Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
16.09.2014
Ders: Türk Dili      Ünite 13      22 Mart 2011 Ara     

Anlatı Türü: Eleştiri

Eleştiri; yazın, sanat ya da düşünce ağırlıklı yapıtları inceleyip çeşitli yönlerden değerli değersiz yanlarını ortaya koymadır. Bu amaçla hazırlanan yazılara da eleştiri yazısı denir. Yazın ve sanatta önemli bir yeri olan eleştiri, edebiyatımıza Batı yazınından gelen bir düz yazı türüdür.

Eleştiri yazıları bir sanat ya da yazını yapıtını tanıtmakta önemli rol oynar. Eleştirmenler, okuyucuya yeni düşünce ufukları açtıkları gibi, yazın ya da sanat yapıtlarını bir eleştirici gözüyle okuma alışkanlığı da kazandırırlar. Bir yapıtı tanıtırken eleştirmene düşen yansız değerlendirme yapmaktır. Eleştirmen ne ölçüde yazara karşı beslediği duygularda, kendi düşünce ve yangılarından uzaklaşabilirse o ölçüde nesnel bir değerlendirme yapmış sayılır. Böyle bir değerlendirme de okuyucuyu doğruya yönlendirir.

Cenap Şahabettin, A. Canip Yöntem, Vedat Günyol, Fuat Köprülü, Doğan HızlanEleştirinin, yazın tarihi ile yakın bir ilişkisi olmakla birlikte ayrıldıkları yönler de vardır. Yazın tarihçisi değerlendirme yaparken, tarihsel dönemler içindeki yapıtlara yönelir. Yazın ve sanat eleştirmenleriyse yeni ve çağdaş yapıtlara yönelirler. Eleştiri yazılarının sanat değeri taşıması yazara bağlıdır. Etkili ve özgün bir anlatım özelliği olan eleştirmenin yazıları, öykü ya da şiir gibi tat alınarak okunabilir. Eleştiri yazıları; konularına, izlenen yönteme, eleştirmenin yaklaşımına göre birtakım gruplara ayrılır:

- Birinci gruptakiler, tarihsel eleştirilerdir. Bu gruptaki eleştirilerde yazın ya da sanat yapıtları ortaya konuldukları çağ ya da dönemin özelliklerine göre değerlendirilir. Yapıtın yazınsal ve estetik niteliği, yazarının görüş ve düşüncelerine, yaşadığı zaman dilimindeki zevklere ve anlayışa göre değerlendirilir. Ayrıca yazarın yaşamı ve çağdaşları arasındaki yeri de göz önünde tutulur.

- İkinci gruptakiler, ele alınan yazın ya da sanat yapıtının ortaya kondukları toplumsal koşullar ve değerler açısından inceleyen toplumbilimsel eleştirilerdir. Bu eleştirilerde değerlendirme yapılırken ölçüt olarak birtakım toplumsal olay ve olgular dikkate alınır, yapıta yazıldığı zamanki toplumsal olayları yansıtması gereken bir belge olarak bakılır.

- Üçüncü grupta yazarın yaşamı ile yapıtı arasında ilişki kurmaya dayanan yaşamöyküsel eleştiriler yer alır. Bu tip eleştirilerde eleştirici, yazın ve sanat adamının yaşamını ayrıntılarıyla inceleyerek, yapıtını hangi koşullar altında, ne gibi etmenlerin etkisiyle ortaya çıkardığını açıklamayı yeğler. Yazarın yaşayış özellikleriyle yapıtı arasındaki birtakım bağlantılar belirlenmeye çalışılır.

- Dördüncü gruptaki ruhbilimsel eleştirilerde yine hareket noktası yazarla yapıtı arasındaki ilişkidir. Ancak bu eleştirilerde eleştirici, yapıtı yaratan sanatçının duygularını, yönelimlerini, içgüdülerini açıkladığı gibi, yapıtta yer alan kişilerin davranışlarını da yine ruhsal açıdan betimlemeye çalışır.

- En öznel eleştiriler beşinci gruptaki izlenimci eleştirilerdir. Eleştirici değerlendirmelerini yaparken belli ölçütlere uyma zorunluluğunu duymaz. Yalnızca kişisel beğenisine dayanır. Okuduğu incelediği yapıtı, tat alışına ya da kimi yönlerden beğenişine göre değerlendirir. Tat alıp beğendiklerini över, beğenmediklerini yerer. Eleştiricinin duyusal yanının ağır bastığı izlenimci eleştiriler, zaman zaman deneme türüne yaklaşır.

- Yapısal eleştiri adı da verilen dilbilimsel eleştirilerdeyse yapıt yalnızca bir “dil ürünü” olarak ele alınır. Yazarın kişiliği, onu yönlendiren etmenler bir yana bırakılarak, yapıt dilbilim açısından gözden geçirilir. Yazarın anlatım özelliklerinin belirlenmesine ağırlık verilir. Yapıtın öteki nitelikleri üzerinde metin incelemesinin verdiği olanaklar ölçüsünde durulur.

- Eleştiriciyi oldukça uğraştıran eleştiriler, yedinci gruptaki eleştirilerdir. Eleştirici üzerinde duracağı yapıtı değerlendirirken; bir ilke, öğreti ya da görüşten hareket etmek yerine insan bilimleriyle birlikte, doğal ve deneysel bilimlere özgü yöntemlerden ve bu bilimlerin ortaya koyduğu gerçeklerden yararlanmaya çalışır.

Batı yazınında eleştirinin gelişmesine katkıda bulunan ve yazınımızdaki eleştirmenleri büyük ölçüde etkileyen ilk yazarlar olarak Boileau, Saint Bouve, Hippolyte Taine ve Bruntiene adlarını sayabiliriz. Daha sonraki izlenimci eleştirinin kurucuları olarak Jules Lemaitre ve Anatole France’ı görüyoruz.

Bugünkü anlamda eleştiri, yazınımıza Tanzimat döneminde girmiştir. Tanzimat’tan önce, yazarın kendi görüşlerine göre birkaç satırla övdüğü ya da yerdiği şairlerin konu olduğu tezkireleri görüyoruz. Tanzimat döneminde bu türün ilk örneğini Şinasi vermiştir. Onu, Edebiyatımız Hakkında Bazi Mulâzatı Şamildir başlıklı yazısıyla Namık Kemal, Şiir ve İnşa ile Ziya Paşa izler. Daha sonra Cevdet Paşa’nın Belagat-i Osmaniye ve Recaizade Ekrem’in Talim-i Edebiyat adlı yapıtları gelir. Eleştiri yöntemleri konusu üzerinde de bu dönemde durulmaya başlanır.

Servet-i Fünûn döneminde olgunlaşmaya başlayan yazın türleri arasında eleştiri de yer alır. İlk eleştirmenimiz Ahmet Şuayp bu dönemde yetişir. Tevfik Fikret, Halit Ziya Uşaklıgil, Cenap Şehabettin, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın da eleştirileriyle dikkati çeken yazarlar olarak yer alırlar.

Eleştiri türündeki asıl gelişme, 1908’den sonra başlar. Daha çok yazın ve dil alanında yoğunlaştırılan eleştiriler, Cumhuriyet döneminde değişik sanat dallarını da kapsayarak geniş bir alana yayılmıştır. Milli Edebiyat akımının yoğunlaştığı yıllarda Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem ve Fuat Köprülü dikkati çekerler. Cumhuriyetin ilk yıllarında Ahmet Hamdi Tanpınar Nazım Hikmet, Sabahattin Eyüboğlu dikkati çeken adlardır. Daha sonra Nurullah Ataç, Tiyatro dalında Refik Ahmet Sevengil, sanat dalında Sabri Esat Siyavuşgil önemli adlardır. 1950’li yıllara doğru Yaşar Nabi, Mehmet Kaplan, Lütfi Ay, Suat Derviş, Suut Kemal Yetkin, Orhan Burian gibi şair, bilim adamı, yazar ve eleştirmenlerle eleştiri türü geliştirilmiştir.

1950’lerden sonra yalnızca eleştiri alanında yazanların sayısında da bir artış görülmektedir. Vedat Günyol, Asım Bezirci, Mehmet Fuat, Fethi Naci, Doğan Hızlan, Metin And, Nejat Özön, Emin Özdemir adları bu dönemin ilk akla gelen eleştirmenleridir.

“Anlatı Türü: Eleştiri” için 1 cevap

  1. [...] Bu türlerin okuyucuya katkısı nedir?Anahtar Kavramlar- Yazın – Düzyazıİçindekiler Anlatı Türü: Eleştiri Anlatı Türü: Mektup Anlatı Türü: Deneme Anlatı Türü: Gezi Yazıları Anlatı Türü: [...]

Bir Cevap Yazın

*