Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
25.11.2014
Ders: Banka ve Sigorta Hukuku      Ünite 1      7 Nisan 2011 Ara     

Banka Kavramı

Amaç 3

Banka nasıl tanımlanır, türleri nelerdir?

Tanım

Bankacılık sektörünün, dolayısıyla Banka Hukukunun merkez kavramı yukarıda belirtmiş olduğumuz gibi bankada.

Bankacılık Kanunu, bankayı bir üst kavram olarak ele almakta, bu kavramın içine mevduat bankalarını, katılım bankalarını ve kalkınma ve yatırım bankala­rını yerleştirdikten sonra, bunlardan her birinin tanımını vermektedir.

Banka: Karşılığında faiz ya da kâr payı vermek üzere halktan veya özel kaynaklardan topladığı ya da kendi sahip olduğu paraları, faizli veya sonuca katılmalı yöntemle kredi olarak kullandıran ve böylece para akışına aracılık eden iktisadi işletmenin ve bu işletmenin sahibi durumunda olan anonim şirketin adıdır.

Bank.Kan.m.3′e göre mevduat bankaları “mevduat kabul etmek ve kredi kul­landırmak esas olmak üzere faaliyet gösteren kuruluşlar…”dır. Bu tanımdan hare­ketle, mevduat bankasının, kavram olarak iki temel unsurunun bulunduğunu söy­lemek mümkündür: mevduat ve kredi. Böylece mevduat toplayarak yarattığı kay­nağı kredi biçiminde ekonomiye aktaran kuruluş, karşımıza bir mevduat bankası, dolayısıyla bir banka olarak çıkmaktadır.

Bank.Kan.m.3. katılım bankasının da tanımını vermektedir. “Özel cari ve katıl­ma hesapları yoluyla fon toplamak ve kredi kullandırmak esas olmak üzere faali­yet gösteren kuruluşlar …” birer katılım bankası olarak nitelendirilmektedirler. Bu tanımın mevduat bankasına ilişkin tanımla ortak bir unsuru bulunmakta, buna kar­şılık fon yaratmada kullandığı teknik açısından farklılaşmaktadır. Gerçekten gerek mevduat, gerekse katılım bankası için kanunun verdiği tanımlara göre kredi kul­landırma ortak bir özellik olarak ortaya çıkmaktadır. Buna karşılık kullandırılacak bu kredilere kaynaklık edecek fonun oluşumu her iki banka türünde farklılık gös­termektedir. Nitekim, mevduat bankalarında bu fon, halktan mevduat toplamak suretiyle oluşturulurken, katılım bankalarında, bunun özel cari ve katılım hesapla­rı ile toplanması söz konusu olmaktadır.

Nihayet, banka kavramının bir alt türü olan kalkınma ve yatırım bankasını Bank.Kan.m.3 şu şekilde tanımlamaktadır: “… mevduat veya katılım fonu kabul et­me dışında; kredi kullandırmak esas olmak üzere faaliyet gösteren kuruluşlardır”. Dikkat edildiğinde bu tanımda da, kredi kullandırmanın esas alındığı, mevduat ve­ya katılım fonunun söz konusu olmadığı görülmektedir.

Böylece, kredi vermenin tüm bankaların ortak unsuru olduğu, buna karşılık kredinin verileceği fonun oluşumunun farklılık göstermekte bulunduğu, dolayısıy­la banka üst kavramı altında yer alan banka türlerinin birbirlerinden fon yaratma biçimi açısından ayrıldıkları izlenimi doğmaktadır. Şu halde, bu izlenime göre, bankaları sıralamada fon toplama teknikleri esas olmakta, bu fonu kullanış tekni­ği hepsinde aynı, yani kredi olduğundan, bunun ayırıcı bir unsur olarak göz önü­ne alınmaması gerekmektedir. Ne var ki, varılan bu sonucun, Bankacılık Kanunu incelendiğinde hatalı olduğu görülmektedir. Kredi, her ne kadar tüm bankalarda ortak bir unsur olarak ifade edilmiş ise de, gerçekte mevduat bankası ile katılım bankasının her birinde kredi unsurunun anlam ve içeriği diğerine göre farklılık göstermektedir.

Bir başka deyişle, ortak bir deyim altında farklı ilişkiler gündeme gelmektedir. Bank.Kan.m.48, kanunda geçen kredi deyiminden ne anlaşılması ge­rektiğini açıklarken, mevduat bankaları ile katılım bankalarını ayrı ayrı ele almak­ta, her bir banka türü açısından bu deyimin içine hangi finansman işlemlerinin gir­diğini tek tek saymaktadır. Sayılan bu finansman işlemlerini incelediğimizde bun­ların birbirlerinden önemli ölçüde farklılaştıklarını görmekteyiz. Nitekim, mevduat bankaları açısından kredi sayılan işlemlerde faiz unsurunun bulunmasına karşılık, katılım bankalarında faiz uygulamasına dayanmadığı kabul edilen, kâr ve zarar or­taklığı, taşınır veya taşınmaz temini, finansal kiralama gibi işlemler kredi olarak ele alınmaktadır. Fon yaratmada da her iki banka türü arasındaki fark, faizin söz ko­nusu olup olmamasına dayanmaktadır.

Nitekim, mevduat bankaları, mevduat top­layarak fon oluştururken, katılım bankaları bunu faizin söz konusu olmadığı özel cari ve katılım hesapları aracılığıyla gerçekleştirmektedirler. Varılan bu sonuçtan hareketle, mevduat ve katılım bankaları arasındaki farkın, faize dayalı işlem yapıp yapmamalarından kaynaklandığını söylemek mümkündür. Kısaca, mevduat ban­kaları gerek fon toplamada gerekse bunu kredi olarak kullandırmada faiz uygula­ması yaparken, katılım bankalarında faiz söz konusu olmamaktadır. Yatırım ve kal­kınma bankalarına ilişkin olarak Bankacılık Kanunu, kredi unsuru açısından m.48/2′de bir açıklama içermektedir. Buna göre, bu bankalar açısından kredi, m 48′in birinci fıkrasında belirtilen işlemler ile finansal kiralama yöntemi ile sağlanan finansmanları içermektedir. Bu durumda yatırım ve kalkınma bankaları, finansal kiralama işlemi hariç, aynen mevduat bankaları için geçerli olan kredi kavramına tabi olmaktadır. Bu haliyle, kredi kavramı açısından yatırım ve kalkınma bankala­rının, fon sağlama unsuru dışında, mevduat bankalarına daha yakın düştüğünü söylemek yerinde olacaktır.

Böylece kredi unsuru açısından bankaları iki gruba ayırmak mümkün bulun­maktadır, faize dayalı olarak çalışan bankalar ile faize dayalı olmadan çalışan ban­kalar. Birinci gruba mevduat bankaları ile yatırım ve kalkınma bankaları, ikinci gruba ise katılım bankaları dahil olmaktadır. Bu çalışmada uluslararası yaygın ve yerleşik uygulamalar gözönüne alınarak, sadece birinci gruba dahil bankalar esas alınmış olup, kredi teknikleri önemli farklılık gösteren katılım bankaları inceleme konusu yapılmamıştır.

Kamu Hizmeti: Siyasal organlar tarafından kamuya yararlı kabul edilen, bir kamu kuruluşunun ya kendisi ya da yakın denetimi ve gözetimi altında özel kesim tarafından yürütülen faaliyetlerdir.

Etik: İnsanların kurduğu bireysel ve toplumsal ilişkilerin temelini oluşturan değerleri, normları, kuralları, doğru-yanlış ya da iyi-kötü gibi ahlâki açıdan araştıran ölçüler bütünüdür.

Özellikleri

Bankalar, bir yandan halkın tasarruflarını mevduat olarak toplar, diğer yandan oluşturdukları fonları kredi adı altında ekonomiye aktarırken, güvenilir kişi olmak zorundadırlar. Gerçekten ufak tasarrufların kendilerinde birikebilmesi, ancak bun­ların sahiplerinin bankalara güven duyabilmesine bağlı bulunmaktadır. Bu güven­de aldatılmış olmanın, tasarruf sahiplerini paralarını bankaya yatırmaktan alıkoya­bileceği kuşkusuzdur. Bu durumdan, ekonominin olumsuz etkileneceği açıktır. Şu halde bankalar hem güvenilir olmak, hem de güvenilirliklerini kesintisiz sürdür­mek zorundadırlar. Öte yandan, yüklendikleri kredi işlevinin ülke ekonomisinin gelişmesi açısından ne kadar önemli olduğu da tartışmasızdır. Bu itibarla, bu işle­vin ülke gereklerine uygun bir şekilde yerine getirilmiş olması gerektiği gibi, belli amaçlar çerçevesinde gerçek ve güvenilir ihtiyaç sahiplerine verilmesi de zorunlu­dur. Zira, kullandırılan kredilerin geri dönmemesi, bunların kaynağını oluşturan mevduatların geri ödenmesinin tehlikeye düşmesi sonucuna da yol açabilecektir. Şu halde, bankaların birer güvenilir kurum olarak daima mali açıdan güçlü olma­ları beklenmektedir.

Görüldüğü üzere bankaların yüklendikleri görevler ülkeyi çok yakından ilgilendirmektedir. Bu nedenle bankaların adeta bir kamu hizmeti gördüklerinden söz edilmektedir. Bu özellik, bankaların birer anonim ortaklık olmalarına karşın, diğer anonim ortaklıklardan farklı olarak ele alınmalarını gerekli kılmaktadır. İşte, bu kuruluşların Bankacılık Kanunu ile özel olarak düzenlenmelerinin temel nede­ni de bundan kaynaklanmaktadır. Nitekim anılan kanunda getirilen düzenlenme­ler, bankaların kuruluşlarından sona ermelerine kadar, tüm faaliyetlerinin özellik­lerine uygun gelişmesini, yani güvenilir (itibarlı) ve mali açıdan güçlü olmalarını sağlayamaya yönelik bulunmaktadır. Nitekim Bank. Kan. m.75, bankalar ile bun­ların mensuplarının bankayı bu amaç doğrultusunda etik ilkelere uyarak yönetme­leri gerektiğini, m.74′de yayın araçları vasıtasıyla asılsız haberlerle bankaların itiba­rına zarar verilemeyeceğini hükme bağlamaktadır.

Türleri

Bankacılık Kanunu esas alındığında, bankaları aşağıdaki sınıflamaya tabi tutmak mümkün bulunmaktadır.

Mevduat Toplama Açısından

Bankacılık Kanununun 3. maddesinin, banka kavramı altına üç tür bankayı yerleş­tirdiği daha önce ifade edilmişti. Bunlar sırasıyla, mevduat bankaları, katılım ban­kaları ile kalkınma ve yatırım bankalarıdır. Katılım bankaları faiz esasına dayalı ol­madan çalışmaları nedeniyle, diğer iki bankaya karşı önemli bir nitelik farklılığı göstermektedir. Bu itibarla bunu bir yana bırakarak diğer iki bankayı kapsayan ilk ayırım üzerinde duracağız. Bu ayırım faize dayalı bankaları, mevduat toplayıp top­lamamaları açısından bir sınıflandırmaya tabi tutmaktadır.

Mevduat Kabul Eden Bankalar

Bu bankalar halka başvurmak suretiyle, onların tasarruflarını toplayarak büyük fonlar oluşturmakta ve bu fonları kredi yolu ile kısa dönemli finansman gereksin­mesi içinde bulunan girişimcilere kullandırmaktadır. 5411 sayılı Bankacılık Kanu­nunun temel aldığı mevduat bankaları faaliyetlerini küçük montanlı işler yapmak esasına dayandıran, bu nedenle toplumun geniş bir grubunun finansal gereksin­melerini karşılamaya yönelik bulunan çok şubeli bankalar niteliğindedirler (Pera­kende Banka).

Mevduat Kabul Etmeyen Bankalar

Bu guruba giren bankaların ortak özelliği mevduat toplamamalarıdır. Bu nedenle mevduat bankalarını esas alan Bankacılık Kanununun kimi hükümlerinin bu ban­kalara uygulanabilmesi mümkün bulunmamaktadır. Nitekim, Bank.Kan.m.77/1 bu düşünce ile mevduat kabul etmeyen bankalara Bankacılık Kanununun hangi hü­kümlerinin uygulanmayacağını belirtmekte, böylece Bankacılık Kanununun tüm hükümlerinin ancak mevduat kabul eden bankalara uygulanacağını ifade etmiş ol­maktadır. Bu düzenlemeye göre, mevduat kabul etmeyen bankalara bir kere, mev­duatla ilgili olan hükümler uygulanmayacaktır. Nitekim bu tür bankalar, Bank.Kan.m.77/1 uyarınca, Kanunun mevduata ilişkin 61, 63 ve 64. maddeleri ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna ilişkin 106 ve 129. maddeleri ile 131 ve 142. maddeleri arasındaki hükümlere ve 130/a bendi hükmüne tabi olmayacaklardır. Mevduatla ilgili 60. maddenin bu bankalara uygulanmasının nedeni bu hükmün gerçekte hangi kuruluşların mevduat kabul edebileceklerini saptamakta olmasıdır. Anılan hükme göre ancak kendilerine bu konuda izin verilen bankalarla, özel ka­nunlarına göre yetkili kılınanlar dışında hiçbir gerçek veya tüzel kişi mevduat ka­bul edemeyecektir. Belirtilen hüküm, mevduat kabul etmeyen bankaları da kapsa­maktadır. Gerçekten, Bankacılık Kanunu, mevduat kabulünü izne tabi tutmaktadır. Mevduat kabul etmeyen bankalar böyle bir izne sahip olmayacakları için, Bank.Kan.m.60 uyarınca, hiç bir şekilde mevduat toplamayacaklar; bu hükme ay­kırı davranmaları halinde bu bankanın yetkilileri Bank.Kan.m. 150/2′de öngörülen cezai yaptırımlara muhatap olacaklardır.

Bank.Kan.m.77/1, mevduat kabul etmeyen bankalara ayrıca Kanunun genel kredi sınırlarını belirleyen 54 ve 55. maddeleri ile ortaklık paylarını, emtia ticareti yasağı ve taşınmazlar üzerindeki işlemleri konu alan 56 ve 57. maddelerinin uygu­lanmayacağını hükme bağlamaktadır. Bunun nedeni, mevduat kabul etmeyen bankalara uygulanmayacağı öngörülen bu hükümlerin esasında mevduatı koru­mak amacıyla getirilmiş olmalarıdır. Gerçekten bir bankanın, kredi kullandırmak suretiyle aşırı bir risk altına girmesi veya özkaynaklarını ortaklıklara yahut taşınır (menkul) veya taşınmazlara (gayrimenkullere) yatırmak suretiyle likiditesini sınır­laması, topladığı mevduatın geri ödenebilirliği konusunda haklı tereddütlerin doğ­masına yol açabilecek, dolayısıyla güvenirliliğini sorgulanır bir hale sokacak; bu­nun sonucunda da mevduattan kaçış başlayacaktır. İşte bu olumsuz sonucu engel­leyebilmek amacıyla, Bankacılık Kanunu m.55 ve 56′da genel kredi (risk) sınırları öngörmüş, m.56 ve 57 ortaklık paylarına ve taşınır ve taşınmazlara ilişkin işlemle­re bir sınırlama getirmiştir. Bu hükümlerin, mevduatı korumaya yönelik olmaları nedeniyle, yalnızca mevduat kabul eden bankalara uygulanabileceği, bunlar dışın­da kalan bankaların bu hükümlere tabi olmasının bir anlamı bulunmadığı açıktır.

Tabi Oldukları Kurallar Açısından

Tabi oldukları kurallar açısından bankalar kamu bankaları (özel kanunlarla kurul­muş bankalar) ve özel bankalar olarak ikiye ayrılmaktadır.

Kamu Bankaları

Bunlar kamu karakterli bankalar olup, genelde kanunla veya kanunun verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan bir idari kararla kurulmaktadırlar. Bank. Kan.m.2/2 özel kanunlarla kurulan bankaların ilk önce kendi kanunlarına, kendi kanunlarında yer almayan hususlarda Bankacılık Kanunu hükümlerine tabi ola­caklarını hükme bağlamaktadır. Hükümde sözü geçen özel kanunlarla deyimi hem kuruluş kanunu, hem de kuruluş kanununa dayanılarak yayımlanan idari ka­rarı ifade etmektedir.

Özel Bankalar

Bunlar, Bankacılık Kanunu ve özel hukuk (özellikle Ticaret Kanunu) hükümlerine göre kurulmuş bankalardır.

Ülke Mevzuatına Tabi Olma Açısından

Bu açıdan bankaları ikiye ayırmak mümkündür.

Ülke Mevzuatına Tabi Bankalar

Bank.Kan.m.2/2 Türkiye’de kurulmuş ve kurulacak bankalar ile yabancı ülkelerde kurulmuş olup da Türkiye’de şube açmak suretiyle faaliyette bulunan veya bun­dan sonra Türkiye’de şube açarak faaliyete geçecek olan bankaların Bankacılık Kanunu hükümlerine tabi olacaklarını öngörmektedir. Şu halde Bankacılık Kanu­nu’na göre kurulmuş bankalar, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu hükümlerine uygun olarak faaliyette bulunacaklardır.

Ülke Mevzuatına Tabi Olmayan Bankalar

Kıyı bankacılığı olarak adlandırılan bu bankaların özelliklerini, çalıştıkları ülkeler­deki genel bankacılık mevzuatı dışında tutulmaları, yerel piyasalara girmemeleri, ülke dışında topladıkları fonları gene ülke dışında kullanmaları oluşturmaktadır. Bank. Kan.m. 6/3 bunların kurulmasına ilişkin hususlar ile, faaliyet esas ve alanla­rının, hesap ve kayıt düzenlerinin, denetim usullerinin ve faaliyetlerinin geçici ve­ya sürekli durdurulmasının Kurul tarafından belirleneceğini öngörmektedir.

Hemen belirtelim ki, serbest bölgelerde kurulan bankalar serbest bölgede ku­rulmuş olmaları nedeniyle, kıyı bankası sayılmazlar. Bu nedenle bu bankalara 5411 sayılı Kanun hükümleri aynen uygulanmaktadır.

Bir Cevap Yazın

*