Bireyi Tanıma Gereksinimi
İnsanlar varoluşlarından günümüze kadar çevrelerini gözlemişler ve insan davranışlarına ilişkin bilgiler elde etmeye ve sonuçlar çıkarmaya çalışmışlardır. Bilimsel anlayışın gelişmesi ile birlikte, bilim adamları insan davranışı ve bu davranışın sebeplerini incelemeye başlamışlardır. İnsan davranışını anlamayı, açıklamayı, yorumlamayı ve kontrol etmeyi amaçlamışlardır. Bunun içinde, insan davranışını ve özelliklerini temel alan çalışmalar planlayarak, genel insan davranışlarına ilişkin bilimsel bilgiler ortaya çıkarmak istemişlerdir.
Örnek:
Bilim adamları bireyin nasıl oluştuğunu ve bir üreme hücresinden bir bebeğe, çocuğa, ergene ve yetişkine nasıl dönüştüğünü açıklamışlardır. Bireylerin yaşam boyunca hangi yönlerden nasıl geliştiğini ortaya koymak istemişlerdir. Kalıtımın davranışları nasıl etkilediğini, çevrenin kalıtımı nasıl etkilediğini, kalıtımın ortaya çıkması için nasıl bir çevreye ihtiyaç duyulduğunu, ailenin, okulun ve kültürün, bireyin gelişimindeki rolünün ne olduğunu açıklamışlardır.
Bilim adamları tarafından gerçekleştirilen araştırma sonuçları, bireylerin gelişimine ilişkin geniş bir bilgi birikimi oluşturmuştur. Günümüzde, bireyin herhangi bir davranışını açıklamak veya özelliğini anlamak için, bu bilgi birikiminden ve ortaya konan bilgilerden yararlanılmaktadır.
Örnek:
Bir çocuğun ben merkezcil düşünce biçimini anlamak için Piaget’nin açıklamalarından ve ilgili bilgilerden yararlanılmaktadır. Yine; bir ergenin içinde bulunduğu zaman diliminde çevresi ile yaşadığı çatışmaları açıklamak için ergenlik dönemindeki gelişimi açıklayan görüşlerden ve yaklaşımlardan yararlanılmaktadır.
Aynı zamanda, bilimsel bilgiler, içinde bulundukları çevre tarafından bireylerin tanınması amacıyla da kullanılmaktadır. Bireylerin içinde bulunduğu çevre, bireyleri çeşitli yönleri ile tanıma gereksinimi duymaktadır. Çünkü, birey sosyal varlık olup, kalıtımla getirdiği potansiyellerini çevresi ile kurduğu etkileşimle, çevrenin onlara sunduğu imkanlarla ortaya çıkarabilmekte, geliştirebilmektedir. Çevre, bireyin doğuştan getirilen özellikleri ile tam olarak fonksiyonda bulunabilmesi, gelişmesi ve kendini gerçekleştirme sürecine girmesi için temel güçtür. Dolayısıyla, bireylerin kendilerini geliştirmesi, anlaması, tanıması; içinde bulunduğu çevrenin onları tanıması, onlara uygun ortamlar sunması ve onların kapasitelerinin farkında olmasını sağlamaya çalışması gerekir. Bu amaçla her bireyin, içinde bulunduğu çevresel faktörlerden temel olan aile, okul ve toplum tarafından çeşitli yönleri ile tanınma ihtiyacı vardır.
O zaman, bireyin kendine özgü bir biçimde gelişmesi aile, okul ve toplum gibi temel çevresel faktörlere bağlıdır. Bu çevresel faktörleri kısaca açıklamaya çalışalım. Aile, bireylerin gelişimini belirleyen en büyük çevresel güçtür. Yaşamının ilk yıllarında bireyin çevresi sadece aile üyeleri ile sınırlıdır. İlerleyen yıllarda çevresi genişlemekle birlikte, yaşamının sonuna kadar ailesi ve yakınları ile etkileşimi sürebilmektedir. Dolayısıyla,yaşamın ilk yıllarından itibaren aile birey için önemli olmaktadır. Birey, kalıtımsal potansiyel ile dünyaya gelmiştir ve gelişme ihtiyacındadır. Aile, bu gelişimin gerçekleşmesinde önemli bir role sahiptir. Aile, bireyin gelişiminin sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi için uygun bir ortam ve koşullar sağlayabildiği gibi, bireyin gelişimini engelleyici, sınırlandırıcı ortamlara ve koşullara da neden olabilir.

Konular
Giriş

Arşiv
En Beğenilenler
Son Yorumlar
Rastgele Yazılar
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın