Kayıt ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Ders: Aile Ekonomisi      Ünite 10      18 Ocak 2015 Ara     

Aile ve Yatırım Türleri

Amaç 3

Yatırını türlerini açıklayabilmek

Yatırını doğrudan doğruya tasarruf ile ilgilidir. Aile herhangi bir konuda yatırım yapabilmek için öncelikle tasarruf etmek zorundadır. Daha sonra bu tasarrufların en iyi bir şekilde değerlendirilmeli ve nihayet belirli bir miktara ulaşan tasarruflarını üretim kapasitesi yaratacak bir şekilde değerlendirmelidir. Ancak, bir ailede tasarruflar çoğu zaman üretim kapasitesi yaratacak bir şekilde değerlendirilmez. Olay daha çok tasarruf aşamasında kalır. Bu durumda aile için tasarrufların değerlendirilmesi önem kazanır.

Bir ailenin tasarrufu denince, o ailenin parasal gelirinin tüketim için sarf edilmeden arta kalan bölümü anlaşılır. Bir ailenin tasarruf miktarı, o ailenin tasarruf yeteneğine ve tasarruf etme arzusuna sıkı sıkıya bağlıdır. O ailenin tasarruf yeteneği ise, doğrudan gelir düzeyi ile ilgilidir. Ancak zorunlu tüketim harcamalarına yetecek kadar geliri olan bir ailede tasarruf etme arzusu ne kadar kuvvetli olursa olsun tasarruf yeteneğinin olması ve o ailenin herhangi bir tasarrufta bulunması beklenemez.

Aileler tasarruflarını yatırıma dönüştürürken başlıca tasarruflarının değer kazanmasını kendilerine en fazla faydayı sağlamasını beklerler ve bu beklentilerini gerçekleştireceğine inandıkları mal veya hizmete yatırım yaparlar.

Sıra Sizde

Ailede tasarrufu tanımlayınız.

Gayrimenkul Yatırımlar

Amaç 4

Gayrimenkul yatırımlarını sıralayabilmek

Bunlar taşınmaz mallara yapılan yatırımlardır. Gayrimenkul yatırımları genellikle pahalı yatırımlardır. Gelişmemiş ve gelişmekte olan ekonomilerde en sağlam yatırım aracı olarak görülürler. Gayrimenkul yatırımları gerçekte özellikle ülkemizde her ailenin düşünde olan bir yatırımdır. Her aile gelir düzeyi, sosyal statüsü ne olursa olsun mutlaka bir ev sahibi olmak ister. Tüm çabasını bu yönde yoğunlaştırır. Tasarruflarını bir gayrimenkul alacak şekilde değerlendirmeye çalışır. Gayrimenkul denince öncelikle oturulacak bir ev anlaşılmaktadır. Aslında gayrimenkul her türlü taşınmaz mala verilen genel isimdir. Gayrimenkul yatırımları paranın değerini koruyan ve ona önemli oranda değer kazandıran bir yatırımdır. Ev, bina, dükkan şeklinde olabildiği gibi arsa, tarla şeklinde de olabilir. Hızlı gelişen ya da gelişmeye elverişli yörelerde yapılan bir gayrimenkul yatırımı kısa zamanda yatırımı yapan ailenin geleceğini güvence altına alır. Ancak bu tür yatırımları yaparken çok dikkatli olmak ve spekülasyonlara kapılmamak gerekir. Eğer ailelerin herhangi bir gayrimenkul yatırım yapabilecek ölçüde tasarrufları varsa bunu doğrudan doğruya beğendikleri bir gayrimenkule yatırırlar.

Ancak çoğu zaman ailelerin bir gayrimenkul yatıracak ölçüde tasarrufu olmaz. Bu durumda aileler bir gayrimenkul sahibi olacak ölçüde tasarrufta bulunmaya çalışırlar. Ülkemizde en fazla yapılan gayrimenkul yatırımı ev satın almak suretiyle olmaktadır. Yeterli tasarrufu olmayan ailelerin gayrimenkul olarak bir ev sahibi olmak istediklerinde izleyebilecekleri ikinci bir yol da konut kooperatifleridir. Konut kooperatifleri son yıllarda özellikle çok fazla yaygınlaşmış olan kooperatiflerdir. Bu yolla kışlık ve yazlık bir konuta sahip olmak mümkündür. Ancak böyle bir kooperatife üye olunurken çok dikkatli olmak kooperatifi ve konut ürettiği bölgeyi iyice araştırmak gerekir.

Gayrimenkul yatırımlar arasında ailelerin yöneldikleri bir başka yatırım türü de devre mülklerdir. Devre mülkler lüks, kaliteli, sürekli bir tatil gibi son derece cazip şartları üstelik çok uygun fiyatlarla tapu edinerek sahip olunan bir gayrimenkul olarak pazarlanmaktadır. Pazarlama şartlan ile özellikle dar ve orta gelirli aileler ile kuruluş ve gelişme dönemini yaşayan aileler için çekici olmaktadır. Ancak devre mülk yatırımı yaparken de son derece dikkatli olunmalıdır. Her yerde olduğu gibi devremülklerde de yönetim en önemli öğedir. İyi yönetilmeyen bir devre mülkte yıllık bakım masrafları çok büyük rakamlara ulaşabilmekte bu ise ailelere büyük sıkıntı vermektedir. Bu nedenle devre mülk yatırımı konusunda çok dikkatli olunmalı ve çok iyi bir araştırma yapılmadan böyle bir yatırıma girilmemelidir.

Genel bir kural olarak şu söylenebilir. Genel olarak bütün yatırımlarda ve özel olarak gayrimenkul yatırımlarında çok iyi araştırma yapılmalı ve her ayrıntı üzerinde titizlikle durulmalı ve o konuda kesin bir yargıya varıldıktan sonra yatırıma karar verilmelidir. Çünkü gayrimenkul yatırımlar her istendiği anda derhal, kolaylıkla nakite çevrilemeyen yatırımlardır.

Sıra Sizde

Gayrimenkul yatırımlarını sayınız.

Menkul Yatırımlar

Amaç 5

Menkul yatırımlarım sıralayıp açıklayabilmek

Taşınabilir kıymetli mallara yapılan yatırımlar menkul yatırımlar olarak bilinirler. Her aile tarafından mutlak yapılırlar. Çünkü istisnasız her aile ileriki yaşam devrelerinde gerek çocuklarının daha iyi geleceğe ulaşmasını gerekse yaşlılıklarında daha iyi bir hayat sürmeyi sağlamak için, bir miktar tasarrufta bulunur ve bunu değerlendirmek ister. Söz konusu bu küçük tasarrufu değerlendirme konusunda çok çeşitli seçenekler mevcuttur. Ancak önemli olan tasarruf edilen miktarın değerini koruması, enflasyonun olumsuzluklarından etkilenmemesi, güvenceli olması ve değer kazanmasıdır. Ailelerin önünde menkul yatırım yapabilmek için çeşitli seçenekler bulunmaktadır. Bu seçenekleri şu şekilde sıralamak mümkündür.

1. Altın: Ülkemizde hemen her ailenin başvurduğu klasik bir yatırım aracıdır. Altına yapılan yatırım uzun vadeli bir yatırımdır. Çok kısa sürelerle altın alıp satan bir aile bu alışverişten zararlı çıkar. Altın ancak uzun vadede ailenin tasarrufunu en iyi şekilde koruyan, değerlendiren bir yatırım aracıdır. Pazarın değerini enflasyona karşı korur. Her istediği anda kolaylıkla paraya çevrilebilir. Ayrıca ziynet eşyası olarak da görev yapar. Klasik bir yatırım aracı olan altının en büyük dezavantajı saklama kolaylığının olmayışıdır. Her an bir çalınma gasp edilme riski söz konusudur. Bu riski ortadan kaldırmak için bankaların kiralık kasaları bir yol olarak düşünülebilir. Ancak bu durumda da ziynet eşyası olarak kullanım kolaylığı sınırlandırılmış olur.

2. Evde Saklama: Bankacılık sisteminin çok fazla gelişmediği dönemlerde yaygın olarak kullanılmıştır. Günümüz koşullarında hiçbir şekilde tavsiye edilmesi mümkün değildir. Evde saklama son derece risklidir. Evde saklanan para her an için çalınma, kaybolma, yanma gibi tehlikeler ile karşı karşıyadır. Ayrıca evde saklanan paranın herhangi bir getirisi de olmayacağından enflasyonun etkisinden olumsuz etkilenir. Özellikle yüksek enflasyonun yaşandığı ülkelerde çok kısa bir zamanda satın alma gücünü önemli ölçüde yitirir. Bütün bu olumsuzluklara rağmen evde saklamanın gündeme gelebileceği tek durum ülkenin yaşayabileceği çok ağır ekonomik kriz dönemleridir. Eğer ülkede ciddi biçimde moratoryum riski varsa bu durumda birikimlerin evde saklanması başvurulabilecek tek seçenektir. Ancak bu durum bir ülkenin yaşamında nadiren görülür.

3. Bankada Saklama: Paranın güvenli olarak saklanması bakımından önerilen bir yöntemdir. Bankada vadeli ya da vadesiz olarak saklanabilir. Vadesiz olarak saklama da enflasyonunun olumsuz etkilerinden korunmaz. Ancak her istediği anda parayı almak imkanı vardır. Vadeli saklamada ise para bir miktar da faiz geliri getirir. Böylece enflasyonun olumsuz etkilerinden bir dereceye kadar korunmak mümkün olabilir. Ancak günün ekonomik koşullarına bağlı olarak bankaların vadeli mevduata vermiş oldukları faiz oranları değişmekte ve genellikle enflasyonun biraz gerisinde kalmaktadır. Ancak bu tür bir saklamanın hiçbir riski yoktur. Para bankanın ve devletin güvencesi altındadır. Vade bitiminde ne kadar gelir getireceği önceden bellidir.

Paranın bankada saklanması durumunda dikkat edilecek bazı noktalar bulunmaktadır. Bu noktalardan birincisi banka seçimidir. Serbest piyasa ekonomisinin uygulandığı ülkelerde bankaların mevduata vermiş oldukları faiz miktarı birbirinden önemli ölçüde farklılık göstermektedir. Bankalar kendi özel durumlarına göre değişik vadeli hesaplara değişik faizler uygulamaktadırlar. Mevduata verilen faiz oranının yüksekliği hiçbir zaman banka seçiminde tek kriter olmamalıdır. Kriter seçilen bankanın sağlam olmasıdır. Bu nedenle para, verdiği faiz oranı ne olursa olsun en sağlam bankada ya da sağlam bankalar arasında ise en yüksek mevduat faizini veren bankada saklanmalıdır. Ancak burada hemen şu konuyu da vurgulamak gerekir. En yüksek mevduat faizini veren banka en az sağlam banka olmayabileceği gibi, en az mevduat faizini veren bankada en sağlam banka olmayabilir. Bir başka anlatımla bankaların vermiş oldukları mevduat faizi miktarları genellikle sağlamlıklarının ölçüsü değildir. Bankaları genel durumlarına, iştiraklerine, bilançolarına, yatırımlarına, şube sayılarına, harcama şekillerine bakarak genel olarak değerlendirmek ve ona göre bir karara varmak gerekir.

Parayı bankada saklamada göz önünde tutulması gereken ikinci bir nokta vadenin süresidir. Vadeyi belirlerken ülkenin içinde bulunduğu ekonomik konjonktür ile aile kendi özel durumunu göz önüne almalıdır. Eğer aile parayı kısa dönemde kullanacak ise ya da kullanma ihtimali varsa süreyi kısa tutmalıdır. Aksi durumda süreyi uzatabilir. Ancak genel bir kural olarak faiz oranları cazip bile olsa süreyi uzun tutmamakta yarar vardır. Bir aylık bir vade süresi idealdir. Faizin ve diğer şartların cazip olması durumunda bu süre üç aya kadar çıkarılabilir. Üç aydan daha uzun vadeli hesap açtırılması durumunda şartları çok iyi incelemek ve bu uzun sürenin gerçekten avantajlı olduğuna iyice kanaat getirmek gerekir.

Çok kısa vadeli hesap açtırmak için uygulanan sistem bankacılıkta repo olarak isimlendirilmektedir. Repo günlük, iki, üç günlük, haftalık ya da on günlük olabilir. Repo faiz oranları her gün, günlük olarak belirlenir ve ilan edilir. Bu faiz oranlarına göre mevduat sahibi kendi özel durumunu da göz önüne alarak vadeyi belirler ve parasını repoya bağlar. Bankalar repo işlemlerini her gün en geç saat 14:00’e kadar yaparlar. Bu saatten sonra repo yapmak o gün için mümkün değildir. Repo günlük faiz getirisi olması, bazı özel günlerde olağanüstü yüksek faiz oranı uygulaması gibi nedenlerden dolayı avantajlı bir sistemdir. Mevduat sahibinin çok kısa süreler içerisinde kullanma ihtimali olan parasını değerlendirebileceği en uygun sistemlerden birisidir. Ancak burada da repo yapılacak bankanın seçimi çok fazla önem kazanmaktadır.

Parayı bankada saklayıp değerlendirmenin bir başka yolu da parayı fonda tutmaktır. Bütün bankalar kendi adlarına değişik isimler ya da numaralar ile fonlar çıkarmışlardır. Fonlar bankaların kendi iç bünyelerinde mevduatlarını değerlendirmek amacıyla kurdukları ve müşterilerini de ortak ettikleri oluşumlardır. Her fonun bileşimi iştirakleri banka yönetimince bellidir. Aile ekonomisi bakımından fonun aileyi ilgilendiren yönü bankada para saklamak amacıyla kullanılabilecek bir imkan olmasıdır.

Bankaların fonlarından yararlanabilmek için öncelikle bir yatırım hesabını açtırmak gerekir. Genellikle bankalar bu yatırım hesabını hiçbir ücret ve meblağ talep etmeden açmakta ve normal vadesiz hesapla ilişkilendirmektedirler. Yatırım hesabı olan birisi artık o bankadan, o bankanın fonlarını kolaylıkla alıp satabilmektedir. Paranın fona yatırılmasında da dikkat edilmesi gerekli bazı kuntlar bulunmaktadır. Bunlardan birincisi bütün fonların aynı özelliğe sahip olmadıklarının bilinmesidir. Bazı fonlar, bileşimleri gereği riskli fonlardır. Bu tip riskli fonlarda günlük oynamalar çok fazla olur. Yani fonun fiyatı bir gün öncesine göre çok fazla yükselebilir. Bu durumda parasını bu fonda tutan bir yatırımcı çok fazla kazanç elde eder, ama bu tür riskli fonlarda tersi de gerçekleşebilir. Yani fonun fiyatı bir gün öncesine göre azalabilir. Bu durumda da yatırımcı zarar eder. Bunun yanında birde bileşimi gereği riski olmayan fonlar vardır. Bu fonlarda fonun fiyatı sürekli olarak her gün artar.

Ancak bu artış miktarı hiçbir zaman çok fazla değildir. Ama azalma riski de yoktur. Dolayısı ile parasını bu tip bir fonda tutan bir yatırımcı günlük olarak bir miktar ek getiri elde eder. Normal koşullarda bu oran o bankanın aylık vadeli mevduata verdiği net yaklaşık faiz kadardır. Bu durumda parasını böyle bir fonda tutan bir yatırımcı sanki parasını aylık vadeli yatırmış gibi faiz alır. Ama parasını aylık vadeli faize yatırmaktan avantajlı olarak parasını istediği gün getirisi ile birlikte alır. Oysa aylık vadeli faizde böyle bir şansı yoktur. Getiriyi alabilmek için vade sonunu beklemek zorundadır. Fonların ikinci bir avantajı da günlük alış satışlarda bile yatırımcısının herhangi bir zarara uğramamasıdır. Çünkü bankalar fon alış satışından herhangi bir komisyon almazlar ve fonda alış satış fiyatları ayrı ayrı belirlenmemiştir. Bir tek fiyat vardır. Yani bir saat önce fon satın alan bir kişi o günkü kur neyse o fiyattan satın alır ve bir saat sonra fonu satmak istediğinde fonların fiyatları günlük belirlendiği için almış olduğu fiyattan fonu satar. Herhangi bir kaybı olmaz. Fonların üçüncü bir avantajı da alım satımlarının son derece kolay olmasıdır. Fonlar kolaylıkla telefon aracılığı ile banka görevlileri ile muhatap bile olmadan alınıp satılabilmektedir. Yine bankamatik kartları ile ATM makinalarından da fon alıp satmak mümkündür. Ücretli çalışan ve düzenli sabit gelir elde eden ailelerin gelirlerini fonda tutmaları ve harcama yapacakları zaman harcanacak miktar kadar fon bozdurarak harcamalarını yapmaları ideal bir yoldur. Bu suretle bankada kalan ve birkaç gün sonra harcanacak olan çok az miktarda bir paraya bile o birkaç gün içinde bir miktar ek getiri sağlayarak aile bütçesine az da olsa bir katkıda bulunmak mümkün olur.

4. Menkul Kıymetler Halinde Saklama: Arzla talebin karşılaştırılmasında yararlanılan temel belgeler menkul kıymetler olarak bilinirler. Menkul kıymetler devlet ya da özel sektör tüzel kişileri tarafından çıkarılırlar. Bu belgeye sahip olan kişiye, belgeyi çıkartan müessesenin mal varlığına katılma veya alacak hakkı verirler. Bunlar bir başkasına devri mümkün olan senetlerdir. Bu senetlerin menkul kıymet olabilmesi için şu şartları yerine getirmesi gerekir.
• Parayla ifade edilebilir ve değişimde kullanılabilir bir değeri olması gerekir.
• Belirli bir dönemde, kâr payı faiz gibi bir gelir getirmesi gerekir.
• Para piyasası aracı olmayıp, sermaye piyasası aracı olması gerekir.
• Uzun dönemi kapsaması, yatırım amacıyla alınması ve satılması gerekir.

Yukarıda belirtilen özellikleri taşıyan menkul kıymetler fon gereksinmesi duyan işletmeler tarafından belirli kurallara uyularak çıkarılır ve piyasaya sürülürler. Bu şekilde piyasaya sürülen menkul kıymetler serbest piyasada satılmazlar. Bunlar adına sermaye piyasası denen bir organ tarafından pazarlanırlar. Sermaye piyasası, fon kullanıcılarının fon gereksinimlerini karşılayabilmeleri, tasarruf sahiplerinin tasarruflarını yatırıma dönüştürerek en uygun geliri temin edebilmeleri için kurulmuş bir kurumdur. Sermaye piyasası adına genel olarak menkul kıymetler denen kıymetli kağıtları pazarlar.

Sıra Sizde

Menkul yatırımlarını sıralayınız.

Sermaye Piyasasının Temel Araçları Olan Menkul Kıymetler

Amaç 6

Sermaye piyasasının temel araçları olan menkul kıymetleri sıralayıp açıklayabilmek

Sermaye piyasasının temel araçları olan menkul kıymetler şunlardır:

a- Hisse Senetleri,
b- Tahviller,
c- Kâr Ortaklığı Belgeleri
d- Mevduat Sertifikaları
e- İşletme Bonoları ve
f- Katılım Belgesi’dir.

Şimdi bunları tek tek görelim.
a- Hisse Senetleri: Sermaye piyasasının en önemli araçlarındandır. Hisse senetleri modern finansman aracıdırlar. Her hisse senedi sahibi işletmenin paydaşı olur ve kârdan pay alır. Hisse senetleri, şirketin yönetim ve denetimi şirketin varlıkları ve kâr üzerine ortaklara sağladığı hakların nitelik ve derecelerine göre adi ve imtiyazlı hisse senetleri olarak sınıflandırılabilir.

Adi Hisse Senetleri: Anonim şirket statüsündeki kuruluşlarda, kâr payının dağıtılmasında ve tasfiyeye gidildiği durumlarda varlıkların dağıtılmasında ve benzer durumlarda ortaklar arasında farklı bir durum yaratmaz. Adi hisse senetleri anonim şirket statüsündeki kuruluşlarda öz sermayeyi oluşturur. Bu kuruluşlar için zorunlu finansman aracıdır.

İmtiyazlı Hisse Senetleri: Ana sözleşme ile kâr payı ve tasfiye halinde şirket varlığının dağıtılmasında, öteki hisselerden farklı bir durum yaratan hisse senetleridir.

b- Tahviller: işletmelerin uzun vadeli yabancı kaynak sağlamak için başvurdukları başlıca yollardan birisi tahvil çıkarmaktır. Sermaye piyasasının gelişmiş olduğu ekonomilerde uygulanır. Ticaret konusunda, tahvil “Anonim şirketlerin ödünç para bulmak için itibari kıymetleri eşit ve ibareleri aynı, olmak üzere çıkardıkları borç senetleri” olarak tanımlanmaktadır. Kanun metninin incelenmesinden ülkemizde tahvil çıkarma yetkisinin sadece Anonim şirketlere ait olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bazı iktisadi Devlet Teşekkülleri de anonim şirket statüsünde olmasalar da özel kanunların vermiş olduğu yetkilere dayanarak tahvil çıkarabilmektedirler.

Tahviller esas olarak sahiplerine belirli bir faiz geliri sağlar. Tahvili çıkaran işletmenin tahvile sahip olan kişiye karşı olan sorumluluğu genellikle borç almış bir kimsenin sorumluluğu gibidir. Bu sorumluluk, öngörülen tarihte borcun anaparası ve borcun varlığı süresinde paranın kullanılması karşılığı olan faizi ödemek zorunluluğudur. Anapara ve faiz ödemeleri, işletmenin faaliyet sonuçları ne olursa olsun işletme için her ödenmesi gereken bir değişmez yazılı nominal değerin tahvil üzerinde yazılı, vade tarihinde ya da önceden belirlenen şartlar ile altı aylık ya da yıllık taksitler halinde geri ödeneceği belirtilmektedir. Faiz oranları da tahvil üzerinde yazılıdır. Faiz gelirleri üç ya da altı aylık olarak ödenmektedir.

Tahviller genellikle beş yıl veya daha uzun vadeli olarak çıkarılmaktadır. Ancak ülkemizde çıkarılan Devlet tahvillerinde belirli bir sürenin geçmesi söz konusu değildir. İstenildiği anda paraya çevrilebilir.

Tahvillerin Yararları

• Tahviller sermaye piyasasının gelişmesine yardım eder. Böylece küçük sermaye birikimleri sanayi, ticaret ve tarıma kanalize edilir.

• Geniş halk kitlelerinin elinde bulunan küçük tasarruflar bir araya getirilerek işletmelerin kullanımına verilir.
• Tahviller sağladıkları faiz geliri yolu ile sahiplerine daha kazançlı olan sanayi ve ticaretten kaynak aktarımını sağlar.

Tahvillerin Sakıncaları

• Enflasyonist dönemlerde, enflasyonist şartlar tasarruf sahiplerini zarara sokar. Tahvil çıkarma yoluyla fon sağlayan işletmeler menkul ve gayrimenkuller satın almakta haklı kazançlarına ilaveten sosyal adalet yönünden haksız kazançlar da elde edebilmektedirler.
• Türkiye gibi para değerinin devamlı olarak düştüğü enflasyonist ortamlarda tahvil sahipleri büyük sermaye kaybı ile karşı karşıyadırlar. Beş on sene gibi uzun vadelerde çıkarılan tahviller her yıl gerçi iyi bir faiz geliri sağlarlar ama anapara değerini çok yitirir.

Çıkarılış kaynağı bakımından tahvilleri:

• Özel sektör tahvilleri
• Devlet (hazine) tahvilleri olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür.

Devlet Tahvilleri, devlet ve kamu kurumlan, yatırımlar ve savaş için gerekli fonları sağlama amacıyla iç borçlanmaya giderek tahvil çıkarırlar. Devletin çıkarmış olduğu bu tür tahviller genellikle risksiz kabul edilir ve vergiden muaf tutulur. Cumhuriyet tarihinde lifimizde 1933 yılından bu yana kamu kesiminin finansmanı için tahvil çıkarılmaktadır. 1976 yılından beri istenildiği zaman işlemiş faizi ile birlikte paraya çevrilebilen devlet tahvili çıkarılmaktadır. Devlet tahvillerinin faiz geliri vergiden muaftır.

c- Kâr Ortaklığı Belgesi: Anonim şirketlerce faizsiz olarak kredi verenler için çıkarılan menkul kıymetler olarak tanımlanmaktadır, isimleri kâr ortaklığı belgesi olmasına rağmen bu belgeye sahip olanların kâr ve zarara ortak olacakları Merkez Bankası tebliği ile belirlenmiştir. Kâr ortaklığı belgesi bir hisse senedi değildir. Çünkü hisse senedi ortaklık hakkı verir. Kâr ortaklığı belgesi ise hisse senedinin sağladığı hakların ancak bir kısmından yararlanma imkanı sağlar. Öte yandan kâr ortaklığı belgesini tahviller içerisinde de sınıflamak mümkün değildir. Kâr ortaklığı belgesinde kârın yüzde kaçının verileceği ve bu kârın nasıl hesaplanacağı belirtilmelidir.

d- Mevduat Sertifikaları: Günümüzde sermaye piyasası için önemli bir araç olma niteliğini kazanmışlardır. Mevduat sertifikaları bankalar için uzun vadeli fon kaynağı oluşturmaktadır. Mevduat sertifikaları hamiline yazılı belgelerdir.

e- İşletme Bonoları: Sermaye piyasasının gelişmiş olduğu ekonomilerde menkul kıymetlerden birisi de işletme bonolarıdır. İşletme bonoları bir borç senedi niteliğindedir. Ancak işletmeler bu bonoyu uzun vadede ödemek amacıyla çıkartıp piyasaya sürerler. Bu bonolar tahvil niteliğini taşımaz. İşletme bonoları genellikle tasarruf sahiplerine tahvil ve hisse senedinden daha fazla gelir sağlar. Bu bakımdan tercih edilirler.

f- Katılma Belgesi: Sermaye piyasası kanununa göre halktan katılma belgeleri karşılığında toplanacak paralarla, belge sahipleri hesabına riskin dağıtılması ilkesi ve inançlı mülkiyet esaslarına göre menkul kıymet portföyü işletme amacıyla yatırım fonu kurulabileceği belirtilmiştir.

Fona katılacak olan kişilere katılma belgesi verilmektedir. Batıdaki uygulamasında, tasarruf sahiplerinin ellerindeki fonların, düzenli bir şekilde kâr edebilmeleri ve riskin olabildiğince dağılması için, uzmanlığa sahip kadrolar eliyle menkul kıymetlere yatırılarak işletilmesi oldukça yaygındır. Katılma belgesi, belge sahibinin, fonu çıkaran bankaya karşı sahip olduğu hakları taşıyan ve fona kaç hisse ile katıldığını gösteren kıymetli evrak niteliğinde bir senettir. Emre veya hamiline yazılı olarak düzenlenebilmektedir.

Buraya kadar anlatılan menkul kıymetlerin tamamı aslında birer senet niteliğinde olan belgelerdir. Tasarruf sahibi menkul kıymetlerin birçoğunda işletme ile birlikte riske girmektedir. Menkul kıymetler içerisinde en büyük risk ise hisse senetlerinde gerçekleşmektedir. Günlük olarak borsada oluşan fiyatlara göre herhangi bir kuruluşa ait olan hisse senetleri fiyatları çok fazla azalıp çoğalabilmekledir. Dolayısı ile o hisse senedine yatırını yapmış olan bir kişinin bu yatırımdan dolayı çok kârlı bir duruma geçmesi de hüsrana uğraması da mümkündür. Bu noktalar dikkate alınarak menkul kıymetlere yatırım yapılmak istendiğinde çok dikkatli davranılması ve yatırımı yapacak ailenin kendi özel durumunu da dikkate alarak yatırımını yapması gerekir. Çünkü tasarruf son derece zordur ama tasarrufu değerlendirmek daha da zordur. Tasarrufu değerlendirirken bilinçli hareket etmek gerekir.

Sıra Sizde

Sermaye piyasasının temel araçları olan menkul kıymetleri sayınız.