yapılan cümle yanlışları nelerdir?

Mantık Yanlışları

Cümlenin temel niteliklerinden biri, mantık yönünden tutarlı olmaktır. Çok kısa cümlelerde, zihnimiz bu tutarlılığı otomatik olarak sağlayabilir. Ancak cümleler uzadıkça, mantık düzenini kurmak da zorlaşır. Cümlede çeşitli yönlerden tutarsızlıklar, çelişkiler ortaya çıkabilir.

Şimdi, sözünü ettiğimiz mantık yanlışlarını görelim:
Başbakan, yangında hayatını kaybedenlere başsağlığı diledi.
Başsağlığı, ölenlere değil, ölenlerin yakınlarına karşı yapılan bir teselli ziyaretidir. Yukarıdaki cümle “kaybedenlerin yakınlarına…” şeklinde düzeltilebilir.

Yazlığa girdiğimizde, tüm eşyaları çalınmış olarak bulduk.
“Çalınmış olarak bulduk.” sözü, mantık bakımından doğru değildir. Doğrusu, “eşyaların çalınmış olduğunu gördük.” biçiminde olmalıydı.

Sıra Sizde

Aşağıdaki cümlede, anlatım bozukluğunun neden ileri geldiğini bularak doğru biçimini yazınız: Yılın en sıcak ayı, Türkiye ortalamasına göre temmuz, ağustostur.

Yanıt: Sorudaki cümlede, “yılın en sıcak ayı” sözünden sadece bir ay anlaşılıyor. Ancak, cümlenin sonunda iki ay adı sayılıyor.

Sıra Sizde

Aşağıda mantık hatası nedeniyle yanlış kurulmuş cümleler ve bu yanlışların nedenlerini göreceksiniz. Doğru cümleleri siz oluşturur musunuz?

Öğrencilerine, tüm bildiklerini ve bilmediklerini öğretmek için çırpınırdı.
(Bu cümlede, “bildiklerini öğretmek” diyebiliriz ama “bilmediklerini öğretmek” diyemeyiz.) ………………………………………………………………………………………………………………….

Napolyon, savaşı nasıl kazanacağını şu üç cümleyle açıklamıştır “Para, para,para.”
(Yukarıdaki cümlede, Napolyon’un söylediği, üç cümle değil, üç sözcüktür.)

………………………………………………………………………………………………………………….

Otuz yıllık meslek hayatımda, eğrisiyle doğrusuyla hep doğru şeyler yaptığıma inanıyorum.
(Bu cümlede; bir yandan “hep doğru şeyler yapıldığı” söylenirken, diğer yandan da yapılanların “eğrisiyle” de yapıldığı gibi bir çelişki ortaya çıkıyor)

………………………………………………………………………………………………………………….

Kadınlarımız için “kaşık düşmanı” cümlesini kullananlar ancak kara cahillerdir.
(Bu cümlede “kaşık düşmanı” sözü bir cümle değildir.) ………………………………………………………………………………………………………………….

Çeviriyi Andıran Sözler

Dilimizdeki anlatım bozukluklarının önemli bir bölümünü, “çeviriyi andıran sözler” oluşturuyor. İyi çeviri yapmamaktan kaynaklanan bu olumsuzluk, bilimsel çeviriler yanında, özellikle yabancı televizyon dizilerinin seslendirilmesinde de kendini gösteriyor. Bilinçsiz ve kontrolsüz biçimde yapılan çeviriler ve bunların yanlış seslendirilmeleri dilimizi adeta bize karşı yabancılaştırıyor.

Bu tür bozuk anlatımlara, kültürümüze yabancılaşmış kişilerdeki özentilerin yol açtığını söyleyebiliriz. Bunların bir bölümü Arap ve Fars dillerinin bize çok yabancı olan sözcük ve deyimlerini kullanırken, bir bölümü de Batının yabancı dil öğelerini yaygın biçimde kullanmaktadırlar. Bunlara bir de, dile yerleşmemiş ya da dilde tutunmamış sözcükleri, biraz da öz Türkçe kullanmış olmak için, yapay bir dil kullananları eklemek gerekir. Şimdi bu tür yanlışları örnekleriyle görelim.

Zamanında önlem almayanlar, ülkede bunalıma neden oldular.

Dilimizde “sebep oldular” sözü yerine “yol açtılar” demek varken, “neden oldular” demek aşırı zorlama ya yol açıyor.

Yemekten önce soğuk, sıcak ne alırsınız?

Türkçede, içilecek şeyler için “ne içersiniz” ya da “ne istersiniz” soruları kullanılır. Yemek ve içmekle ilgili olarak “ne alırsınız” sorusu dilimize yabancıdır.

Hadi çav, hadi çüz, hadi bay bay!

Güzel dilimizde, insanların birbirlerinden ayrılırken kullandıkları “Allahaısmarladık, hoşçakal, haydi güle güle, sağlıcakla kal…” gibi kalıplaşmış pek çok söz varken, yukarıdaki sözleri kullanmak özentiden ya da bilinçsizlikten başka nasıl açıklanabilir?

Yarın kaç gibi dönersin?

Yine çeviri yoluyla dilimize girmiş bir başka yanlışlık. “Gibi” sözcüğünün dilimizde “benzerlik, miktar…” anlamlarıyla çok çeşitli görevlerde (edat, sıfat, zarf, bağlaç…) kullanıldığını biliyorsunuz. Ancak, bu sözcüğün “yaklaşık, aşağı yukarı” anlamında kullanıldığı yukarıdaki örnek, dilimizin yabancısı olduğu bu tür yanlışlardandır.

Vuavvv! Şuna hak!

Cümlede, “şaşkınlık, hayranlık ya da korku” gibi duyguları anlatmak için kullanıldığı anlaşılan “vuavvv” ünlemi, bizim dilimizde ooo!, aaa!, ayy! gibi ünlemlerle karşılanabilir.

Cümle Öğeleriyle İlgili Yanlışlar

Cümledeki görevli sözcüklere cümlenin öğeleri diyoruz. Cümlenin bildirdiği yargının oluşması; özne, tümleç, yüklem gibi öğelerle mümkündür. Söz konusu öğelerin de cümlede, dilin söz dizimi kurallarına uygun olarak dizilmesi, bir başka deyişle yerli yerinde bulunması gerekir. Eğer cümle öğeleri, olması gereken yerlerde bulunmazlarsa, cümlede anlatım aksamaları ortaya çıkar. Cümle öğeleriyle ilgili yanlışların başlıcalarını örnekleriyle görelim.

Tamlama Yanlışları

Tamlamalar, dilimizin çok önemli ve çok sık kullanılan anlatım birlikleridir. Belirtili, belirtisiz, takısız tamlamalar, sıfat tamlamaları ve zincirleme tamlamalar gibi çeşitleri bulunan tamlamaların, Türkçeye özgü yapısı, temel kavramın (belirtilenin, tamlananın) sonda bulunmasıdır.

Tamlamalarla ilgili yanlışlar, öncelikle temel kavramın sonda olduğunun bilinmemesinden ileri gelmektedir. Eski İstanbul Valisi yerine İstanbul Eski Valisi deniliyor. Böylece eski olanın İstanbul değil, vali olduğu belirtilmiş oluyor. Oysa bu mantık yanlıştır. Çünkü “Eski İstanbul Valisi” tamlamasında temel kavram İstanbul değil, validir. Nitekim eski spor ayakkabısı yerine spor eski ayakkabısı denilebilir mi? Tamlamalarla ilgili bir yanlışlık da tamlamanın sonunda yer alan “-ı, -i, -sı, -si” ekinin, iyelik ekiyle karıştırılmasından kaynaklanıyor: “Öğretmen, dersine girmesi için öğrenciyi uyardı.” Bu cümlede girilmesi istenen ders, kimin dersidir? Öğretmenin kendi dersi mi, yoksa öğrencinin, girmesi gereken başka bir dersi mi? Şimdi de bu tür yanlışlara başka örnekler verelim:

Güvenilir kaynaklara göre, Türk çocuğu Fransız turisti ölümden kurtardı.

Cümlede ölümden kurtaran kim, kurtarılan kimdir, belli değil. Bu belirsizliğin giderilmesi için “Türk çocuğu” ya da “Fransız turisti” tamlamalarından hangisi nesne ise sonuna “-nü” ya da “-ni” eki getirilmelidir.

İran’ın sınır ihlali yüzünden Türkiye’yle arası açıldı.

Bu cümlede de, “Sınır ihlalini yapan kim?” sorusunun cevabı kesin olarak belli değil. Oysa dilimizde bu düşünceyi çok daha açık bir biçimde anlatmamız mümkün: İran sınırının ihlali yüzünden, Türkiye’yle İran’ın arası açıldı.

Okul aile birliğinin onuruna verdiği yemekte konuşan müdür, öğrenci velilerine teşekkür etti.

Bu cümlede de, “okul aile birliği mi müdür onuruna yemek vermiş”, yoksa “müdür mü okul aile birliği onuruna yemek vermiş”, belli değil.

Özne Yanlışları

Özneler, cümlede yalın durumda bulunurlar. Özneyle ilgili yanlışlıklar; cümlede öznenin ya hiç bulunmaması, ya yalın durumda bulunmaması, ya da yüklemle uyumsuz olması biçiminde karşımıza çıkıyor. İşte bunlardan bazı örnekler:

Düğünde olay çıkarmak isteyen genci, görevliler nazik bir dille uyarınca orayı terk etti.

Bu örnekte özne hangi sözcük? Düğün evini terk eden “genç” diyebilirsiniz. Ancak cümleden “genci terk etti” gibi bir anlam çıkar ki bu durumda “genci” sözcüğü özne olamaz. Cümlenin doğrusu; “…genç orayı terk etti.” biçiminde olmalıdır.

Yaralının çamaşırı çıkarıldı ve acil servise götürüldü.

Bu cümlede, neyin ya da kimin acil servise götürüldüğü belirsiz. “Yaralının çamaşırı mı; yoksa kendisi mi?” Cümle, “Çamaşırı çıkarılan yaralı, acil servise götürüldü.” biçiminde düzeltilebilir.

Hiçbiri, böyle bir sonucu beklemiyor, onun iyileşeceğine inanıyordu.

Cümlenin öznesi “hiçbiri” sözcüğü ise, yükleminin olumsuz olması gerekir. Bu cümleyi düzeltmek için, ikinci cümleye, yüklemle uyumlu bir öznenin getirilmesi gerekir. Doğrusu; “Hiçbiri, böyle bir sonucu beklemiyor, herkes (hepsi) onun iyileşeceğine inanıyordu.” olmalıdır.

Kimse bu işin bitmesini istemez, aksine devamından da çıkar umardı.

Yukarıdaki yanlışlığın bir benzeri daha. İkinci cümlede “aksine” sözcüğünden sonra, “herkes” ya da “hepsi” sözcüklerinden biri getirilirse, cümledeki anlatım bozukluğu giderilmiş olur.

Tümleç Yanlışları

Tümleç yanlışları; genel olarak, “geçişli fiillere gelmesi gereken nesnelerin, geçişsiz fiillere; geçişsiz fiillere gelmesi gereken dolaylı tümleçlerin de geçişli fiillere getirilmesiyle” ortaya çıkan anlatım bozukluklarıdır:

Yalnız yaşayan bu yaşlı ve hasta kadına kim bakar, kim besler, kim doyurur?

Cümlede olduğu gibi, “Kadına kim bakar” denilebilir. Ancak “Kadına kim besler, kadına kim doyurur?” denilemez. Cümlenin ikinci bölümüne, “onu” nesnesi getirilirse bozukluk giderilmiş olur.

Kitap okumayı çok sever, hiç mi hiç bıkmazdı.

“Okumayı çok sever” demek doğrudur. Ancak “Okumayı bıkmazdı” demek yanlış olduğuna göre, “okumaktan” dolaylı tümleci getirilmelidir.

Sıra Sizde

Aşağıdaki cümledeki anlatım bozukluğunun nedenini belirleyerek cümlenin doğru biçimini yazınız:
Çocuklara yüz verir, şımartırsanız, sonunda bencil ve saygısız birer insan olmalarını önleyemezsiniz.

Yanıt: Soruda verilen cümledeki anlatım bozukluğu, nesne ve tamlayan eksikliğinden ileri geliyor. Doğrusu; Çocuklara yüz verir, onları şımartırsanız, sonunda onların bencil ve saygısız birer insan olmalarım önleyemezsiniz.

Yüklem Yanlışları

Yüklemlerle ilgili yanlışlar; bazen bir eylem ya da yardımcı eylem eksikliği, bazen birbirine bağlı cümlelerin yüklemleri arasındaki uyumsuzluk, bazen de yüklemin özneyle uyumsuzluğu biçiminde karşımıza çıkmaktadır.

Bu ülke, bugüne kadar geri kaldıysa, bunun nedeni sadece beceriksiz, dürüst olmayan kişilerdir.

Cümleye göre geri kalmışlığın nedeni “dürüst olmayan” aynı zamanda “beceriksiz olmayan” yani becerikli kişilerdir. Oysa; “beceriksiz”den sonra “olan” yüklemi getirilmiş olsaydı, cümlede yanlışlık olmayacaktı.

Filmde kimin suçlu, kimin olmadığını anlayamadım.

Bu cümlede birinci bölümün yüklemi yok. Doğrusu; “…kimin suçlu olduğunu, kimin olmadığını anlayamadım.” dır.

İşçi ve memurlar; bayraklar, pankartlar ve sloganlar atarak, zamları protesto ettiler.

Cümledeki “atarak” yüklemi “slogan” için uygun. Ancak “bayrak” ve “pankartlar” için uygun değil. Nitekim “bayrak atarak”, “pankart atarak” denilemez. Doğrusu, “…bayraklar, pankartlar açarak…” olmalıdır.

Dünyada, yoksulluğu ve sosyal adaleti sağlamadan kalkınmak mümkün değildir.

“Sosyal adaleti sağlamadan” demek doğrudur. Ancak “yoksulluğu sağlamadan” demek yanlıştır. Cümleyi düzeltelim: “Dünyada yoksulluğu kaldırmadan ve sosyal adaleti sağlamadan kalkınmak mümkün değildir.”

Önce Genel Müdürlüğe, sonra da mahkeme kararıyla bu görevinden alınan Ahmet Bey, eski görevine dönmüştü.

Bu cümlede de yan cümlenin yüklemi yok. Cümle, “Önce Genel Müdürlüğe atanan, …” biçiminde düzeltilmiş olur.

Tartışalım

Aşağıdaki cümlede anlatım bozukluğu vardır. Doğru cümleyi siz yazınız.
Törende ilk olarak şiirler ve konuşmalar yapılacak.
………………………………………………………………………………………………………

Yanlış Yerde Bulunan Öğeler

İyi bir yazıda, cümlelerde görev alan sözcüklerin, bir başka deyişle de cümle öğelerinin en uygun yerlerde bulunması gerekir. Sözcükler, dilin kurallarına uygun olarak bulunması gereken yerde bulunmazlarsa, anlam karışıklıkları, anlatımda belirsizlikler ortaya çıkar. Bu tür anlatım bozukluklarını önlemek için, cümleler mutlaka okunarak kontrol edilmelidir.

İtalya’dan Türkiye’ye iade edilen Gazeteci Yazar Abdi İpekçi’nin katili M. Ali Ağca’nın yargılanmasına başlandı.

Burada Türkiye’ye iade edilen Abdi İpekçi mi M. Ali Ağca mı, belirsiz. Doğrusu: “Gazeteci Yazar Abdi İpekçi’nin Türkiye’ye iade edilen katili M. Ali Ağca” olmalıdır.

Soğuk ve kar yüzünden dışarıda yaşayan bir kişi, yaşamını yitirdi.

Bu cümlede de, yaşam yitirmenin sebebi olan soğuk ve kar, sanki dışarıda yaşamanın nedeniymiş gibi bir anlama gelmektedir. Doğrusu; “Dışarıda yaşayan bir kişi, soğuk ve kar yüzünden yaşamını yitirdi.” olmalıdır.

Yunanistan’a ait Edirne yakınlarındaki köylerde görülen hayvan hastalıklarına karşı önlemler alınıyor.

Bu cümledeki “Edirne” sözcüğünün yanlış yerde bulunması, Edirne’nin Yunanistan’a ait olduğu gibi bir yanlış anlamaya yol açıyor. Cümlenin doğrusu; “Edirne yakınlarındaki Yunanistan’a ait köylerde…” biçiminde olmalıdır.

Ulaştırma Bakanı, üç gün içinde yolları kapanan Hakkari’yi ziyaret edecek.

Bu cümlede de anlatımı bozan, “Hakkari’nin yollarının üç gün içinde mi kapandığı” yoksa “Ulaştırma Bakanının ziyareti mi üç gün içinde yapacağı” sorularının yarattığı belirsizliktir. Bu belirsizliği ortadan kaldırmak için, yukarıdaki cümleyi birlikte düzeltelim: “Ulaştırma Bakanı, yolları kapanan Hakkari’yi üç gün içinde ziyaret edecek.”

Yasa önerisi, komisyonda 20’ye karşı 12 oyla reddedilmiştir.

Bu cümleye göre yasa önerisi, 12 oyla reddedilmiş oluyor. Oysa anlatılmak istenen “12’ye karşı 20 oyla reddedildiğidir.”

Bir Cevap Yazın

*