Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
30.08.2014
Ders: Gelişim ve Öğrenme      Ünite 4      17 Şubat 2010 Ara     

Bilişsel Gelişim Dönemleri

Piaget’nin bilişsel gelişim dönemlerini açıklayan kuramı insanoğlunun biyolojik büyümeye paralel olarak gelişen bilişsel gelişimini açıklamaktadır. Piaget, çocukların doğumdan yetişkinliğe kadar kullandıkları düşünme örüntülerini, belli yaş aralıklarını içeren dönemlerle açıklamıştır. Bilişsel Gelişim Kuramı dört temel dönemden oluşmaktadır. Diğer gelişim kuramlarında olduğu gibi, belirtilen yaşlar, dönemlerin değişmez kesim noktaları olmayıp, bireysel farklılıkları da dikkate alan yaklaşık sayılar olarak ele alınmalıdır. Piaget, diğer gelişim kuramcıları gibi, her bir gelişim döneminde öne çıkan özellik ve gelişimin ivme kazanan yönünü o döneme isim olarak vermiştir.

Örnek

Doğuştan getirilen duyusal özelliklerin ağırlıklı olarak kullanıldığı ilk döneme Duyusal Motor Dönem, somutlaştırılmak şartıyla zihinsel işlemler yapılabilen döneme Somut İşlemler Dönemi adlarının verilmesi gibi. . .

Ancak, unutulmaması gereken önemli bir nokta; her belli başlı dönemin, kendinden önceki ve sonraki dönemden, niteliksel olarak farklı düşünme sisteminin olduğudur. Her bir dönem, süreç boyunca büyük bir biçim değiştirme (transformasyon)’ dur. Bir diğer önemli nokta, çocukların her bir dönemi düzenli bir ardışıklık içinde geçirmesi ilkesidir. Yani hiç bir kimse ve hiç bir müdahale, dönemlerin sırasını değiştiremez. Bir dönemin atlanması veya kaçırılması olası değildir. Diğer bir deyişle bilişsel gelişim dönemleri, ardışıktır ve değişmez bir sıra izler. Bir çocuk akranlarına göre daha yoğun olarak bir önceki dönemin özelliklerini sergileyebilir. Çocuklar kendi başlarına bilişsel anlamda geri kalmışlıklarının üstesinden gelemezler, bir dönemden bir sonrakine geçişte kendi başlarına hızlanamazlar. Her bir dönemde, yeterli deneyime ve yeni bir dönemde doğru harekete geçmeden önce, yaşamış oldukları deneyimleri içselleştirmeye gereksinim duyarlar. Gözden kaçırılmaması gereken bir başka nokta da bilişsel olgunluk açısından bir dönemde olması beklenen bir çocuğun, bu döneme özgü özellikleri büyük ölçüde gösterirken, bir önceki döneme özgü özelliklerin kalıntılarıyla bir sonraki döneme özgü pırıltıları da sergileyebileceğidir.

Örnek

Somut işlemler döneminde olması beklenen bir çocuk bu döneme özgü özellikleri büyük ölçüde gösterirken, bir önceki döneme, yani işlem öncesi döneme özgü özelliklerin kalıntılarıyla, bir sonraki dönem olan soyut işlemler dönemine özgü pırıltıları da sergileyebilir.

Eğitimciler olarak temel ilgimiz, her bir dönemin özünü anlamaktır. Bunu gerçekleştirdikten sonra, ne öğretileceği ve nasıl öğretileceği üzerinde düşünmeye başlayabiliriz.

Soru

Yukarda sunulan Piaget’nin Bilişsel Gelişim Dönemleriyle ilgili görüşlerini maddeleştirerek sıralar mısınız?

Duyusal-Motor Dönem (Bebeklik-İki yaş)

Duyusal- motor dönemdeki bilişsel etkinlikler, öncelikle duyular yoluyla, yakın çevrede yaşanan deneyimlere dayalıdır. Dönemin temel zihinsel etkinliği, çevreyle duyular arasındaki etkileşimdir. Etkinlik uygulamalıdır.

Soru

İki aylık ve yedi aylık iki bebeği, uyanık oldukları ve yataklarında yattıkları anda, yarımşar saat süreyle gözleyiniz. Davranışlarında ne gibi farklılıklar var? Nasıl oluyor da insan ömrüne göre beş ay gibi kısa bir zaman süresinde davranışlar çeşitlendirilebiliyor düşününüz.

Bebek yatağının içinde yatarken, uyanık olduğunda, müthiş bir hareketlilik içindedir. Ellerini, kollarını, ayaklarını hızla ve devamlı hareket ettirir. İlk aylarda bilinçsizce yapılan bu hareketler sırasında, zaman zaman ellerini yatağın tepesinden sallanan oyuncağına ya da ağzındaki emziğe uzatır. Bu deneyimler devam ederken, önce tüm kollarıyla, sonra elleriyle ve sonra da parmaklarını kullanarak, kendisi dışındaki dünyayla buluşma denemeleri yapar. Bebekler bu dönemde deneyimlerine isim verecek dile ve sembollere sahip olmadan ve olayları fikirleri anımsamadan, o anki deneyime bağlanırlar. Bebekler neler olduğunu görür ve bunu hissederler. Fakat deneyimlerini sınıflayacak beceriye henüz ulaşmamışlardır. Tepkilerin hemen hemen tamamı, durum tarafından belirlenir.

Örnek

Aç bir bebek yiyecek ihtiyacını yaygarayı basarak belirtecektir. Sekiz aylık bir bebeğe “Şimdi bir kaç dakika bekle, biberonu ısıtıyorum. “demenin hiç bir anlamı olmayacaktır. Eğer, bir iki dakika sabredebilirse, kıvamında hazırlanmış sütle bir ziyafet çekebileceği fikrini geliştiremez.

Bebekler altı aylık olduklarında, nesneleri gözleri ile izlemeyi başarırlar. Bir duyusal motor davranış olarak gözle izlemenin gerçekleşmesi, zihin gelişimi için çok önemlidir. Bu gelişim, duyusal motor dönemdeki önemli kavramlardan biri olan kişinin sürekliliği kavramının gelişimine ortam yaratır. Bebekler zihinsel anlamda geliştikçe, kendileri için özel olan kişilerin gözlerinin önünden kaybolduğunda bile varlığını sürdürmekte olduğunu anlayabilirler. Bu kavramın gelişebilmesi için bebeğin hareket halindeki bireyi gözleri ile izleyebilecek olgunluğa kavuşmuş olması gerekmektedir. Bu dönemde önemli gelişmelerden bir diğeri de nesnenin sürekliliği kavramının gelişimidir. Bebekler, nesne gözlerinin önünden kaybolduğunda, kendileri görmeseler de o objenin varlığını sürdürmekte olduğunu anlayabilmelerini yansıtan bu özellik, kişinin sürekliliği kavramının gelişimden sonra oluşur. Bu kavramların gelişimi insanoğlunun bir sonraki dönemde belirgin bir biçimde görülebilen bir yapıyı oluşturmalarına ortam hazırlar. O da; objeler ve kişiler hakkında, onları temsil eden düşünceler geliştirmeye başlanmasıdır. Bir bebek, yeterliği çok ilkel düzeyde olsa da, bilgiyi kaydedebilmektedir. Eğer konuşması, mimikleri ve çevreye verdiği mesajları henüz çok sınırlı olduğu için, duyusal motor dönemde düşünce olmadığını varsayarsak ciddi bir hata yapmış oluruz.

Soru

Bebeklerden bir şeyi veya kişiyi saklayıp, sonra ona gösterme ya da buldurma biçimindeki “ceee! oyunu” bilişsel gelişime katkıda bulunan bir etkinlik midir? Nedenlerini açıklayınız.

Nesnelerin farkedilmesi ve izlenmesi becerisi, bebeğin kendini dünyada, ama dünyanın bir uzantısı olmayan ayrı bir varlık olarak farketmesi sürecinin başlangıcı da sayılabilir. Nesnenin sürekliliği, başlangıç düzeyinde belleğin neredeyse başlangıcı gibidir. Böylece bebekler, kayıp nesnelerin görüntülerini akıllarında tutmaya başlarlar. Yaşamın ilk bir kaç ayında, gördükleri aynı nesnelerin bir görünüp bir kaybolması, zihinsel gelişim için önemli bir işleve sahiptir. Piaget, görebilen ve doğuştan görme engelli bebekleri karşılaştırmış ve başlangıçtaki şemanın yani zihinsel organizasyonun yetersizliğinin, üç dört yılda ve daha uzun yıllarda gözlenen gelişim geriliğine yol açtığını gözlemiştir. Bu araştırma sonuçları; bebeklikle iki yaş arasında duyusal motor dönemde görsel deneyimlerin eksikliğinin, bilişsel yapıların gelişmesini engellediğini göstermiştir.

Bebeklikten, yaklaşık iki yaşına kadar, bebekler için karyolaları, oynadıkça ses çıkaran çıngırakları ve hatta battaniyelerinin üzerindeki figürler bile zengin uyarıcı olabilmekte ve onları bir sonraki döneme zihinsel olarak hazırlamaktadır. Bu gelişim döneminde bebekler, duyuları aracılığıyla birincil temel öğrenmelerini gerçekleştirirler ve yakın çevrelerinden güçlü bir biçimde etkilenirler. Bu nedenle, ilk yıllarda, çocukların görsel ve temas yoluyla çeşitli uyarıcılarla karşılaşmaları çok önemlidir.

Sezgisel veya İşlem Öncesi Dönem (İki Yaş-Yedi Yaş)

İşlem öncesi dönemde, düşünmenin niteliği değişir. Artık çocuklar bir önceki gelişim dönemindeki gibi yakın duyusal çevreye bağımlı değildir. Bir önceki dönemde, gelişimi ivme kazanan nesnenin sürekliliği kavramının yanında, zihinsel imgeler gelişmeye başlar, çocuklar hoplayıp zıplama, uzanma, tırmanma, kapalı kutuları açma gibi becerileriyle sınırlarını genişletir.

Kullanılan dilin yazım kuralları, sözcükler gibi imgelerin kaydedilme kapasitesinde dikkati çeken bir artış söz konusudur. Anlama ve sözcük kullanma becerisini kapsayan sözcük bilgisi özellikle dikkat çekicidir. İki yaşlarında 200-300 sözcük olan sınırlılık, 5 yaş civarında 2000′e çıkar.

Bu dönemde dilin kullanımı açısından büyük bir hamle gözlenir. İşlem öncesi dönemde çocuklar dil öğrenmeye en yüksek düzeyde hazır oldukları için, onlarla iletişim içinde olan yetişkinlerin yaklaşımları çok önemlidir. Çocukların yaşamlarındaki yetişkinlerin çocuklara masal okumaları, şarkılar, tekerlemeler öğretmeleri ve bu sıradaki tavırları çocukların dil gelişiminde çok önemli bir yere sahiptir.

Soru

İşlem öncesi dönemdeki çocuklar için ne tür oyuncaklar bilişsel gelişimlerine olumlu etkiler yapar?

İşlem öncesi dönemin başlarında, baskın olan öğrenme biçimi, deneme yanılma yöntemi ağırlıklıdır. Henüz çocuklar için sözcüklerin telaffuzu ve anlamı kesinlik kazanmamıştır. Dilin anlamı ve işlevi konusunda da yeterince bilinçli değillerdir. Dille ilgili zengin uyarıcıların olduğu bir çevrede bulunmak, çocuğun dil gelişimini olumlu yönde etkiler. Bu gerçek çocuklara bu dönemde formel dil eğitimi verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Aksine dil planlı programlı olmadan yaşamın doğal akışı içinde gelişir. Bu nedenle ana babaların ve öğretmenlerin özellikle kavram ve sözcük öğretmeye çalışmaları gereksizdir. Çocuk öğrenmeye çok hazır olduğu için, gündelik yaşantısı içinde, örneğin; özel arabanın ya da bir dolmuşun içinde bir yerden bir yere giderken, masal dinlerken, televizyonda bir haber programı sunulurken, evlerindeki misafirler bir şey anlatırken de sözcük dağarcığına yeni malzemeler eklemektedir. Çocuklar bu kazanımlarını biz yetişkinleri çok şaşırtan kıvraklıkta kullanabilmektedir.

Örnek

Üç yaşındaki Özge, Ağabeyi Aykut’la her gün oynamaktan çok hoşlandığı oyun parkına gitmektedirler. Ağabeyi yolu tanıyarak, nereye gitmekte olduklarını farkedip farketmediğini anlamak için “Söyle bakalım Özge, bu yol nereye gider?” diye sorar. Özge de “Hiçbir yere, bu yol olduğu yerde durur!” der.

Denemelik anlayışın bu dönemde kullanılıyor olması, çocukların sözcükleri özgürce kullanmalarına yol açar. İlgisiz sözcüklerden birleşik sözcük yapar, hayal güçlerini, fantezilerini kullanarak mantığa uymayan anlamlar çıkarırlar. Bu yaş grubu çocukları, gerçekle düşün birbirine karıştığı öyküler anlatır, hayali arkadaşlar edinir, anne ve babasıyla ve diğer sosyal çevresiyle ilgili gerçekdışı öyküler anlatırlar. Çocuklar bu etkinlikleri sırasında kendi kendileriyle ya da hayali kişilerle tartışır, böylece dili kullanmayı deneyerek kendilerini eğitirler. Söylediklerinin gerçekle uyuşmazlığının vurgulanması, söylediklerinin yalan olarak yorumlanması, hatta söylemekte olduğu “kendi ürünü” şarkı veya şiirin “saçma”, “uydurma” gibi sıfatlarla yorumlanması çocuk üzerinde olumsuz etkiler yaratır. Deneme çabaları önlenebilir, çocuk içe dönebilir. Bu gibi davranışlarla, çocukların kendini geliştirme coşkusunu yitirmesine ve doğru ile yanlış, düş ile gerçek gibi zıtlıklar karşısında kafasının daha çok karışmasına neden olunabilir. Böylesi uyarıcılar, çocuğun bilişsel gelişimini arttırıcı değil, yavaşlatıcı etki yaratacaktır.

Soru

Çocukların yaratıcı düşünme becerilerini arttırmak için yetişkinler neleri yapmalı, neleri yapmamalıdırlar?

Çocuklar düşüncelerinin mantığı ve gerçekliği üzerinde henüz düşünemedikleri için, biz yetişkinler gibi düşüncelerini dışa vurumu konusunda sınır tanımazlar. Bu konuda yetişkinleri “zor duruma” düşüren çok örnek bulabiliriz.

Örnek

Komşunuz Ahmet Bey ve eşi Nazan Hanımdan hoşlanmamaktasınız. Konuşmalarını çok sıkıcı ve yavan buluyorsunuz. Bir akşam Ahmet Beyler sizdeyken telefonunuz çalar ve çocuğunuz telefona bakar. Karşı taraftaki kişi sizi sorduğunda “bizde sıkıcı Ahmet Beyler var, annemler gitmelerini dört gözle bekliyorlarmış. . . . “biçiminde bilgi aktarır.

Örnek

Kalabalık bir otobüste, kucağınızda oturan kızınız herkesin duyacağı bir ses tonuyla karşınızda oturan abartılı makyajlı hanıma bakarak, “Anne, bak teyzeye, aynı benim yaş günümde getirttiğiniz palyaço gibi yüzünü boyamış. ” der.

Böylesi durumlarda çocukların bütün saflıklarıyla yaptıkları şey; kazandıkları dil ve düşünme becerisini uygulamaktır. Araştırmalar, bu dönemde, dikkate değer bir düzeyde, konuşmaktan yoksun bırakılmış çocukların, gelişimsel eksikliklerinin geriye dönüşsüz olabileceğini göstermiştir.

İşlem öncesi dönemde, dikkati çeken bir özellik de benmerkezliliktir. Benmerkezlilik, bencillikten çok farklı bir biçimde ortaya çıkar. Bencillik, kişinin bilerek ve isteyerek durumların, koşulların kendi çıkarları yönünde olmasına çaba göstermesi anlamını taşımaktadır. Oysa benmerkezlilik, çocuğun bilişsel yapılarının yeterince gelişmemesi nedeniyle dünyaya ve diğer insanlara sadece kendi açısından bakabilmesi anlamını taşır. Çocuk başkalarının bakış açısı ile bakamadığı için, diğer insanların kendisinden farklı olabileceğini, gereksinimlerinin ve önceliklerinin olabileceğini dikkate alamaz. Benmerkezci davranışın tam karşıtı olan davranış, empatik becerileri kullanmayı gerektirir. Empati, bir diğer insanın açısından dünyaya bakıp, onun gördüklerini görmeye çalışma, farkettiklerini onunla paylaşma sürecidir. Empatik beceri arttıkça, benmerkezlikten çıkma şansı artar. Empatik beceriyi, çocukla kurulan iletişim biçimi şekillendirebileceği gibi, evcil hayvan beslemek, çiçek yetiştirmek, sanat eğitimi almasına ortam yaratmak da söz konusu beceriyi arttırma yollarındandır.

Soru

Çocukların empatik becerilerini arttırmak için yetişkinler ne tür davranışlar sergileyerek model olabilirler?

Bu dönemde çocuklar gerçekle hayali karıştırdıkları gibi, canlı ile cansızı da karıştırabilirler. Animizm olarak adlandırılan bu durum bilişsel gelişimin doğal bir sonucudur. Çocuk, canlıları kimi zaman cansız, cansızları da canlıymış gibi görebilir. Bu yaşanan karmaşa, çocuğun yetersizliğinden, sağlıksız olduğundan değil, henüz böylesi bir ayırımı yapabilecek bilişsel olgunluğa ermemiş olmasından kaynaklanır. Önemli olan; yetişkinlerin çocuğun içinde bulunduğu bu karmaşayı besleyici türde davranmamalarıdır.

Soru

Ayşe Hanım, çok sık düşerek bir yerlerini inciten torunu Başak’ı susturmanın yolunu bulmuştur. Sehpaya veya masa gibi eşyalara çarptığında “Sen nasıl benim kızımın canını yakarsın? Al sana!” deyip eşyaları dövmektedir.

Soru

Bu davranışın ne gibi olumsuz etkileri olabilir? Tartışınız.

İşlem öncesi dönemde, çocuklar dil becerilerini kullanarak isteklerini kolayca anlatabilecek ve başkalarının anlattıklarını kolayca anlayabilecek düzeye gelebilmiş olmalarına karşın akranları ile iletişimleri zayıftır. Aynı gelişim döneminde olan, dolayısıyla evrenin merkezine kendilerini koyma eğiliminde olan okulöncesi çocukları çok sık çatışabilir, o denli de çabuk barışırlar. Toplu halde oynarken bile çocuklarla aralarında diyalog yoktur. Toplu monolog da denebilen bu tavırda grubun içinde “herkes kendi konuşup, kendi dinliyor” durumundadır. İşlem öncesi dönemin bir başka özelliğiyse, bu dönemdeki çocukların düşünce biçimlerinin tek yönlü olmasıdır. Çocuklardan zihinsel bir işlem yapmaları istendiğinde ve bunu başardıkları gözlenir, süreci tersten işletip yanıtlaması istenerek soru sorulursa, işlemi yapamazlar. Tersine çevrilemezlik olarak adlandırılan bu düşünme biçimi de bilişsel yapıların yeterince gelişmemiş olmasının ürünüdür. Çocuklar, bu tür bir işlemi ancak bir sonraki gelişim döneminde yapmaya bilişsel olarak hazır olurlar.

Örnek

Okulöncesi dönemdeki bir kız çocuğuna kardeşi olup olmadığını sorulduğunda “Evet, bir kız kardeşim var. ” demesine karşılık “Peki senin kardeşinin kardeşi var mı?” diye sorulunca “Yok, sadece benim kardeşim var. ” diyebilmesi tersine çevrilebilirlik kavramını henüz geliştirememiş olmasındandır.

Soru

Yıldız, küp, silindir vb çeşitli biçimlerdeki plastik maddelerin, yüzeylerinden içine atılabildiği büyük kutu şeklindeki oyuncaklar, bilişsel gelişimde hangi kavramın gelişimine yardımcı olurlar?

Somut İşlemler Dönemi (Yedi-OnikiYaş)

Somut işlemler dönemi, ilköğretimin ilk kısmına karşılık gelen yılları kapsamaktadır. Çocuk bu dönemde bir önceki dönemde kazandığı kavramlar üzerinde daha karmaşık zihinsel işlemler yapabilir hale gelmiştir. Ancak bu dönemin önemli bir sınırlılığı, zihinsel işlemlerin soyut kavramlar üzerinde gerçekleştirilememesidir. Çocuklar, yaşamlarında karşılaştıkları somut nesneler devreye girdiğinde, bu uyarıcılar hakkında zihinsel işlemler yapabilirler.

İlköğretimin ilk kısmında matematik problemlerinde elma, armut, ceviz gibi nesnelerin kullanılması bu dönemin doğası gereğidir. İşlem Öncesi Dönemde ve Somut İşlemler Döneminin başında tek yönlü işlem yapabilen ya da sınırlı sayıda özelliğe göre sınıflama yapabilen çocuk, zaman içinde, birden çok özelliği dikkate alarak sınıflama yapabilir. Bir süreci zihninde tasarlayabilir bu sürecin sonunda işlemi başa çevirebilir.

Örnek

Bir önceki dönem özellikleri gösteren bir çocuğa, bir grup çocuğun fotoğrafı gösterilip, ne gördüğünü anlatması istendiğinde; “Kızlar var, oğlanlar var. “, “Pantolonlular var, elbiseliler var” gibi, bir özelliğe göre gruplama eğilimindedir. Oysa Somut İşlemler Dönemi çocuğu, “Elbiseli ve pantolonlu kızlar, gözlüklü ve gözlüksüz oğlanlar var. Buradaki çocukların bir kısmı kısa saçlı, bir kısmı da uzun saçlı. ” gibi açıklamalarla, birden çok özelliği aynı anda dikkate alabilir.

Bir önceki gelişim döneminde belirgin olan benmerkezlilikten bu dönemde çıkan çocuk, empatik becerilerinin gelişimiyle kişilerarası ilişkilerinde daha sağlıklı ve etkili çabalara girer. Somut İşlemler Döneminin tipik bir başka özelliğiyse korunum kavramının kazanılmasıdır. Korunum, bir nesnenin sayı, miktar gibi özgül özelliklerinin görünümlerindeki yeniden düzenlemelere ya da yüzeysel değişimlere karşın, değişmeyeceğini bilme yeterliliğidir. Korunum kavramının ağırlık, hacim, alan, madde, uzunluk ve nitelik korunumu gibi türleri vardır. Bunlardan hacim ve ağırlık korunumu ile ilgili kavramlaştırma 12 yaş civarında oluşur.

Soru

Ünitenin başındaki sorun tanımında, öyküsü anlatılan Mert’in, kendisine annesince daha az limonata verdiğini sanması hangi kavrama örnektir?

Somut İşlemler Dönemi, çocukların formel eğitime katıldıkları yaşları kapsamaktadır. Gerek anne babalar, gerekse öğretmenler çocukların, düşünme, sorgulama ve karşılaştırma yapmalarına ortam yaratabilmelidirler. Çocuklardan, salt ezberleme yöntemiyle, belleklerine yeni bilgiler katmalarını bekleyen bir eğitim anlayışı, onların bir üst bilişsel gelişim düzeyine çıkmalarını yavaşlatıcı ve hatta engelleyici işlev görür. Bu dönemdeki çocuklara yaşayarak, gözleyerek öğrenme fırsatları verilmesi, onların “düşünmeyi” sevmelerini sağlayabilecektir.

Soru

Çocukların bilişsel gelişimine katkıda bulunmada bilgisayarın ne tür işlevleri olabilir?

Çocukların Somut İşlemler Döneminin özelliklerini gösterip göstermediklerini ölçmek için, çeşitli testler geliştirilebilir. Bu tür test maddelerinden biri aşağıda sunulmuştur.

Soyut İşlemler Dönemi (Oniki Yaş-Yetişkinlik)

Piaget’nin Bilişsel Gelişim Kuramına göre en son düzey, Soyut İşlemler Dönemidir. Adından da anlaşılacağı gibi, bu dönemde en üst düzeyde zihinsel işlemler yapılır. Ergenlik çağına geldiğinde, birey bilişsel olarak bu döneme girmeye hazır olur. Ancak Piaget ve onu izleyen diğer bilim adamlarının yaptıkları araştırmalara göre, herkes bu düzeye çıkamamaktadır.

Ergenlik dönemindeki genç, bir yandan bedeninde oluşan hızlı değişime ayak uydurmak, bir yandan da hormonlarının düzensiz olarak çalışması sonucu hızla değişen duygu durumundaki değişikliklerle başa çıkmak zorundadır. Kendisine kim olduğu, nasıl bir insan olduğu sorularını çok sık sorduğu bu dönemde, çevresinden de bu karmaşayı besleyen mesajlar almaktadır.

Örnek

Cenk, hızla ergenlik dönemine girmiş; boyu babasını geçmiş, sesi değişmiş ve diğer fiziksel özellikleriyle kendini tanımakta güçlük çeker olmuştur. Bu şaşkınlığı, bir gün, “Oğlum koskoca delikanlı oldun hala bu çocuklukları nasıl yaparsın?” diye tepki gösteren, bir başka gün inisiyatif kullanmaya kalktığında, “Dur bakalım boyun uzadı, biraz bıyıkların çıktı diye adam mı oldun, sen daha dünkü çocuksun!” diyebilen anne ve babasının tepkileri ile de beslenmektedir.

Ergen hem bedeninde, hem kişiliğinde, hem de toplumsal olarak betimlenmesinde oluşan bu denli yoğun değişikliklere uyum sağlamak için, kendisiyle bir önceki döneme göre, daha çok ilgilenme ihtiyacı duyar. Kendine odaklanma ve kendisiyle olağan üstü meşgul olma bu döneme özgü benmerkezliliği doğurur. Elkind tarafından ortaya konulan bu kavram, İşlem Öncesi Dönemde ortaya çıkan benmerkezlilikten oldukça farklıdır. İşlem Öncesi Dönemde gözlenen benmerkezlilik, bilişsel yapıların henüz gelişmemesinin bir sonucudur. Oysa Soyut İşlemler Döneminde gözlenen benmerkezlilik, ergenin, hızlı bedensel değişime ayak uydurabilmek için, kendisiyle çok meşgul olurken, diğer insanlarla kendisi arasında ayırımı yapamaması sonucu ortaya çıkar. Soyut İşlemler Döneminde gözlenen ve ergen benmerkezliliğini yansıtan bir grup davranış hayali seyirci olarak adlandırılmıştır. Kendisiyle aşırı ilgili olan ergen, sanki çevresindeki bütün insanların da, kendisiyle aynı derecede ilgili olduğuna inanmaya başlar. Adeta sahnede oynayan bir aktris ya da aktördür. Bütün spotlar onun üzerine çevrilmiştir.

Örnek

Yüzünde çıkan bir sivilce yüzünden “dünyası kararan!”, kim onu görse, o sivilceyi aynı şekilde farkedecek düşüncesiyle, o gün okula gitmemeye ve çok önemli bir sınava gitmemeye kalkan, her sabah ayna karşısında saatlerce uğraşıp neredeyse bir tüp jöleyi saçına süren, evden çıkışta, sokakta, okulda, sonra yine sokakta ve eve girerken etek boyunu uzatıp kısaltmakla uğraşan ergen örneklerini çok sık görmek olasıdır.

Ergen kendince öylesine bir dünya kurar ki onun yaşadıklarını, değil bu dünyada, bu evrende kimse yaşamamıştır. Yaşadığı duygular, düşünceler açısından evrende biricik olduğuna inanır. Elkind tarafından kişisel efsane olarak adlandırılan böylesi bir düşünceyi, her ergen geliştirmeyebilir. Ancak, “Beni kimse anlayamaz. ” “Benim yaşadıklarımı bu dünyada kimse yaşamamıştır. ” “Kimse benim gibi sevemez. ” türünden ifadelerle, kişisel efsanenin ipuçlarını elde etmek olasıdır. Ergen benmerkezliliği, bilişsel gelişimin doğal bir sonucudur ve ergenlik döneminin başlarında gözlenebilir. Ergen, gençlik dönemine doğru ilerlerken aslında olağandışı biri olmadığını, herkesin öyle çok meşgul olacağı şeyler varken, kendisiyle hiç de düşündüğü oranda meşgul olmadıkları ve olamayacakları gerçeğini algılar. Kendini daha gerçekçi bir biçimde ele alma sürecine girer.

Ergenlerle iletişim içinde olan anne babalar, öğretmenler gibi yetişkinlerin dikkat etmeleri gereken çok önemli bir nokta; dünyayı umursamazmış gibi görünen ergenlerin aslında çevrelerinden gelen mesajlara karşı çok duyarlı oldukları gerçeğini gözardı etmemeleridir. Ergen, sırlarını paylaşacak düzeyde güven duymuşsa, onun güvenine layık olduğumuzu göstermek, onun bize tutarsızmış gibi gelen davranışlarına hoşgörüyle yaklaşmak, bir süre sonra kendisinin de rahatlıkla algılayabileceği uyuşmazlıkları konusunda yüzleştirici olmamak, yetişkinler için gerçekleştirilmesi zor, ama gerekli çabalardır. Ergenler yukarda sözü edilen benmerkezliliğin yansıması olarak zaman zaman yaşamlarını tehlikeye sokacak davranışlara da girebilirler. Kendilerini baskı altında hissetmelerine yol açmadan yetişkinler, “yerinde ve dozunda” koruyucu, rehberlik edici rol üstlenmelidirler. Soyut İşlemler Dönemi üst düzeyde zihinsel etkinliklerin yapılabildiği bir dönemdir. Bu döneme gelindiğinde, hipotetik düşünceler geliştirilebilir. Akıl yürütme etkinliklerinde tümdengelim ve tümevarım yöntemleri kullanılabilir. Oysa bir önceki dönemde, zihinsel etkinliklerde bulunabilmesi için kendisine sunulan malzemenin, yaşamının bir parçası olması gerekmekteydi. Ergenlerin, bu düzeye çıkarılabilmeleri, bu düzeyde zihinsel etkinlik yapabilecek becerilere kavuşabilmeleri için, deneyim zenginliğine ve modellere ihtiyaçları vardır. Ergenler, düşüncelerinin hafife alınacağı tehdidini yaşamayacakları, destekleyici tavırlarla karşılaşacakları, tartışma ortamlarında bulunmaktan hoşlanır ve bu sürece aktif katılırlar. Ancak, böylece söz konusu uyarıcılarla karşılaşabilirler.

Tartışalım

Ne tür özellikler taşıyan, nasıl bir eğitim ortamı ergenlerin Soyut İşlemler Dönemine çıkmalarına yardımcı olabilir? Yetişkinlerin ergenlerle iletişiminde üslupları ve tarzları nasıl olmalıdır, tartışınız.

Çocukların, Soyut İşlemler Döneminin özelliklerini gösterip göstermediklerini ölçen birçok test bulunmaktadır. Ergenlerin mantıklarını kullanarak akıl yürütme becerilerini ölçen bir örnek madde aşağıda sunulmuştur (Springhall ve Springhall 1990′dan alınmıştır).

Örnek

Fasulye, Kuş, Balık ve Salyangoz Adaları Bilmecesi: Bu bilmece okyanustaki dört adayla ilgilidir. İnsanlar yıllarca bu adalar arasında tekne ile gidip gelmişlerdir. Ancak son zamanlarda havayolu bağlantısı da kurulmuştur. Çocuklar, olası uçak seferlerine ilişkin verilen ipuçlarını, dikkatle dinlemelidirler. Seferler direk olabileceği gibi, adalardan aktarmalı biçimde de olabilir. Seferler mümkün olduğunda, adalar arasında her yönden gerçekleştirilebilecektir. Aşağıda bilmecenin nasıl sunulması gerektiği belirtilmiştir:

Fasulye, kuş, balık, salyangoz adası

Bu, Fasulye Adası, Kuş Adası, Balık Adası ve Salyangoz Adası olarak adlandırılan dört adanın haritasıdır. İpuçlarını, hatırlamamıza yardım edebilmesi için not alabilirsiniz ya da haritaya işaret koyabilirsiniz. İpuçlarıyla ilgili sorularınız olursa bana işaret veriniz.

Birinci ipucu: İnsanlar Fasulye ve Balık Adaları arasında uçakla gidip gelebilirler. İkinci ipucu: İnsanlar Kuş ve Salyangoz Adaları arasında uçakla gidip gelemezler. Bu iki ipucunu kullanarak 1. soruyu yanıtlayınız.

Soru 1: İnsanlar Fasulye ve Kuş Adaları arasında uçakla gidip gelebilirler mi? ( )
a- ) Evet ( )
b- ) Hayır ( )
c- ) İki ipucu ile bir şey söylenemez.
Yanıtını açıklayınız.
Üçüncü ipucu: İnsanlar Fasulye ve Kuş Adaları arasında gidip gelebilirler.
Üç ipucunu kullanarak Soru 2′yi yanıtlayınız ve birinci soruya verdiğiniz yanıtı değiştirmeyiniz.

Soru 2 : İnsanlar, Balık ve Kuş Adalarına gidip gelebilirler mi? ( )
a- ) Evet ( )
b- ) Hayır ( )
c- ) Üç ipucu ile bir şey söylenemez. Yanıtını açıklayınız.

Soru 3: İnsanlar Balık ve Salyangoz Adaları arasında gidip gelebilirler mi? ( )
a- ) Evet ( )
b- ) Hayır ( )
c- ) Üç ipucu ile bir şey söylenemez.
Yanıtını açıklayınız.

Yanıtlar:
1. C ; iki ipucu ile bir şey söylenemez.
2. A ; evet- Balık Adasından Fasulye Adasına ve Fasulye Adasından Kuş Adasına uçakla gidilebilir.
3. B ; hayır- ikinci ipucu bunu olanaksız kılıyor.

“Bilişsel Gelişim Dönemleri” için 1 cevap

  1. [...] Dönemleri Bilişsel Gelişim ve İlgili Temel Kavramlar Piaget ve Bilişsel Gelişim Kuramı Bilişsel Gelişim Dönemleri Özet Değerlendirme Soruları Düşünelim, Tartışalım Yararlanılan ve Başvurulabilecek [...]

Bir Cevap Yazın

*