Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
02.09.2014
Ders: Davranış Bilimlerine Giriş      Ünite 12      23 Temmuz 2011 Ara     

Algının Özellikleri

Duyu organlarımız tarafından kaydedilen uyarıcıların beynimiz tarafından anlamlı algısal yaşantılar haline dönüştürülmesi, gelişi güzel değil, belirli ilkeler çerçevesinde yapılmaktadır. Bu ilkelere aynı zamanda algısal yaşantılarımızın özellikleri ya da algının özellikleri de denmektedir. İçinde yaşadığımız çevreyi belirli bir yapı, süreklilik ve anlamı olan bir çevre olarak algılamamızı ve dolayısıyla bu çevre içinde rahat hareket edebilmemizi algılarımızın bu özellikleri sağlamaktadır. Şimdi algının bu özelliklerini tek tek gözden geçirelim.

Seçicilik

Algının özelliklerinden birisi seçici olmasıdır. Belirli bir anda duyu organlarımız çok sayıda uyarıcı tarafından etkilenmesine rağmen, biz bu uyarıcılardan sadece bazılarını algılarız. Örneğin, şu anda kitabınızı okurken duyu organlarınız çok sayıda uyarıcı tarafından uyarılmaktadır. Ancak, büyük bir olasılıkla siz sadece okuduklarınızı algılamakta, diğer uyarıcıları ise ya hiç algılamamakta ya da belli belirsiz bir biçimde algılamaktasınız. Algının seçici olma özelliğinin yaşamsal bir öne mi vardır. Eğer algılarımız seçici olmasaydı, beynimiz aynı anda değerlendiremeyeceği kadar çok uyarıcı alacak ve dolayısıyla bu uyarıcılardan hiç birine uygun davranımda bulunmamız mümkün olmayacaktı. Belirli bir anda duyu organlarımızı etkileyen uyarıcılar arasından hangilerini seçerek algılamayacağımızı belirleyen en önemli süreç dikkattir.

Genellikle, üzerine dikkat yoğunlaştırılan uyarıcılar algılanırken, diğer uyarıcılar ya hiç algılanmaz ya da belli belirsiz bir biçimde algılanır. Dikkatin hangi uyarıcılar üzerine yoğunlaşacağını ise, kısmen uyarıcıların yapısal özellikleri, kısmen de algılayan kişinin özellikleri belirler. Yani duyu organlarını etkileyen uyarıcılardan hangilerine dikkat edileceğini belirleyen etkenleri, uyarıcıların yapısına ilişkin etkenler ve algılayan bireyin özelliklerine ilişkin etkenler olmak üzere iki grupta toplamak mümkündür.

Dikkati Belirleyen Uyarıcı Yapısına İlişkin Etkenler: Duyu organlarımızı etkileyen çok sayıda uyarıcıdan hangilerine dikkat edeceğimizi kısmen uyarıcıların özellikleri belirler. Dikkati belirleyen uyarıcı özelliklerinden bazıları aşağıda verilmiştir.

Şiddet ve Büyüklük: Genellikle bir uyarıcının şiddeti ya da büyüklüğü arttıkça bu uyarıcının algılanma olasılığı da artar. Örneğin, şiddetli bir gürültünün algılanma olasılığı zayıf bir sesten, parlak bir rengin algılanma olasılığı da donuk bir renkten daha fazladır. Benzer şekilde, yan yana duran bir kaç binadan en yüksek olanı diğerlerinden daha çabuk algılanacaktır.

Kontrast: Birlikte bulunduğu uyarıcılarla kontrast oluşturan bir uyarıcının algılanma olasılığı daha yüksektir. Örneğin, siyah elbiseli bir grup insan arasındaki beyaz elbiseli bir kişinin algılanma olasılığı, bu gruptaki diğer kişilere oranla da ha yüksektir.

Hareket: Hareket halindeki nesnelerden gelen uyarıcıların algılanma olasılığı, sabit nesnelerden gelen uyarıcılardan daha yüksektir.

Tekrar: Tekrar bir uyarıcının algılanma olasılığını arttıran bir başka etkendir. Örneğin, yanıp sönen bir ışığın algılanma olasılığı, sabit bir ışığın algılanma olasılığından daha yüksektir.

Gariplik ve Yenilik: Belirli bir ortam için alışılmadık ya da garip olan bir uyarıcı, o ortam için doğal olan uyarıcılara oranla daha büyük bir olasılıkla algılanır. Örneğin, bir dershanede sıraların yanı sıra bir de karyola bulunursa, karyola sıralardan daha çok dikkatimizi çeker. Çünkü dershanede karyola bulunması alışıldık bir durum değildir.

Dikkati Belirleyen Bireysel Etkenler: Duyu organlarını etkileyen uyarıcılardan hangilerine dikkat edileceğini, uyarıcıların özelliklerinin yanı sıra, kısmen algılayan bireyin özellikleri de belirler. Dikkati belirleyen bireysel özelliklerden bazıları aşağıda belirtilmiştir.

İhtiyaçlar: Bireylerin ihtiyaçları hangi uyarıcılara dikkat edeceklerini ve dolayısıyla algılayacaklarını belirleyen önemli bir etkendir. Örneğin, aç olduğumuz zaman pişmekte olan bir yemeğin kokusunu daha büyük olasılıkla algılarız. İhtiyacımız olduğunu düşünüp buzdolabı almaya karar vermişsek, buzdolabı reklamlarına daha fazla dikkat ederiz.

Beklentiler: Bireylerin beklentileri de hangi uyarıcıları algılayacaklarını belirle yen bir etkendir. Örneğin, salonda misafirleriyle konuşan bir annenin içerde ağlayan bebeğinin sesini duyma olasılığı misafirlerine oranla daha yüksek olacaktır.

İlgiler: İlgiler hangi uyarıcıların algılanacağını belirleyen bir başka etkendir. Örneğin, otomobillere meraklı olan bir birey birçok otomobil arasında bulunan yeni bir modeli, böyle merakı olmayan bireylerden daha çabuk algılayacaktır.

Öğrenme: Daha önceki öğrenmelerin de algı üzerinde önemli etkileri vardır. Geçmişte öğrendiklerimiz gerek hangi uyarıcılara dikkat edeceğimizi, gerekse bu uyarıcılara vereceğimiz anlamları büyük ölçüde etkilemektedir.

Duyu organlarımızı etkileyen uyarıcılardan hangilerinin algılanacağını belirleyen etkenler konusunda psikologların topladıkları bilgiler günlük yaşamda çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır. Örneğin, trafik ışık ve işaretlerinin düzenlenmesinde tekrar ve şiddet gibi uyarıcı özelliklerden yararlanılmaktadır. Reklamcılar, dikkat çekmek amacıyla reklamlarında şiddet, tekrar, hareket, gariplik gibi uyarıcı özelliklerine ve ihtiyaç, beklenti gibi bireylerin özelliklerine ilişkin etkenlere yer vermektedirler.

Sıra Sizde

Algısal seçiciliği tanımlayarak; televizyonda izlediğiniz reklamlara gösterdiğiniz ilgi derecelerini karşılaştırınız.

Değişmezlik

Algının bir başka özelliği de değişmez olmasıdır. Sofrada önümüzde duran tabağın şeklini, bakış açımıza göre bazen daire bazen de elips olarak algılamayız. Radyo ya da televizyondan gelen sesin yeri başımızı çevirdiğimiz yöne bağlı olarak değişmez. Aslında, nesnelerden gelen uyarıcıların duyu organlarımız üzerindeki etkisi bulunduğumuz yere bağlı olarak değişmektedir. Örneğin, bir kapının tam karşısında durduğumuz zaman, bu kapının gözümüz üzerine düşen imgesi dikdörtgen şeklindedir. Bir yana doğru yürüdüğümüzde, bu imge yamuk şeklini alır. Buna rağmen, nereden bakarsak bakalım, kapıyı daima dikdörtgen şeklinde algılarız. Bu beynimize ulaştırılan uyarıcıların şekillerinin değiştirilerek yeni baştan yorumlanmasından kaynaklanmaktadır.

Algının değişmezlik özelliği kendisini değişik biçimlerde gösterir. Bunlardan birisi şekil değişmezliğidir Bir kapıyı hangi açıdan bakarsak bakalım, dikdörtgen seklinde algılamamız, şekil değişmezliğine verilebilecek bir örnektir. Diğer yandan, nesnelerin bize olan uzaklıkları arttıkça, gözümüze düşen imgeleri de küçülmektedir. Buna rağmen, aşina olduğumuz nesnelerin büyüklüğünü hep aynı olarak algılarız. Aşina olduğumuz nesnelerin büyüklüklerini hep aynı olarak algılamamıza büyüklük değişmezliği adı verilir. Renk değişmezliği ve parlaklık değişmezliği diğer değişmezlik türleridir. Aşina olduğumuz nesneleri, ışık ve gölge durumuna bağlı olmaksızın hep aynı renk ve parlaklıkta görürüz.

Oysa nesnelerin renk ve parlaklıklarına ilişkin uyarıcılar ışık ve gölge durumuna bağlı olarak değişmektedir. Algı değişmezliğinin günlük yaşamdaki önemi son derecede büyüktür, Eğer algımızın bu özelliği olmasaydı, çevremiz tanınması olanaksız hale gelir, bizim bu çevre içinde hareket etmemiz ve yaşamımızı sürdürmemiz mümkün olmazdı.

Sıra Sizde

Algısal değişmezlik nedir? Günlük yaşamda ne gibi bir önem taşımaktadır?

Örgütlenme

Algımızın bir diğer özelliği örgütlü olmasıdır. Yani, duyu organlarımızı etkileyen uyarıcıların tek tek değil, anlamlı ilişkiler bütünü halinde algılanmalarıdır. Örneğin, bir insanın yüzüne baktığımız zaman, ayrı ayrı göz, ağız, burun gibi organlar değil, bütün bir yüz algılarız. Bir müzik parçası dinlediğimiz zaman tek tek notalar değil, bütünlüğü olan bir melodi işitiriz. Aslında bu uyarıcılar duyu organlarımızı bizim algıladığımız gibi anlamlı bir bütün halinde değil, tek tek etkilemektedir. Buna rağmen, algımızın örgütlenme özelliği sayesinde, bu uyarıcıları anlamlı bütünler halinde algılarız. Algımızın örgütlenme özelliği kendisini değişik biçimlerde gösterir. Bunlar şekil-zemin algısı, gruplama ve tamamlamadır.

Algıda örgütleme

Şekil-Zemin Algısı: Şekil zemin algısı nesnelerin üzerinde ya da içinde bulundukları ortamdan ayrı olarak algılanmasıdır. Algılanan nesne şekil, nesnenin üzerinde ya da içinde bulunduğu ortam ise zemin olarak adlandırılır. Örneğin, duvara asılmış bir tabloya baktığımız zaman, tabloyu duvardan farklı olarak algılarız. Bu örnekte tablo sekil, duvar ise zemin olarak algılanmaktadır. Şekil-zemin algısı işitsel uyarıcılar için de söz konusudur. Örneğin bir şarkıyı dinlerken, bu şarkıyı önde, yani şekil, müzik aletlerinden gelen melodiyi de arkada, yani zemin olarak algılarız. Aslında, nesneler ve nesnelerin üzerinde ya da içinde bulundukları zeminlerden gelen uyarıcılar duyu organlarımızı aynı biçimde etkilemektedir. Algının örgütlenme özelliği sayesinde, şekil ve zemin birbirinden farklı olarak algılanmakta, böylelikle nesneleri tanımamız mümkün olmaktadır.

Gruplama: Gruplama algımızın örgütlenme özelliğinin bir başka örneğidir. Birçok uyarıcıyı aynı zamanda algıladığımızda, bu uyarıcıları anlamlı bütünler oluşturacak biçimde gruplarız. Bir başka deyişle, bazı uyarıcıları bir araya getirerek, bu uyarıcılara bir bütünlük kazandırırız. Uyarıcıların bir bütün oluşturacak biçimde gruplanması gelişigüzel değil, belirli ipuçlarından yararlanılarak yapılır. Bu ipuçlarından bir tanesi yakınlıktır. Zaman ve mekân olarak birbirine yakın olan uyarıcılar anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde bir araya getirilir. Benzerlik ve devamlılık gruplamada yararlanılan diğer ipuçlarıdır. Birbirine benzer olan ya da bir birinin devamıymış gibi görünen uyarıcılar, bir araya getirilerek gruplanır ve birbirlerine aitmiş gibi algılanırlar. Yakınlık, benzerlik ve devamlılığın gruplamadaki rolü Şekil 12.1′de görülmektedir. Şeklin (a) kısmı yakınlığın, (b) kısmı benzerliğin, (c) kısmı ise devamlılığın gruplamadaki rolünü göstermektedir.

Yakınlık, benzerlik ve devamlılığın gruplamadaki rolü

Tamamlama: Duyu organlarımızı etkileyen uyarıcılar arasında boşluklar bulunduğu durumlarda, bu boşlukları tamamlar, böylelikle de anlamsız bir dizi uyarıcı yerine, belirli bir anlamı olan bütün bir şekil ya da nesne algılarız. Örneğin, Şekil 12.2′ye baktığımızda sadece bir takım kesik çizgiler değil, kesik çizgilerden oluşan bir kare ve bir daire görmemiz, tamamlama adı verilen algısal örgütlenmenin sonucudur.

Özetle, algının örgütlenme özelliği duyu organlarımızı tek tek etkileyen uyarıcıları karmaşık nesneler olarak algılamamızın temelini oluşturur. Eğer algımızın örgütlenme özelliği olmasaydı, bir takım nokta ve çizgilerden başka bir şey görmemiz, anlamı olmayan birtakım seslerden başka bir şey işitmemiz mümkün olmazdı.

Algısal örgütlenmede tamamlamanın rolü

Derinlik Algısı

Derinlik algısı da seçicilik, değişmezlik ve örgütlenme gibi bir algı özelliğidir. Aslında, gözümüzün ağ tabakası yukarı-aşağı, sağ-sol olmak üzere sadece iki boyut görme yeteneğine sahiptir. Buna rağmen, nesnelerin derinlik boyutu olarak adlandırdığımız üçüncü bir boyutunu algılayabilmekteyiz. Derinlik boyutunu algılayabilmemiz ışığın geliş açısına bağlı olarak ortaya çıkan gölgeler, nesnelerin görünüş netliklerindeki farklılıklar, nesnelerin iki gözün ağ tabakalarına düşen imgelerinin farklı olması ve benzeri ipuçlarının beynimiz tarafından değerlendirilmesi sayesinde mümkün olmaktadır.

Derinlik boyutunu algılayabilmemize olanak tanıyan bazı ipuçlarının ortaya çıkabilmesi için tek bir göz yeterlidir. Bu tür ipuçlarına monoküler ipuçları adı verilir. Diğer bazı ipuçlarının ortaya çıkabilmesi için iki gözün birlikte çalışması gerekmektedir. Bu tür ipuçları ise binoküler ipuçları olarak adlandırılırlar.

Monoküler İpuçları

Gölgeler: Işığın geliş açısına bağlı olarak nesnelerin bazı kısımlarının daha net, bazı kısımlarının ise gölgeli olarak görülmesi, derinlik algısına yol açan monoküler bir ipucu oluşturmaktadır.

Araya Girme: Derinlik algısına yol açan monoküler ipuçlarından birisi de, bir nesnenin bir başka nesnenin görünmesini kısmen engellemesidir. Bu durumda görünüşü engellenen nesne daha uzaktaymış gibi görünür.

Açıklık: Tüm ayrıntıları ile görebildiğimiz bir nesneyi yakında, sadece kenar çizgileri ile görebildiğimiz bir nesneyi ise daha uzaktaymış gibi algılarız. Örneğin, çevremizdeki dağlar hava puslu olduğunda uzaktaymış, açık olduğunda yakındaymış gibi görünürler. Detaylarıyla gördüğümüz nesneleri daha yakında, ana hatlarıyla gördüğümüz nesneleri ise daha uzakta algılamamız, derinlik algısına yol açan monoküler bir ipucu oluşturmaktadır.

Göreli Yükseklik: Yüksek olan nesnelerin kendilerinden daha alçak olan nesnelerden daha uzaktaymış gibi görünmeleri, derinlik algısına katkıda bulunan bir başka monoküler ipucudur.

Doğrusal Perspektif: Büyüklüklerini bildiğimiz nesneler uzaktayken birbirlerine olduklarından daha yakın görünürler. Örneğin, bir demiryoluna baktığımızda raylar giderek birbirlerine yaklaşıp bir noktada kesiyormuş gibi görünür. Doğrusal perspektif adı verilen bu olay da derinlik algısına katkıda bulunmaktadır.

Binoküler İpuçları

Derinlik boyutunu algılayabilmemize olanak tanıyan bazı ipuçlarının ortaya çıka bilmesi için iki gözün birlikte hareket etmesi gerekmektedir. Binoküler ipuçları olarak adlandırılan bu tür ipuçlarının ortaya çıkmasında ağtabakasal farklılık ve konverjans olmak üzere iki mekanizmanın rol oynadığı belirlenmiştir.

Ağtabakasal Farklılık: İki gözümüz arasında bir kaç santimetrelik bir aralık bulunması nedeniyle, bir nesnenin gözlerimizin ağtabakalarına düşen imgeleri farklı olur. Yani, gözlerimizden her biri bu nesnenin farklı bir yönünü görür. Sırasıyla gözlerinizden birini kapatıp diğeriyle bir nesneye iki kez bakın. Gerçekten de gözlerinizden her birinin bu nesnenin farklı bir yönünü gördüğünü fark edeceksiniz. Baktığınız nesne gözünüze yaklaştıkça, bu fark da artacaktır. Gözlerimizin ağtabakalarına düşen imgeler arasındaki bu farklılık, derinlik algısı için önemli bir ipucu oluşturur.

Konverjans: Bakmakta olduğumuz bir nesne bize doğru yaklaştıkça, daha net bir görüntü sağlamak üzere gözbebeklerimiz de birbirine yaklaşmaktadır. Konverjans adı verilen bu olayın derinlik algısına katkıda bulunduğu saptanmıştır.

Sıra Sizde

Derinlik algısı neden algısal bir özellik olarak kabul edilir?

“Algının Özellikleri” için 1 cevap

  1. [...] konuyu daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır.İçindekiler Duyum Nedir?  Algı Nedir?  Algının Özellikleri  Algı Yanılmaları  Algıda Öğrenmenin Rolü Test Soruları Düşünelim Tartışalım [...]

Bir Cevap Yazın

*