Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
01.11.2014
Ders: Finansal Ekonomi      Ünite 11      23 Ocak 2011 Ara     

Banka Bilançosunun Özellikleri

Amaç 1

Bir bankanın faaliyetlerinin özetini açıklayan mali tabloları oluşturan temel kalemlerin ve bunların büyüklüğünde meydana gelen değişikliklerin anlamını Türk bankacılık sistemi bağlamında açıklayabilmek

Bir öğrencinin bir öğrenim döneminde nasıl bir performans gösterdiğini anlayabilmek için bu öğrencinin transkriptini veya karnesini incelememiz gerekir. Transkript bize öğrencinin o dönemde hangi dersleri aldığını, bu derslerdeki performansını ve genel başarı durumunu gösterir. Benzer şekilde, bir ekonominin bir dönemde nasıl performans gösterdiğini o döneme ilişkin ekonomik tabloyu özetleyen GSMH hesaplarından anlarız. GSMH, ekonominin o dönem içerisindeki faaliyetleri ve bunların sonuçları hakkında bilgi verir; biz de bu bilgilerden yararlanarak ekonominin performansına ilişkin değerlendirmelerde bulunabiliriz. Ekonominin bir parçası olan bir ticari işletmenin bir dönemdeki faaliyetlerinin özetini ise bu şirkete ait finansal tablolardan görebiliriz. Ticari bir işletme olarak bankaların belirli bir dönem içerisinde nasıl çalıştıklarını ve amaçlarına dönük olarak nasıl bir performans sergilediklerini değerlendirebilmenin yolu bankalara ait finansal tabloları incelemektir. Bildiğiniz gibi, bu finansal tablolar içerisinde en önemli ikisi bilanço ve gelir tablosudur.

Bir bankanın nasıl çalıştığını anlamanın en iyi yolu bankanın varlıkları ile yükümlülüklerini özetleyen bilançosunu incelemektir. Muhasebe derslerinizden hatırlayacağınız gibi, çift taraflı kayıt sisteminin bir gereği olarak, bilanço bilinen bir temel özdeşliğe dayanır:

Varlıklar = Borçlar + Sermaye

Yukarıdaki temel özdeşlik bir diğer açıdan değerlendirildiğinde, bilançonun pasifi bu işletme için fon kaynaklarını (yani, bu işletmenin hangi kaynaklardan fon elde ettiğini) gösterirken, bilançonun aktifi, çeşitli kaynaklardan toplanan fonların nasıl kullanıldığını ifade eder. Fon kaynakları temelde iki grupta toplanmaktadır: Öz kaynaklar ve yabancı kaynaklar. Bir banka, para ticareti yapan bir kurum olarak, öz kaynaklarını değil, yabancı kaynakları temel fon kaynağı olarak kullanan bir kuruluştur. Bu bağlamda bankalar mevduat satarak (ihraç ederek) ve borçlanarak fon toplarlar. Toplanan bu fonlar varlık elde edilerek kullanılır. Toplanan fonlarla elde edilen varlıklar arasında en önemlileri krediler ve menkul kıymetlerdir. Bankalar, söz konusu kaynakların maliyetine oranla varlıklar aracılığı ile daha fazla gelir yaratarak kâr elde ederler. Dilerseniz, örnek bir banka bilançosundan hareketle açıklamalarımızı daha detaylandıralım. Tablo 11. 1, 2003 yılı sonu itibarı ile Türk bankacılık sistemine ait toplulaştırılmış özet bilançoyu göstermektedir. Şimdi bu bilançodaki aktif ve pasif kalemleri kısaca inceleyelim.

Türk bankacılık sistemi toplulaştırılmış özet bilançosu

Yükümlülükler

Bir banka yükümlülük ihraç ederek (satarak) fon elde eder ve bu nedenle banka bilançosunun pasifi bize fon kaynaklarını gösterir. Pasif yaratarak veya yükümlülük satarak elde edilen bu fonlar gelir getirici varlıkların (kredi ve menkul kıymet gibi) satın alınmasında kullanılır. Genel anlamda bakıldığında, Türk bankacılık sisteminin toplam kaynaklarının %13′ü öz kaynaklardan, %87′si ise yabancı kaynaklardan oluşmaktadır.

Mevduatlar

Daha önce ele aldığımız gibi; mevduat, istendiği zaman veya belirli bir vade sonunda geri alınmak üzere bankaya yatırılan fonlardır. Banka açısından değerlendirildiğinde, mevduat, bankanın mevduat sahiplerinden aldığı borcu ifade eder. Mevduat sahipleri açısından değerlendirildiğinde ise mevduat, mevduat sahibinin bankaya vermiş olduğu kredi gibi düşünülebilir. Ülkedeki yasal düzenlemeler mevduatın farklı biçimlerde sınıflandırılmasına neden olabilir. Örneğin, ülkemizde bu sınıflandırmada mevduatlar dörde ayrılmaktadır: Tasarruf mevduatı, ticari mevduat, resmi mevduat ve bankalar mevduatı. Genel anlamda tasarruf mevduatı gerçek kişilere ait mevduatları, ticari mevduat gerçek kişilerin ticari işletmelerine ait mevduatları, resmi mevduat kamu kurumlarına ve kamusal hizmet sunan tüzel kişiliklere ait mevduatları, bankalar mevduatı ise bankaların birbirlerine yatırdıkları mevduatları ifade eder.

Mevduatları vadeleri açısından vadesiz ve vadeli mevduat şeklinde sınıflandırmak da mümkündür. Bankalara istendiği zaman çekilmek üzere yatırılan mevduatlara vadesiz mevduat, belirli bir vade sonunda geri alınmak üzere belli bir faiz karşılığında yatırılan mevduatlara ise vadeli mevduat denilmektedir. Bu tanımlamalar esas alındığında, vadesiz mevduatlar genellikle işlem amacıyla bankacılık sisteminde bulundurulan mevduatlardır. Kaldı ki bu mevduatlar üzerine çek yazılabilmesi bunların likiditesini nakde yaklaştırmaktadır. Bu nedenle, bankalar açısından vadesiz mevduatlar akışkan ve ucuz maliyetli bir kaynaktır. Son yıllarda, ticari bankalar, mevduat sahiplerine sundukları hizmetleri çeşitlendirerek (otomatik fatura ödeme, kredi kartları, ATM ağının yaygınlaştırılması gibi) daha çok vadesiz mevduatı bankalarına çekmeye çalışmaktadırlar. Dikkat ederseniz burada amaç kaynak maliyetini düşürebilmektir. Zira vadeli mevduat yapısı gereği, faiz oranının vadesiz mevduata göre daha yüksek olması nedeniyle, bankalar açısından pahalı bir kaynağı ifade eder.

Genel olarak, vadeli mevduatların bankacılık sisteminde bulundurulma nedeni tasarruftur. Belirli bir süre sonunda (1 ay, 3 ay, 6 ay, 1 yıl ve daha uzun süreler gibi) geri alınabilecek olması nedeni ile vadeli mevduatlar likiditeden vazgeçmenin bedelini yansıtacak biçimde daha yüksek faiz ödemesine konu olurlar. Tablo 11. 1′den görüleceği gibi, Türkiye’de faaliyet gösteren ticari bankaların toplam kaynaklarının yaklaşık %65′i mevduatlardan oluşmakta, mevduatların türüne göre bakıldığında ise toplam kaynakların yaklaşık %57′si vadeli mevduatlardan oluşmaktadır. Mevduatların açılacak kredilere de kaynak teşkil ettiğini hatırlarsanız, bu durum pahalı bir kaynak maliyetini ifade etmektedir.

Son yıllarda vadesiz mevduatlar içerisinde değerlendirilebilecek bir başka fon kaynağından ayrıca söz etmek gerekir. Yüzen fonlar olarak adlandırılan bu kaynak, bankaların kasalarına giren ve birkaç gün bekleyen fonlardır. Bu şekilde bankalar çok düşük maliyetle önemli miktarda fon toplamış olurlar. Örneğin, çalışanların maaş ve ücretlerinin banka hesaplarına yatırılması, bankaların elektrik, telefon doğalgaz gibi periyodik fatura ödemelerini tahsil etmeleri gibi hizmetler aslında bankalara önemli miktarda yüzen fon sağlamakta ve ortalama kaynak maliyetini azaltıcı yönde etki yaratmaktadır.

Mevduat Dışı Kaynaklar

Bankaların kullanabileceği bir diğer yabancı kaynak, bankaların borçlanarak fon elde etmeleridir. Bankalar bunu dört farklı biçimde yapabilmektedir. Öncelikle, tahvil ve bono ihracı yoluyla banka borçlanabilir; ancak, ülkemizde uzun yıllar yaşanan yüksek enflasyon nedeni ile Türk bankacılık sisteminin bu yöntemle sağladığı fonların toplam kaynaklar içindeki payı %0′a yakındır. Bankalar açısından borçlanarak kaynak sağlamanın bir diğer yolu, merkez bankasından borçlanmaktır. Reeskont kredisi olarak adlandırılan bu fon kaynağının Türk bankacılık sisteminin toplam kaynakları içindeki payı oldukça düşüktür. TC Merkez Bankası tarafından gerçekleştirilen para politikası araçlarının kullanımına ilişkin değişiklikler sonucu, bankaların toplam kaynakları içerisinde TC Merkez Bankasından kullanılan kaynakların oranı yaklaşık %0′a gerilemiştir.

Bankaların kaynak sağlamada kullanabilecekleri bir diğer yol, sistemdeki diğer bankalardan borçlanmaktır. Bankalararası (interbank) piyasalar aracılığı ile sağlanan bu kaynaklar genellikle kısa vadeli kaynaklardır. Aslında, bu kaynaktan sağlanan fonları, açılacak krediler için kaynak oluşturmaktan çok, bankaların rezerv açıklarını ve acil nakit ihtiyaçlarını karşılamada kullanılan kaynaklar olarak değerlendirmek gerekir. Nitekim Türk bankacılık sisteminde toplam kaynakların yaklaşık %7′si bu sayede sağlanmaktadır.

Bankalar açısından son yıllarda ön plana çıkan mevduat dışı en önemli kaynak uluslararası piyasalardan sağlanan kredilerdir. Tabloya göre, Türk bankacılık sisteminde toplam kaynakların yaklaşık %9′u uluslararası piyasalardan sağlanan kredilerden oluşmaktadır. Alınan bu kredilerin çok büyük bir bölümü sendikasyon kredilerinden meydana gelmektedir. Sendikasyon kredisi, uluslararası piyasalarda çeşitli büyüklükteki bankaların, bir konsorsiyum lideri banka öncülüğünde bir araya gelmesi ile oluşturulan bankalar grubunun bir bankaya verdiği kredidir. Türk bankacılığında dışa açılma eğiliminin güçlenmesi, sermaye hareketleri önündeki engellerin kaldırılması ve nihayet tüm dünyada yaşanan globalleşme eğilimi bu sonucun ortaya çıkmasındaki en önemli faktörlerdir. Ancak, bu durumun Türk bankacılık sistemi üzerindeki kur riskinin de artmasına yol açtığını göz ardı etmemek gerekir.

Diğer Pasifler

Ödenecek vergiler, diğer karşılıklar ve yukarıdaki sınıflandırmaya dahil edilemeyen kaynakların yer aldığı bu pasif kalemin toplam içindeki payı %6 civarındadır.

Sermaye

Bilançonun pasif tarafında yer alan son kalem sermaye başlığı altında toplanan ve bankaların öz kaynaklarından oluşan kaynaklarını ifade eden kalemdir. Bunlar arasında bankanın ödenmiş sermayesi, yedek akçeleri, yeniden değerleme fonları ve nihayet dönem kârı yer almaktadır. Bu şekilde değerlendirildiğinde, sermaye, bankanın varlıkları ile borçları arasındaki farkı ifade eden net değer olarak ele alınmaktadır. Türk bankacılık sisteminde bu oran yaklaşık %13 civarında çıkmaktadır. Bankanın sermayesi veya daha doğru bir deyimle net değeri, varlıkların değerinde yaşanacak bir düşme karşısında bir güvence olma özelliği taşımaktadır. Zira bankanın varlıklarının değerindeki düşüş, eğer yeterli sermayeye sahip değilse, bankanın iflasına neden olabilir. Özellikle, yaşanan finansal krizlerde ve batık kredi sorunuyla karşılaşıldığında bu kalem son derece önemli bir kaynak haline gelmektedir.

Sıra Sizde 1

Banka bilançolarının daha ayrıntılı tasnifi ve bu tasnifte yer alan kalemlerin içeriği ve işleyişi hakkında ayrıntılı bilgi için Yüksel, A. S. ve diğerleri. (2002). Banka Yönetimi El Kitabı. İstanbul: Alfa, s. 111-362 ve Şakar, H. (2000). Genel Bankacılık Bilgileri. İstanbul: Strata, s. 81-126 incelenebilir.

Varlıklar

Yukarıda dağılımını gördüğümüz kaynaklardan elde edilen fonlar, banka tarafından gelir getirici varlıkların satın alınmasında kullanılır. Bu nedenle banka bilançolarının aktif kısmı bankanın fon kullanım yapısını gösterir. Söz konusu varlıklardan elde edilen gelir ile pasifler nedeniyle katlanılan fon maliyetleri arasındaki olumlu fark bankanın kârını oluşturmaktadır. Bankacılık sisteminin fon kullanım yapısının şekillenmesinde ülkedeki bankacılık sistemini düzenleyen yasaların büyük etkisi vardır. Örneğin, ülkemizde söz konusu fon kullanım alanları arasında rezervler, krediler, menkul kıymetler ve diğer varlıklar şeklinde bir genelleme yapmak mümkündür.

Rezervler

Tüm bankalar çeşitli kaynaklardan elde ettikleri fonların bir kısmını nakit veya nakde kolayca çevrilebilen varlıklarda tutarlar. Bankaların bu şekilde davranmalarının iki nedeni vardır. Öncelikle, yasa gereği bankalar topladıkları mevduatın belirli bir oranına karşılık gelen kısmı merkez bankasındaki bir hesapta tutmakla yükümlüdürler. Zorunlu rezervler adı verilen bu tür rezervlerin hesaplanmasında esas olan zorunlu rezerv oranı ise merkez bankası tarafından belirlenmektedir. İkinci olarak, bankalar serbest rezervler adı altında ek rezerv bulundurmaktadırlar. Bankalar, acil nakit ihtiyaçlarını karşılayabilmek ve piyasada karşılaşabilecekleri kârlı fırsatları değerlendirebilmek için, topladıkları fonların bir kısmını nakit veya nakde kolayca dönüştürülebilen varlıklarda kullanmayı tercih ederler. Para Teorisi ve Politikası derslerinizden hatırlayacağınız gibi, serbest rezervlerin toplam kaynaklara oranının ne olacağına banka kendisi karar vermektedir. Türk bankacılık sisteminde toplam rezervlerin aktifler içerisindeki payı yaklaşık 20 civarındadır. Bankalar toplam kaynaklarının yaklaşık %5′ini zorunlu, %15′ini ise serbest rezerv olarak bulundurmaktadırlar.

Krediler

Bankalar, finansal sistemde üstlendikleri temel fonksiyon olan fon transferi fonksiyonunu, fon fazlası olanlardan topladıkları fonları, fon açığı olan ekonomik birimlere aktararak yerine getirirler. Bu aktarma mekanizmalarından bir tanesi, fon ihtiyacı olan birimlerin çıkarttıkları menkul kıymetleri satın almak, diğeri de bunlara kredi açmaktır. Dolayısıyla kredi, kullanan kişi veya kurum açısından bir borç niteliğinde iken, banka açısından bir alacak veya varlık niteliğindedir. Krediler, tüm varlıklar içerisinde likiditesi en düşük olan varlık niteliğindedir. Öte yandan, krediler, tüm varlıklar içerisinde geri ödenmeme riski en yüksek varlık olma özelliğine de sahiptir. Tablo 11. 1′den izlenebileceği gibi, Türk bankacılık sisteminde açılan kredilerin toplam varlıklar içerisindeki payı oldukça düşüktür.

Bankalar başta mevduat olmak üzere çeşitli kaynaklardan topladıkları fonların ancak %25′ini krediye dönüştürmektedir. Gelişmiş ülkelerde bu oranın ortalama %60 civarında olduğu düşünülürse, bu oran oldukça düşük kabul edilmelidir. Bu durumun ortaya çıkmasında üç farklı sebepten söz etmek mümkündür. İlk olarak, Ünite 9′da gördüğümüz gibi, bankacılık sisteminin eksik rekabet koşullarında çalışması, kâr maksimizasyonu açısından açılan kredilerin sınırlı kalmasına neden olmaktadır. İkinci olarak, Türkiye’de kamu kesiminin büyük bütçe açıkları nedeniyle yüksek bir finansman ihtiyacı içinde olması (yani borçlanma gereksiniminin yüksek olması) kamu kesimi tarafından çıkartılan yüksek faizli ve düşük riskli menkul kıymetleri cazip hale getirmektedir. Böylece özel kesime kredi olarak kullandırılabilecek fonlar kamu kesimine aktarılmış olmaktadır. Üçüncü olarak, son dönemde Türk bankacılık sisteminde yaşanan krizler ve ekonomik durgunluk bankaların ihtiyatlı davranarak yüksek rezervle çalışmalarına yol açmaktadır. Sıralanan bu faktörlerin tümü kredi hacminin sınırlı kalmasına neden olmaktadır. Hele, mevcut kredi hacminin yaklaşık % 60′ının kısa vadeli kredilerden (tüketici kredileri gibi) oluştuğunu göz önüne alırsanız, kredi hacmindeki sığlaşmayı daha iyi değerlendirebilirsiniz.

Menkul Kıymetler

Bankanın gelir getirici varlıkları arasında yer alan kredilerden sonraki ikinci tür varlık, bankanın portföyünde yer alan menkul kıymetlerdir. Burada sözü edilen menkul kıymetlerin tamamı borç ifade eden tahvil ve bono türü menkul kıymetlerdir. Birçok ülkedeki düzenlemelerle, bankaların hisse senedi portföyü oluşturmaları yasaklanmış veya önemli ölçüde sınırlandırılmıştır. Kaldı ki, hisse senetleri mülkiyet ifade eden menkul kıymet kategorisinde oldukları için, bankanın menkul kıymetleri içerisinde değil, bankanın iştirakleri arasında değerlendirilmektedir.

Bankaların varlıkları arasında yer alan borç ifade eden menkul kıymetleri iki grupta incelemek mümkündür: Kamu kesimine ve özel kesime ait tahvil ve bonolar. Tablo 11. 1′den göreceğiniz gibi, bankacılık sisteminin elinde bulunan özel sektöre ait tahvil-bono miktarı toplam varlıkların ancak %3′üdür. Kaynakların çok daha büyük bir kısmı (yaklaşık %40′ı) devlet tahvilleri ve Hazine bonolarına aktarılmaktadır. Bunun nedenlerini yukarıda tartışmıştık. Ancak hemen belirtelim ki, Türk bankacılık sistemi açısından toplam varlıklar içerisinde bu kadar yüksek bir oranda kamu kesimi kaynaklı menkul kıymet stokunun bulunması ciddi bir faiz riski de doğurmaktadır.

Diğer Varlıklar

Bankalar sadece kredi ve menkul kıymet şeklinde varlıklara sahip değildirler. Bu sınıflandırmaya dahil edilemeyen sabit varlıklar (binalar, bilgisayar sistemleri gibi) ve iştirakler başta olmak üzere sahip olunan diğer varlıklar bu kalem içerisinde yer almaktadır.

Yaşamın İçinden

Türk bankacılık sektörü bilanço büyüklüğü olarak uluslararası karşılaştırmalarda oldukça küçüktür. Özellikle Şubat 2001 krizi sonrasında sektörde gerek banka sayısındaki azalma nedeniyle, gerekse banka zararları nedeniyle ortaya çıkan küçülme dikkat çekicidir. Yandaki grafikte Türk bankacılık sisteminin bilanço büyüklüğü ve bunun GSMH’ya oranında görülen gelişmeler 1999-2003 dönemi için incelenebilir.

Bankacılık sektörü  bilanço büyüklükleri

Bu bilanço büyüklükleri karşısında Türk bankacılık sektöründe kamu bankalarının ağırlığı dikkat çekicidir. Aşağıdaki tablo, Türk bankacılık sektöründe sermaye kaynağına göre sektörel payları göstermekte, özellikle toplam aktif büyüklüğünün yaklaşık 1/3′ünün kamu kaynaklı olduğu anlaşılmaktadır.

Bankacılık sektöründe sermaye kaynağına göre sektörel paylar

Piyasa yapısının yukarıdaki göstergelerle genel bir fotoğrafını çektikten sonra, sektördeki yoğunlaşma oranlarını incelersek bu yapı hakkında daha gerçekçi bir değerlendirme yapabiliriz. Aşağıdaki tablo, Türk bankacılık sisteminde aktif büyüklüğüne göre ilk 5 ve ilk 10 bankanın verileri esas alınarak hesaplanan yoğunlaşma oranlarını göstermektedir. Hem ilk 5, hem de ilk 10 banka açısından değerlendirildiğinde sistemdeki yoğunlaşmanın artması dikkat çekicidir.

Aktif büyüklüklerine göre ilk 5-10 bankanın verileri

Aktif büyüklüğüne göre ilk 5 banka içerisinde bir adet, ilk 10 banka içerisinde ise 3 adet kamu sermayeli banka olduğu göz önüne alınırsa, Türk bankacılık sisteminde özel sektör bankalarının ağırlıklı olduğu bir oligopolcü yapıdan söz etmek ve bu yapının 2001 krizi sonrası dönemde gittikçe güçlendiğini tespit etmek mümkündür.

Sıra Sizde 1

Türk bankacılık sektöründe faaliyet göstermiş ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmiş bir ticari bankaya ait devir öncesi 30/09/2000 tarihli basitleştirilmiş bilançoyu göz önünde tutarak istenenleri cevaplandırınız:

a. Bankanın elindeki menkul kıymet stokunun yaklaşık %99′unu oluşturan Devlet İç Borçlanma Senetlerinin (DİBS) ortalama vadesi 1 yıl, ortalama faiz oranı %30′dur. Piyasalarda meydana gelen dalgalanmalar sonucu piyasa faiz oranı yükselerek %25′lerden %100′lere çıkarsa, bankanın elinde bulunan DİBS’nin değerini ve bankanın içine düştüğü durumu değerlendiriniz.

b. Bu bankanın acil olarak alabileceği önlem ne olabilir?

TMSF'ye devredilmiş bir ticari bankanın basitleştirilmiş bilançosu

“Banka Bilançosunun Özellikleri” için 3 cevap

  1. [...] Giriş Banka Bilançosunun Özellikleri Banka Yönetimi: Genel İlkeler Banka Performansının Ölçümü Özet Düşünelim, [...]

  2. çiğdem acar diyor ki:

    çok çok çok tşk ederm tam ıstedıgım şekılde yapılmıs çok faydalı oldu para bulmuş kadar sevındım emeği gecenlere çok tşkkkkk

  3. Özhan diyor ki:

    Çok faydalı bir yazı olmuş. Elinize sağlık.

Bir Cevap Yazın

*