Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
31.08.2014
Ders: Konuşma ve Yazma Eğitimi      Ünite 9      22 Ağustos 2011 Ara     

Bilgilendirici Metinler

Toplumu bilimsel, siyasal, sanatsal ya da sosyal bir konu üzerinde bilgilendirmeyi, tartıştırmayı, bu yolla gerçeklere ulaştırmayı amaçlayan yazı türlerine bilgilendirici metinler denir. Bilgilendirici metinlerin duygusal boyutları pek yoktur. Bir gözlem, araştırma, inceleme ya da deneyime dayalı yazılardır. Genellikle gazetelerden tanıdığımız makale, fıkra, haber, inceleme, biyografi, otobiyografi, bibliyografi türündeki metinlerdir. Birçoğu sonradan kitaplaşır. Bu ünitede bu türlerden makale ve fıkra üzerinde bilgiler verilecektir.

Tartışalım

İnceleme, biyografi, otobiyografi, bibliyografi türündeki metinlerle ilgili bilgilerinizi arkadaşlarınızla tartışarak eksiklerinizi tamamlayınız.

Makale

Makale; temeli düşünce olan, bu düşüncenin yazar tarafından belge, bulgu ve bilgilerlerle kanıtlanmaya çalışıldığı, bir yazı türüdür. Makalede konularının sınırı yoktur; bir düşünce, toplumsal bir olay, bilimsel bir gerçek, söz sanatları, plastik sanatlar, makalenin konusu olur. Yazar, makale yazmakla savunduğu bir gerçeği, bir gözlem ya da deneyin sonucunu gazete ve dergi okuyucusuna iletmeyi amaçlar. Bu metnin yapısı, savunulan görüşle ve bu görüşü destekleyecek bilgi ve örneklerle, deney sonuçlarıyla örülür.

Soru

Kaç türlü makale vardır?

Nurullah Çetin, Türk edebiyatında ilk makaleyi Tercüman-ı Ahval gazetesinde İbrahim Şinasi’nin yazdığını belirtir. İlk uygulamalardan bu yana makaleler konularına göre; sanatsal makaleler, bilimsel makaleler, siyasal, toplumsal makaleler gibi türlere ayrılmaktadır.

Soru

Başmakale nedir?

Konusu siyasal ya da toplumsal makaleler daha çok gazetelerde bulunur. Gazetelerin ilk sayfalarındaki makaleye başmakale denir. Her gazetenin başmakalesi o gazetenin başyazarı tarafından yazılır. Başmakale, yayınlandığı gazetenin dünya görüşünü ve olaylara bakışını belirler ve gazetenin okuyucu sayısı üzerinde etkilidir. Kimi insanlar, başyazar gazete değiştirdiğinde ya da beğendikleri makale yazarı artık eskisi kadar etkili ve tutarlı yazmadığında gazetelerini değiştirirler. Bu yüzden makale yazmak çok önemlidir.

Soru

Makale metninin belirleyici özellikleri nelerdir?

- Makale düşünsel plânla yazılmalıdır.
- Makalede işlenen konu, kendinden önce yazılmışlardan ayrı olmalıdır.
- Yazar anlattıklarının doğruluğuna güvenmeli, anlattıklarını bir mantık çerçeve sine oturtabilmeli; anlattıkları, önceki anlattıklarıyla çelişmemelidir.
- Yazar, okuyucuya konunun önemini kavratabilmek, konunun önemine inandırabilmek için örnekleme, karşılaştırma, tanık gösterme gibi nesnel verilerden yararlanmalıdır. Konusu ne olursa olsun makale yazarı, okuyucu ile bağını koparmamalıdır.

Tartışalım

Okuduğunuz bir makaleyi yukarıdaki belirleyici özelliklere göre tartışınız.

Fıkra (Köşe Yazısı)

Fıkra; bir yazarın bir gazete ve derginin belli sayfasında, belli köşesinde, genel bir başlıkla gündelik konulardaki görüş ve düşüncelerini yorumlayan kısa bir yazı türüdür. Bu yazı türünü; halk arasında anlatılan kısa, güldürücü, ders verici halk fıkralarıyla karıştırmamak gerekir. Köşe yazısı olan fıkrada; siyasal, ekonomik, eğitim gibi günlük, toplumsal sorunlar ayrıntıya girilmeden, kanıtlamaya çalışılmadan kısaca işlenir. Fıkra bilgilendirici yazı türlerindendir. Türk edebiyatında ilk fıkra yazarımız Şinasidir.

Soru

Fıkra metninin belirleyici özellikleri nelerdir?

- Makale gibi düşünsel plânla yazılır. Fakat makaleden kısa metinlerdir.
- Yazar; siyasal, ekonomik, eğitim gibi günlük, toplumsal konularda kendi gerçeğini dile getirmeye ve kamuoyu oluşturmaya çalışır.
- Yazar anlattıklarını kanıtlamak zorunda değildir; bilimselden çok kişisel görüşünü açıklar, okuyucusunu kendisi gibi düşündürme kaygısı yoktur.
- Güncel olaylarla ilgili günü birlik yazılardır, en beğenileni bile birkaç gün sonra unutulur.

Örnek

2001’İN İLK YAZISI

Nazım Hikmet “Don Kişot” adlı şiirini 1947 yılında yazdı. Ölümsüz gençliğin şövalyesi, ellisinde uyup yüreğinde çarpan aklına bir temmuz sabahı fethine çıktı güzelin ve doğrunun ve haklının; önünde mağrur aptal devleriyle dünya, altında mahzun kahraman Rosinant’ı. Bilirim, hele bir düşmeyegör hasretin hallisine, hele bir de tam okka dört yüz dirhemse yürek, yolu yok, Don Kişot’um benim, yolu yok, yel değirmenleriyle döğüşülecek. Haklısın, elbette senin Dülsinyan’dır, dünyanın en güzel kadını, elbette sen haykıracaksın bunu bezirgânların suratına, ve alaşağı edecekler seni bir temiz pataklayacaklar. Fakat sen, yenilmez şövalyesi susuzluğumuzun, sen, bir alev gibi yanmakta devam edeceksin ağır, demir kabuğunun içinde ve Dülsinya bir kat daha güzelleşecek.

Bilindiği gibi Donkişot’un asıl adı Alonso Quijano’dur. Mancha yöresinde herkesin sevdiği, saydığı erdemli ve efendi bir adamdır. Yaşamının bir süresinde tırlattığı için gezginci şövalyelere özenip kendisini yollara atar; uzun serüvenlerden sonra “hak” ve “doğruluk” yolunda nice tehlikeyi göğüsleyip ün kazanır; bir roman kahramanına dönüşür.

Romanı sonu nasıl biter?.. Don Kişot evine, çiftliğine, çubuğuna döner; hasta yatağına düşer; aklı başına gelir; papazı çağırtır, günah çıkartır; “tam bir Hıristiyan gibi ruhunu Tanrı’ya emanet ederek gözlerini yumar.”.

Şövalyenin yakınlarında Carrasso dokunaklı bir ağıt yazar: Dünyaya aldırış ettiği yoktu, Çoğu zaman korku ondan korktu Ve sonunda herkes kubul etti ki Çılgın gibi yaşadı, akıllıca can verdi. Vaktiyle bir kez daha sormuştum:
- Peki, ölüm döşeğinde gözlerini bu dünyaya yuman gerçekten akıllı Alonso Quijano muydu?.. Yoksa çılgın Don Kişot mu?.. Elbette Alonso Quijano sizlere ömür…

Don Kişot yaşıyor.

2001 yılına girerken çevrenize bir bakın, yeni yüz yılda Don Kişot’lardan geçilmiyor; Nâzım’ın dediği gibi “Güzelin, doğrunun, haklının fethine çıkıyor; yel değirmenleriyle dövüşüyor…”

Don Kişot’lar dövüşmeseler, ne dünya bu kadar güzel olabilir, ne de Dülsinya’lar.

İlhan Selçuk -Cumhuriyet Gazetesi, 2 Ocak 2001, Salı, sayfa: 2.

Bir Cevap Yazın

*