Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
31.07.2014
Ders: Büro Yönetimi      Ünite 5      20 Şubat 2011 Ara     

Çalışma Ortamının Fiziksel Koşullarının Düzenlenmesi

Kötü çalışma koşulları; yetersiz aydınlatma, havalandırma, ısıtma vb. büronun fiziksel koşullarının uygunsuzluğu; aşırı ve uzun çalışma saatleri; ergonomik kurallara uyulmaması; iş güvenliğinin olmaması gibi durumlarda söz konusudur.

Çalışma Ortamında Aydınlatma

Büro çalışma ortamında işlerin istenen kalite düzeyinde ve hatasız bir şekilde yapılabilmesi için büro işlerinin ve yapılması gereken faaliyetlerin, kalite standartlarının gerektirdiği tüm ayrıntılarıyla görülebilmesi gerekir. Bunu sağlayacak uygun aydınlatma, iş akışının hızlanmasını, yapılan işlerde hataların ve israfın azalmasını, görsel yorgunluğun ve baş ağrılarının önlenmesini sağlar.

Aydınlatma, işin türüne göre yapılmalıdır. Şekil 5.6’da çeşitli görsel görevler için önerilen en düşük aydınlatma değerleri görülmektedir. Örneğin, okuma, yazma gibi işlerde en düşük aydınlatma 10 lüks olarak bilinmektedir. Günümüzde ise, rahat okuyup yazabilmek için 300 lüks düzeyinde aydınlatma gerektiği kabul edilir. Ancak bürolarda hassas işlerin yapıldığı ya da bilgisayar başı çalışmalarının olduğu ortamlarda daha farklı aydınlatma düzeyleri kullanılır.

Büro çalışma ortamının aydınlatılmasında dikkate alınması gereken faktörler şunlardır:
- Yapılan işin özelliği (işin kabalık ya da hassaslık derecesi),
- Büro çalışanlarının yaşları, göz sağlıkları, iş becerileri,
- Büro çalışanlarının kendilerini rahat hissettikleri aydınlatma düzeyi.

Çeşitli görsel görevler için önerilen en düşük aydınlatma değerleri

Büro çalışma ortamının aydınlatılmasında doğal ve yapay aydınlatma yöntemleri kullanılır. Doğal aydınlatma, gün ışığı kaynağından yararlanılarak yapılan aydınlatmadır. Yapay aydınlatmada ise, çeşitli yapay ışık kaynaklarından yararlanılır. Doğal aydınlatmanın bir takım sakıncaları vardır. Bunlar; gün ışığının günün saatlerine, mevsimlere ve hava koşullarına göre görülebilirlik oranının değişken olması; pencerelerden uzaklaşıldıkça ışık düzeyinin düşmesi dolayısıyla büroda çalışanların tümünün bu kaynaktan eşit yararlanamaması veya göz kamaşmalarına yol açmasıdır. Doğal aydınlatmanın sakıncalarına rağmen, insan fizyolojisine en uygun ışık olduğu için, en çok tercih edilen yöntemdir.

Doğal aydınlatmanın söz konusu sakıncalarını önlemek için uyulması gereken birtakım kurallar vardır.
Bunlar:
- İş istasyonları ve makineler, gün ışığının yönüne göre yerleştirilmelidir. Örneğin, ışığın çalışma masaları üzerinde parlama yapmaması ve çalışanların gözünü kamaştırmaması için, masaların pencerelerin önüne paralel değil, dik olarak konulmasına, ışığın, oturanın sol tarafından gelmesine dikkat edilmelidir.
- Gün ışığının tüm büro çalışma alanına olabildiğince eşit dağılımını sağlamak amacıyla mümkünse, çatıdan aydınlatma yapılmalıdır.
- Yetersiz gün ışığını desteklemek, aşırı gün ışığını dengelemek, gölgeleri azaltmak ya da artırmak ve bazı yüzeylerin daha fazla aydınlatılmasını sağlamak amacıyla yapay ışık kaynakları kullanılmalıdır.

Yapay aydınlatma için çok çeşitli ışık kaynakları ve lambalar geliştirilmiştir. Bunlardan hangisinin seçileceği; çalışma ortamının aydınlatma düzeyine, renk ayrım gereksinimine, kalite kontrol sistemlerine göre saptanır. Yapay aydınlatmanın en çok kullanılan kaynağı flüoresan lambalardır. Flüoresan lambalar göz kamaşmalarını önlemeleri ve ekonomik olmaları nedeniyle tercih edilirler. Bu tür lambalarda insanları rahatsız edici titreşimleri gidermek için çeşitli yöntemler kullanılabilir. İyi bir aydınlatma, çalışma ortamındaki insanların göz sağlığını koruyan, işin hızını ve kalitesini artıran, yansımaya, parlamaya, titreşime neden olmayan ne az, ne fazla, yeterli aydınlatmadır.

Çalışma Ortamında Isıtma

Çalışma ortamında ısının normal sınırların üstünde ya da altında olması insanlar üzerinde çeşitli etkiler yapar. Isının yüksek oluşu; terlemeye bağlı su ve tuz kaybına, genel organik direncin azalmasına, adale kramplarına ve ısı çarpmalarına; böylece verim düşüklüğüne neden olur. Çalışma ortamında ısının düşüklüğü de, deri ısısının düşmesine, dolaşımın yavaşlamasına, titremeye, ürpermeye; sonuçta iş veriminin düşmesine yol açar. Uzun süre soğuk iş ortamlarında çalışmak zorunda olan kişilerin beslenme ve enerji gereksinimlerindeki artış nedeniyle, aşırı gıda almaları sonucunda vücutları yağlanır.

Ortam ısısının gerekenden yüksek ya da düşük olmasının yarattığı etkiler kişiden kişiye değişebilir. Çünkü bazı kişiler çabuk üşür ve soğuğu hiç sevmez, bazı kişiler ise, çabuk terler ve sıcaktan hiç hoşlanmaz. Kişilerin ısı derecelerine farklı tepki göstermelerinin nedenleri; yaptıkları işlerin güçlük derecesine göre enerji kullanımlarının rolü, beslenmeleri, bireysel alışkanlıkları, cinsiyetleri ve giyim tarzlarıdır. Fakat yine de yapılan işin niteliği, çalışma ortamının ısısının belirlenmesinde en önemli etkendir. Şekil 5.7’de yer alan değişik tür işler için önerilen ısı derecelerine göre, büro çalışma ortamı ısısının 19,4-22,8 ºC olması gerektiği kabul edilmiştir. Çalışanların fiziksel aktivitelerinin artışına bağlı olarak, ortam ısısının düşürülmesi gerekir.

Değişik türde işler için önerilen ısı dereceleri

Çalışma ortamındaki ısı değişikliklerine göre havanın nemlilik oranının ve hava akımının düzenlenmesi gerekir. Normal bir çalışma ortamında bulunması gereken nemlilik oranı %70’tir. Isı arttıkça nemlilik oranı düşerek kuru havaya neden olur. Çok kuru hava insanların burun içini, ağız boşluğunu ve nefes yollarını kurutur; rahatsızlık verir. Nemlilik oranının artması ise, çalışanların burun ve boğazlarında dolgunluk duygusuna sebep olur; ter buharlaşması azaltarak yapışkanlık hissi verir. Bu nedenle ortam ısısı yükseldikçe nemlilik oranını ayarlamak gerekir.

Üstenen koşullarda bir çalışma ortamında bulunması gereken hava akımı, yaklaşık 150 mm/saniye’dir. Hava hareketi 510 mm/saniye’nin üzerine çıktığında, çalışma ortamı esintili kabul edilir. 100 mm/saniye’nin altında hava akımının olduğu bir ortam ise, havasız olarak nitelendirilir. İnsan bedeninin soğuğa duyarlı olması nedeniyle ortam ısısının düşük olduğu yerlerde hava hareketi sorun yaratır. Hava akımının aynı kalması halinde, ortam ısıtılırsa, aynı hava hareketinden şikâyet edilmez. Hatta ortam ısısının üst sınıra yaklaştığı durumlarda esintili hava tercih edilir. Bu nedenlerle büro çalışma ortamındaki hava akımlarını kontrol etmek amacıyla havalandırma sistemleri tasarlanmalıdır.

Çalışma Ortamında Gürültü

Gürültü, iş verimini düşürecek önemli faktörlerden biridir; yorgunluk, sinirlilik gibi metabolik rahatsızlıklara neden olur; sağlıklı iletişimi engeller. Peki, büro ortamındaki gürültü kaynakları nelerdir? Büronun dış çevresi gürültülü olabilir. Özellikle de büyük şehirlerin iş merkezlerindeki bürolarda çalışanlar, dış gürültüden şikâyet etmektedir. Diğer gürültü kaynakları arasında, çalışanların kendileri, ziyaretçileri, makineler, anonslar, telefon zilleri ve kaynağı bilinmeyen ani gürültüler sayılabilir. İnsanların gürültüye tahammül sınırları vardır. Çünkü belli bir düzeydeki gürültüden genellikle rahatsız olunmaz. Fakat gürültünün süresi ve şiddeti arttıkça, olumsuz etkileri de hissedilmeye ve gittikçe insanları daha çok rahatsız etmeye başlar.

Seslerin şiddetinin tanımlanmasında iki ölçü kullanılır. Bunlar; sesin frekansını belirleyen Hertz (Hz) ve ses düzeyini ölçen desibel (dB) dir. İnsan kulağı 3000 Hz frekanstaki sesleri kolay algılamaktadır. Çeşitli seslerin desibel şiddetini gösteren örnekleri Şekil 5.8’de görebilirsiniz. Büro ortamında çalışanlar, konuşmaları duyamadıkları ve anlayamadıkları düzeydeki gürültüden şikâyetçi olurlar. Bu nedenle büroda gürültü düzeyinin 60 dB düzeyinde tutulması önerilir.

Tipik örneklerin dB cinsinden ses düzeyleri

Gürültüyü engellemenin en etkin yolu gürültü kaynağını yok etmek ya da etkisini azaltmaktır.
Bu konuda alınabilecek önlemler şunlardır:
- Gürültü yapan makine ve sistemlerin düzenli bakımlarının yapılması, mümkünse bu tür makinelerin ses geçirmeyen bölümlere konması. Eğer bu olamıyorsa, makinelerden sesin yayılmasını engelleyici malzemelerle kaplanması,
- Yer ve tavan döşemeleri ile duvarların ses emici malzemelerle kaplanması ya da yerlere halı döşenmesi,
- Ziyaretçisi çok olan bölümlerin diğerlerinden ayrılması,
- Yüksek tonlu, sürekli ve metalik seslerle yapılan anonslar insanları son derece olumsuz etkiler. Bu nedenle çok zorunlu olmayan anonsların yapılmaması ya da anonslarda insanları rahatsız etmeyecek seslerin kullanılması,
- Telefon zillerinin kısılması,
- Büro çalışanlarının gürültünün zararları konusunda bilgilendirilmesi, onların gürültü yapmamaları konusunda uyarılması.
- Büro dışından gelecek gürültünün engellenmesi için, camlar (örneğin, çift cam kullanılarak), çerçeveler (örneğin, PVC malzemeler kullanarak) ve dış duvarlar (örneğin, straforla kaplanarak) ses yalıtımı sağlayacak malzemelerle kaplanabilir. Ayrıca bu tür önlemler ısı yalıtımını da sağlayacaktır.

Çalışma Ortamında Ergonomi

Ergonominin amacı insan-makine-çevre ilişkilerini incelemek, sistem verimliliğinin ve insan-makine-çevre uyumunun temel kurallarını ortaya koymaktır. Böylece ergonomi, insanların iş ortamlarında sağlıklı ve üretken bir şekilde çalışabilmelerini sağlayacak düzenlemeleri yapar. Bunu yaparken de, insanların anatomik özelliklerini, antropometrik karakteristiklerini, fizyolojik toleranslarını göz önüne alır. Başlı başına bir bilim dalı olan ergonominin çeşitli görevleri vardır. Bunlar; aydınlatma, hava ve gürültü koşullarına ilişkin en iyi ortamı geliştirmek; özellikle sıcak ortamlarda fiziksel iş yükünü azaltmak; çalışma pozisyonlarını geliştirmek; bazı hareketlerde çaba derecelerini azaltmak vb.leridir. Ergonomik önlemlerin çoğu yapıların, makine ve diğer araçların, mobilyaların tasarım aşamasında ya da donanımın kurulması aşamasında alınmalıdır. Çünkü daha sonra yapılacak düzenlemelerin etkisi daha az ama daha pahalı olacaktır.

Ergonomik çalışmalarda antropometri bilim dalından geniş ölçüde yararlanılır. Antropometri, çalışma ortamının ve çalışma araçlarının insan vücut ölçüleriyle uyumunu sağlamayı amaçlar. Bürolarda antropometrik ölçüler Şekil 5.9’da bir kısmı yer alan, insan vücudunun duruşunun, görme açısının, çalışma yeri yüksekliğinin ve çalışma alanının genişliğinin tasarımında kullanılır. Bu sayede insanların fiziksel rahatlıklarının ve beden yeteneklerini en üst düzeyde kullanabilmelerinin sağlanması amaçlanır. Kullandıkları malzemeler, çalışma yüzeyleri ve hacimleri, oturdukları sandalyeler veya koltuklar, masalar vb. onları kullanan insanların boyutlarına uydurulur.

Ergonomik koşullara göre tasarlanmış bir iş istasyonu

Çalışma Ortamında Güvenlik

Büroların güvenliğini tehlikeye sokabilecek çeşitli unsurlar vardır. Bunlardan ilki hem büroda çalışanlar hem de büroya gelen ziyaretçilerdir. Bu insanlar büro için gizliliği olan bilgileri dışarı çıkarmak, birtakım belgeleri ele geçirerek istenmeyen şekilde teşhir etmek, kayıtlar üzerinde tahrifat yaparak gerçekleri değiştirmek ve çeşitli şekillerde kendi çıkarlarına hizmet etmek gibi büronun güvenliğini tehlikeye sokabilecek eylemlerde bulunabilirler. Bunları engellemek için gerekli önlemler alınmalıdır.

Büroların hırsızlık olaylarına karşı korunması gerekir. Hırsızlar bürodan ne çalabilirler? Bürodan en başta para, çeşitli makineler ve donanımlar, pahalı dekoratif eşyalar, büroda çalışan kişilere ait özel eşyalar, değerli evrak, değerli kayıtlar ve dosyalar çalınabilir. Bu nedenle, öncelikle kapı ve pencere girişlerinin kilitleri sağlamlaştırılmalı ve çelik kasalar temin edilmelidir. Ayrıca, alarm sistemleri, kameralı takip sistemleri, güvenlik kameraları, kapalı devre monitörlü güvenlik sistemleri, büro içinde yetki sınırlandırmalı elektronik kilit ve geçiş sistemleri kurulabilir ve eğitimli güvenlik görevlileri istihdam edilebilir.

Büro binası, içi ve faaliyette bulunduğu alan yangın, su baskını, deprem, fırtına, patlama, elektrik kaçağı vb.lerine karşı korunmalıdır. Bu amaçla alınacak önlemler iki yönlüdür. Birincisi, büroyu bu tür tehlikelere karşı dayanıklı olacak şekilde tasarlamaktır. Ayrıca yangın tehlikesine karşı yangın ve duman sensörleri, dumana karşı elektronik yangın söndürme ve çatı açma sistemleri kurulabilir. Binada bir yangın tehlikesi ortaya çıktığında binada bulunanların binayı güvenli bir şekilde boşaltmalarını sağlayacak sistemler (yangın merdivenleri ve tatbikatlar) geliştirilmelidir.

İkincisi ise, bu tehlikelerle karşılaşıldığında yapılacaklar konusunda hazırlıklı olmak ve büro çalışanlarını bu yönde eğitmektir. Büro binasının yerleştiği bölgenin güvenli olup olmaması da büro güvenliğini etkiler. Gösteri gruplarının ve heyecanlı toplulukların sıkça bulunduğu bir bölgedeki büronun güvenliği de tehlikede demektir. Büro kendisini fiziksel saldırılara karşı korumak için kendi güvenlik görevlilerini kullanabilir ve polis ya da jandarma gücünden yardım istenebilir. Bu tür olayların yoğun olduğu yerlerdeki bürolar devamlılık gösteren potansiyel problemlere karşı daha uzun vadeli planlar yapmalı ve önlemler almalıdır.

Sıra Sizde 5

Büro çevresinden ve içinden ne tür tehlikeler doğabilir?

“Çalışma Ortamının Fiziksel Koşullarının Düzenlenmesi” için 2 cevap

  1. [...] İçi Yerleşim İlkeleri Bürolarda Yapılan Çalışmanın Niteliğine Göre Yerleşim Tipleri Çalışma Ortamının Fiziksel Koşullarının Düzenlenmesi Büro Makinelerinin, Mobilyalarının ve Diğer Donanımların Düzeni Özet Test Soruları [...]

  2. Çalışma ortamı gerekleri | My quotes and sharings about Programming diyor ki:

    [...] eylemlerde bulunabilirler. Bunları engellemek için gerekli önlemler alınmalıdır. Kaynak: http://notoku.com/calisma-ortaminin-fiziksel-kosullarinin-duzenlenmesi/#ixzz1hUmLY2dH NotOku.com’a teşekkürler. Share [...]

Bir Cevap Yazın

*