Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
24.11.2014
Ders: Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar      Ünite 1      24 Şubat 2010 Ara     

Bilgi ve Çeşitleri

En kısa tanımıyla bilgi ve bilme eylemi, insanın çevresiyle kurduğu bir ilişki biçimidir. İlk zamanlarından bu yana insanoğlu, düşünen bir varlık olarak hiçbir zaman çevresinde olup bitenlere ve bu çevrede bulunan nesnelere bakmakla yetinmemiş, hep onları akıl düzeyinde kavrama, düşünerek değerlendirme ihtiyacını da duymuştur. Bir başka deyişle, düşünen bir varlık olmasından kaynaklanan merak, neredeyse içgüdüsel olarak insanoğlunu hep çevresinin ve zamanda da kendisinin varlığını yalnızca saptamakla yetinmeyip, onları öğrenmeye de zorlamıştır.

Sıra Sizde

Bilgi ve Bilmek Nedir ?

Tarih-öncesi dönemin insanın sözü edilen öğrenme içgüdüsü, doğal olarak en ilkel ihtiyaçlarını karşılama hedefine yöneliktir. Bu bağlamda örneğin etini yiyebileceği av hayvanın varlığını saptamakla yetinmeyip, onu nasıl avlayabileceği üzerinde düşünmesi de ilkel insanın bir bilgi edinme eylemidir. İnsanoğlu, tarihsel gelişme süreci içersinde merakını yalnızca temel ihtiyaçlarıyla sınırlı olmaktan çıkarıp daha geniş bir alana yöneltmiş, kendisi için doğrudan bir ihtiyaç niteliğini taşımayan konularda da, düşünen bir varlık olması nedeniyle, sürekli bilgi edinmek istemiştir. Bu açıklamaların ardından bilginin kısa bir tanımını vermek istersek, şöyle diyebiliriz: Bilgi, duyular yoluyla algılanan konunun düşünce süzgecinden geçirildikten sonra insan bilincine yansıyan görüntüsüdür. İnsan, kendine ve çevresindeki dünyaya duyuları aracılığıyla gerçekleşen algılamalarıyla ve düşünmesiyle yönelir. Duyu organları (görme, işitme, dokunma, tat alma vb. ) aracılığıyla dış dünyayı, yani nesneleri ve olayları kavrar; böylece de dış dünyada varolanları, olup bitenleri bilmiş, kendisi için bilgiye dönüştürmüş olur.

Algılama

O halde bilgi, algılama ve düşünme yoluyla insanın iç dünyasına (bilinç düzlemine) aktarılan’dır; bilginin bu aktarımı, özne (süje) , yani bilen Ben ile, dış dünyadaki nesneler (objeler) ve olaylar arasında algılar ve düşünme aracılığıyla kurulan bir ilişki sonucu gerçekleşmektedir.

Algılama, düşünme

Buna göre daha genişletilmiş bir tanımla bilgi, özne ile nesne arasında algılama aracılığıyla kurulan bir ilişki sonucu elde edilen ve öznenin düşünme süreci ve birikimleriyle değerlendirilen şey diye de nitelendirilebilir.

Bu tanımlardan, bilginin çok önemli iki özelliği de ortaya çıkmaktadır: Bilgilenme, edilgin (pasif) değil, fakat etkin (aktif) bir süreçtir; başka deyişle bir konuda bilgi edinmek, duyuların algıladığı ile yetinmeyip, algılananı düşünce düzeyinde işleme eylemini koşul kılar. Bilimsel yöntemlerle ulaşılan bilimsel bilgi’nin dışında kalan bilgi türleri, herkesin birikimlerinin farklı olması nedeniyle, bir ölçüde görece (izafi) nitelik taşır. Bilimsel bilgi’nin ilke olarak görecelikten uzak oluşunun nedeni ise, bilimsel yöntemin kesinliği amaçlamasıdır. Daha ilerde, sosyal bilimlerin özellikleri üzerinde dururken görüleceği üzere, yukarda sözü edilen kesinlik en belirgin biçimiyle doğa bilimleri alanında görülür. Bunun nedeni – matematik, fizik, jeoloji, kimya, gökbilim (astronomi) vb. gibi – doğa bilimlerinin değişken olmayan verilerden yola çıkması, sonuçta da herkese ya da çeşitli kuramlara göre değişebilen değil, fakat artık herkesi bağlayıcı kesinlikte sonuçlara ulaşmasıdır. Buna karşılık insanlardan oluşma toplumu çeşitli yönleriyle inceleyen sosyal bilimler, insan gibi, tarihsel süreç içersinde hep değişime uğramış bir veriyi ve ondan oluşma bir bütünü, yani toplumu temel aldıklarından, belli bir görecelik öğesini zorunlu olarak içerirler. Ancak doğa bilimlerine oranla varolan bu farkın sosyal bilimleri bilim olmaktan çıkarmadığını da ilerde göreceğiz.

Sıra Sizde

Kaç Çeşit Bilgi Vardır?

Bu ünitenin “Giriş” bölümünde, bilimin bir bilgi edinme yöntemi olduğunu ve bu yöntemle kazanılan bilginin bilimsel bilgi diye adlandırıldığını belirtmiştik. Şimdi bilimsel bilginin yerini daha iyi belirleyebilmek için, kısaca öteki bazı bilgi çeşitlerinden de söz etmemiz gerekiyor. İnsanlığın başlangıcından günümüze uzanan süreç içersinde bilginin çeşitleri, başka deyişle duyusal algılar ve düşünce aracılığıyla bilgiye dönüştürülenlerin sayısı, doğal olarak artmıştır. Bu artışı gözümüzde canlandırabilmek için, örneğin ortaçağ insanının gündelik yaşamında yer alan bilgilerle günümüz insanının aynı alanda bildiklerini, ve daha da önemlisi, zamanına ayak uydurabilmek için bilmek zorunda olduklarını karşılaştırmak yeterlidir. Yalnızca bugün evlerimizde kullanmakta olduğumuz elektrikli aletlere ilişkin teknik bilgi ihtiyacımız bile bu konuda yeterli bir örnek sayılabilir. Gerçi bütün bilgiler, bir özne ile bir nesne arasındaki ilişkiden kaynaklanmaları bakımından ortak bir noktada birleşir. Ancak bilginin çeşidine göre, bu ilişki farklılıklar göstermektedir. Bilginin çeşitleri de bu farklılıklardan kaynaklanmaktadır.

Gündelik Bilgi

Gündelik bilgi, insanın günlük yaşamında yalnızca gözlemlerine ve önceki – ya da anlık – deneyimlerine dayanarak elde ettiği bilgi çeşididir. Örneğin havanın bulutlandığına bakarak yağmurun yağacağını “bilmek”, bu türden bir bilgiyi içerir. Kolayca anlaşılabileceği gibi, örneğin meteorolojik bir incelemeye değil, fakat yalnızca havanın bulutlandığına ilişkin gözleme ve genelde bulutlu havanın yağmur getirdiği deneyimine dayanan bu bilgi, yanlış da çıkabilir. Bu durumda burada gerçek anlamda bir bilgiden değil, fakat bir tahminden söz etmek, daha doğru olur. Oysa bilimsel bilgi, yalnızca tahminden kaynaklanamaz. Yukarıdaki örneğe dönersek, ancak hangi hava akımlarının, hangi bulut türlerinin hangi koşullarda yağmur getirdiğini inceleyen meteoroloji biliminin verilerine dayanan bir hesaplama, bilimsel bilgi diye adlandırılabilir.

Bunun gibi, bir insanın yüzünün sarılığına bakarak onun hasta olduğunu “bilmek” de yine yalnızca gözleme ve hasta insanların yüzlerinin genelde sağlıksız renkte olduğu deneyimine dayanan, yüzeysel bir bilgiyi, daha doğrusu tahmini dile getirir. Bu tahmin de – örneğin o insanın doğal renginin sarı olması ya da sararmanın hastalıktan başka bir nedenden ileri gelmesi nedeniyle – yanlış çıkabilir. Bu örnekte de bilimsel bilgi ancak tıp biliminin araştırmalarıyla elde edilebilir. Bu örneklerden yola çıkarak gündelik bilgiyi, araştırmalardan değil, fakat doğrudan gözlemlerden ve deneyimlerden kaynaklanan, araştırmalar sonucu kurulmuş neden-sonuç ilişkilerinden yoksun, bu nedenle de doğruluğu her an tartışma konusu olabilecek bilgi çeşidi diye tanımlayabiliriz.

Gündelik bilgi

Dinsel Bilgi

Dinsel bilgi, özne ile nesne arasında inanç yoluyla kurulan ilişkiyi temel alır; bu bilginin özünü Tanrının, peygamberlerin ve kutsal kitapların buyrukları oluşturur. Din alanında sorulara vahiy yoluyla verilmiş yanıtların yeni sorulara kaynaklık etmesi, bu arada kutsal kitaplarda yer alan yanıtların zaman içersinde değişmesi, söz konusu değildir. İnanan, bir kez belli bir dinin kurallarını benimsedikten sonra davranışlarını tartışmaksızın o kurallar doğrultusunda düzenlemekle yükümlüdür.

Dinsel bilgi

Bu açıklamalardan da görülebileceği gibi din, özünde bir inanç sistemidir. Bu sistem içersinde yer alan bilgiler de doğruluğunun tartışılması olanaksız bilgilerdir. Buna karşılık bilimde bir kez elde edilmiş bir sonucun/bilginin, sonradan koşullar değişse veya o alanda yeni buluşlar yapılsa bile, sonucun doğruluğa bir kez inanılmış olması nedeniyle, bir daha tartışılamaması gibi bir durum söz konusu değildir.

Teknik Bilgi

Geniş anlamda teknik, insanoğlunun – hangi kaynaktan gelirse gelsin – bilgilerini uygulaması için gerekli kuralların bütününü dile getirir. Antik çağ filozofu Aristoteles’e göre teknik, insanoğlunun alet ve kullanım eşyaları yapabilme becerisidir. Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi, teknikten söz edebilmek için hangi alanda olursa olsun – bir uygulamanın ya da uygulama amacının varlığı şarttır. Bu uygulama, doğrudan günlük yaşama ait olabileceği gibi, sıradan günlük uygulamalar içersinde yer almayan bir alanda da bulunabilir. Örneğin sulama tekniği gibi, edebiyat alanında da bir roman ya da şiir tekniğinden söz edebiliriz.

Böyle bir durumda dile getirilmek istenen, bir romanın ya da şiirin oluşturulabilmesi için ne gibi somut kuralların uygulandığının ya da uygulanması gerektiğinin ortaya konulmasıdır. Cümlelerin yapısı, noktalama işaretlerine yer verilmesi ya da verilmemesi, uyak (kafiye) düzenine bağlı kalınması ya da kalınmaması, bu anlamda tekniğin kapsadığı noktalardır.

Bilgi-uygulama (teknik)

Teknik bilginin en önemli ayırıcı özelliği, doğrudan uygulamaya ve somut bir sonuç alma amacına yönelik oluşudur.

Sanat Yoluyla Edinilen Bilgi

Antikçağdan günümüze kadar, sanatın üzerinde herkesin uzlaşabildiği bir tanımı yapılamamıştır. Kesin olan nokta, insanoğlunun sanatsal yaratıcılığının bilim ve felsefenin dışındaki bir alanda geçerlik kazanan bir yaratıcılık olduğudur.

Sanat, kendine özgü bir dünyayı yorumlama biçimidir; bu yorumu her sanatçı kendi sanatının ortamında (ressam resimleri, heykeltıraş heykelleri, besteci besteleri vb. ) gerçekleştirir. Sanat yoluyla edinilen bilgi, her zaman dolaylı yoldan edinilmiş bir bilgidir; çünkü sanat, hiçbir zaman doğrudan bir bilgi kaynağı değildir. Örneğin Türk İstiklâl Savaşı’nı konu alan bir romanı okuyan kimsenin amacı (örneğin aynı savaş üzerine kaleme alınmış bir tarih eserini okuyan kişiden farklı olarak) , İstiklâl Savaşı üzerine bilimsel ya da doğrudan bilgi edinmek değildir. Çünkü böyle bir roman, yazarının oluşturduğu öznel kurgu içersinde, ancak yazarın sözü edilen savaşa ilişkin kendi (öznel) bakış açısını dile getirebilir.

Ancak bu, sanat eserinin hiçbir zaman bilgi kaynağı olamayacağı anlamına gelmez. Sanatçının dünyaya ve olaylara – elbet birikimlerine dayanan – öznel bakış açısı ve kişisel yorumu, sanat eserinin izleyicisine de yeni bakış açıları kazandırır; izleyici, belli bir sanat eserinin aracılığıyla yaşama o zamana kadar belki de hiç aklına getirmediği bir bakış açısından bakar ve yine o zamana kadar hiç düşünmediği yeni sorulara karşılık arayabilir. Böylece sanat yoluyla edinilen bilgi, sanatçıların verdikleri eserlerde somutlaşan öznel bakış açıları aracılığıyla edinilen bilgi diye tanımlanabilir.

Sanat yoluyla elde edilen bilgi ile bilimsel bilgi arasında, yöntem açısından önemli bir ayrım vardır. Bilimsel yöntem, ancak varlığı kesin ve aralarında neden-sonuç ilişkileri kurulabilecek ayrıntıları kullanabilir. Buna karşılık sanatçı, kurgulamasıyla varmak istediği sonucu destekleyeceğine inandığı ayrıntıları, bu ayrıntılar yalnızca olasılık düzeyinde kalmış olsalar bile, kullanma özgürlüğüne sahiptir. Örneğin Atatürk’ün ve döneminin tarihini yazmayı amaçlayan bir tarihbilimci, ancak varlığı kesin ve belgelenmiş olguları çıkış noktası alabilir. Buna karşılık Atatürk’ün yaşam öyküsünü bir deneme tarzında kaleme almak isteyen bir yazar, kafasında oluşturduğu Atatürk portresine uygun düştüğüne inandığı, fakat yalnızca bir olasılık niteliğini taşıyan ayrıntıları da kullanabilir.

Bilimsel Bilgi

Bilimsel bilgi, bilimsel yöntemlerin uygulanmasıyla elde ettiğimiz bilgidir. Akılcılık ve kesinlik ilkelerini temel alan bilimsel yöntem, bize gözleme ve deneye dayanan, doğruluğu sınanabilir nesnel (objektif) bilgiler kazandırır. Bu açıklamalar doğrultusunda bilimsel bilginin başlıca özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

a) Bilimsel bilgi kesindir; somut kesinliklere ulaşmayı amaçlayan bilimin alanında olabilirliklere değil, ancak olurlara ya da olmazlara yer vardır. Örneğin bir sıvının belli bir donma derecesinin bulunması, o sıvının hesaplanan donma derecesinde kesinlikle donacağı anlamına gelir. Aynı sıvının belirlenen soğutma derecesine erişildikten sonra “belki de donmayabileceği”, bilimsel söylemin dışındadır.

b) Bilimsel bilgi, gözleme ve deneye dayanan bilgidir. Yalnızca tahmin, bilimsel bilginin edinilebilmesi için yeterli değildir. Bilimde tahminler, ancak gözlem ve deneyler aracılığıyla doğrulandıktan sonradır ki kesinlik kazanıp bilimsel bilgiye dönüşebilirler. Örneğin çeşitli belirtilerden yola çıkılarak dünyanın yeni bir uydusunun bulunduğunun tahmin edilmesi, henüz bilimsel bir sonuç niteliğinde değildir. Ancak bir bilim dalı olan gökbilimin (astronominin) yöntemleriyle ve hesaplarıyla böyle bir uydunun varlığı ortaya konulduktan sonradır ki dünyamızın yeni bir uydusunun bulunduğu, bilimsel doğruluk kazanır.

c) Bilimsel bilgi, doğruluğu sınanabilen, başka deyişle kanıtlanabilir bilgidir. Doğru olup olmadığı denetlenemeyen ve kanıtlanamayan bilgi, bilimin dışında kalır.

d) Bilimsel bilgi, nesneldir (objektiftir) . Başka deyişle, doğruluğu bir kez kanıtlanarak bilimsellik niteliğini kazanmış olan bilgi, artık herkes için doğrudur ve kimilerine göre doğru, kimilerine göre de yanlış olması, söz konusu değildir. Örneğin ayın dünyanın çevresinde döndüğü, bilimsel bir bilgidir ve bu nedenle herkes için geçerlidir; bazılarına göre ayın dünyanın çevresinde dönmemesi diye bir olasılık düşünülemez.

“Bilgi ve Çeşitleri” için 1 cevap

  1. [...] – bilimsel sonuçların niteliklerini öğrenebileceksiniz.İçindekiler- Giriş Bilgi ve Çeşitleri Bilim Bilimsel Araştırmanın İlkeleri Özet Değerlendirme Soruları Yararlanılabilecek [...]

Bir Cevap Yazın

*