Kayıt ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Ders: Aile Ekonomisi      Ünite 3      3 Ocak 2015 Ara     

Aile Toplum Etkileşimi

Amaç 2

Teknolojik, kültürel, ekonomik alanlarda aile toplum etkileşimini açıklayabilmek.

Aile bir toplumu oluşturan en önemli sosyal kuramlardan birisi olduğu için toplumun ayrılmaz ve vazgeçilmez bir parçasıdır. Bu nedenle toplumla sürekli olarak etkileşim içerisindedir. Etkileşim sözcüğü ile kastedilen çift yönlü bir iletişimdir. Yani aile hem toplumdan etkilenir. Toplumun koymuş olduğu kurallara uyar. Kurallara göre kendi öz çıkarını koruyacak önlemleri alır. Bireylerini kurallara uygun olarak eğitir. Yönlendirir. Hem de kendisi toplumu etkiler. Toplumun ne yönde nasıl hareket etmesi, hangi kuralları koyması, hangi kuralları hangi yönde ne zaman, ne kadar değiştirmesi yönünde etkilerde bulunur.

Aile toplum etkileşimini her toplumda gözlemek mümkündür. Ancak bu etkileşimin şiddetinin her toplumda aynı olduğunu söylemek zordur. Toplumun yapısına göre etkileşimin şiddetinde değişmeler meydana gelir. Toplumun yapısına göre görülen bu değişiklik daha çok ailenin toplumu etkilemesi yönünde görülür. Yoksa toplumun aileyi etkilemesi yönünde toplum yapısından kaynaklanan fark var olmakla beraber diğeri kadar büyük değildir.

Aile ile toplum arasında görülen bu etkileşim her alanda görülmektedir. Bu nedenle konuyu daha iyi anlayabilmek açısından bu alanlar ayrı alt başlıklar altında incelenecektir.

Sıra Sizde

Çeşitli konularda üzerinizde toplumun etkisi, toplum yaptırım gücü olmasa o konuda nasıl davranırdınız? Düşününüz.

Teknolojik Alanda Aile Toplum Etkileşimi

Teknoloji en yalın hali ile üretilmiş bir bilginin insanın yararına sunulması demektir. Yani herhangi bir bilgiden insanlık nasıl yararlanacaktır. Teknoloji bu sorunun cevabını veren bir ham bilgiyi alıp işleyip insanlığın yararına sunan bir bilim dalıdır. Dolayısı ile teknoloji insan için vardır. İnsana hizmet eder. Teknoloji herhangi bir bilgiden ne şekilde yararlanılacağını araştırıp bulduktan ve o bilgiden yararlanmış şeklini uygulamalı olarak gösterdikten sonra görevini tamamlar. Ancak o konunun insanlığın hizmetine sunulabilmesi için, teknolojinin bir tek örnekle uygulamalı olarak gösterdiği konunun seri üretime dönüştürülmesi gerekir. Bu ise endüstrinin konusudur.

Teknoloji insanın yaşamını kolaylaştırmak için vardır. Teknoloji hep insan yaşamını daha kolay, daha rahat daha mutlu, daha eğlenceli hale getirmek için uğraşır. Bu amaçla hazır bilgilerden yararlanır ve sürekli olarak insan yaşamında kullanmak üzere yeni araç gereçler olaylar sunar. Teknolojinin çalışma alanı toplumdur. Sunumu topluma yapar. Ama hiçbir zaman teknolojinin her sunduğu araç gereç ya da olay endüstri tarafından alınarak seri üretime dönüştürülmez. Ya da hemen kullanıma sunulduğu anda seri üretime geçilmez. Bu durumun birçok nedeni bulunmaktadır. Sözgelimi bu nedenlerden bir tanesi, o ürünün o anda seri üretime geçirilmesinin ekonomik olmayışıdır. Bu gibi durumlarda ürün çok fazla işe yarar hayatı çok fazla kolaylaştırıcı olsa bile seri üretime geçilmez.

Bunun dışında ikinci ve önemli bir neden ise toplum ile aile arasında var olan etkileşimdir. Teknolojinin topluma sunduğu ürünü aile kabul ya da red eder. Eğer o ürünü, ya da teknolojik yeniliği aile kabul etmiş ise ürün ya da yenilik derhal endüstri tarafından seri üretime geçilerek ailenin yaşamına girer. Yok, eğer tersi bir durum var ise o ürünün üretilme şansı yoktur. Bu etkileşim son derece kuvvetli ve önemlidir. Eğer aile ürünü benimsemiş ise daha önce belirtilmiş olan fiyat faktörü de önemini kaybeder. Her durumda o ürün seri üretime geçirilerek hizmete girer. Sözgelimi cep telefonları çok yüksek fiyatlarına ve özellikle ülkemizdeki ailelerin ortalama gelir düzeyleri ile kıyaslandığında satın alınması ve kullanılmasındaki çok büyük rakamlara karşın oldukça hızlı bir şekilde yaygınlaşmıştır. Çünkü son derece kuvvetli bir aile yapısına sahip olan toplumumuzda aileler çocukları ile sürekli olarak iletişim kurabilmek için cep telefonlarına büyük ilgi göstermişlerdir. Birçok ailede ilk cep telefonları önce çocuklara alınmıştır. Ailede ebeveynler çok daha sonraları cep telefonu sahibi olmuşlardır. Yine bu nedenle ülkemiz benzerleri arasında en fazla cep telefonu abonesine sahip ülkelerin başında gelmektedir. Burada teknoloji aileyi etkilemiş ve aile de bu etkiye olumlu cevap vermiştir. Aksi de söz konusu olabilirdi. Sözgelimi yeni bir teknoloji olarak yıllardan beri gündeme getirilen ve sürekli olarak üretimi artırılmaya çalışılan patatesli ekmek ya da soya fasulyesinden herhangi bir ürünün, üretim artışından söz etmek mümkün değildir. Çok büyük yararlarına rağmen aileden olumlu tepki alamadığı için yaygınlaşamamıştır.

Yukarıda verilen örneklerde teknolojik alanda toplumun aileyi etkilemesi görülmektedir. Bu durumun tersi de yaşanabilir. Birçok durumda aile herhangi bir teknolojik yeniliği bir ihtiyaç olarak topluma hissettirir. Daha ileri giderek istediğini açık bir şekilde belirterek toplumdan o teknolojik ürünü üretmesini beklediğini topluma çeşitli şekillerde anlatır. Böylece bir ihtiyaç ortaya çıkarır. İhtiyacın giderilmesi konusunda toplumu uyarır dikkatleri o noktaya toplar. O ürünlerin üretilmesi için çalışmaların başlamasına vesile olur. Bugün evlerimizde kullandığımız birçok alet araç ve gerecin ortaya çıkışını buna örnek olarak göstermek mümkündür.

Sıra Sizde

Teknolojik ürünlerin aileler tarafından kabulü nasıl sağlanmaktadır?

Kültürel Alanda Aile Toplum Etkileşimi

Kültürü en kısa ve yalın tanımı ile yaşam biçimi olarak tanımlamıştık. Bir toplumun yaşam biçimi bir tek günde oluşmaz. Bir toplumun kültürü, topluma geçmiş kuşaklardan miras kalan, değer, norm, düşünce biçimleri, dünya görüşü ve davranış kalıplarını kapsar. Söz konusu bu birikim sürekli olarak değiştirilip geliştirilerek kuşaktan kuşağa aktarılır. Değiştirilip geliştirme eylemi toplumda sadece kültürel alanda olmaz. Her alanda olur. Yani teknolojide, sosyal alanda, politik alanda, ekonomik alanda da değişme ve gelişme olur. Ancak söz konusu bu alanda olan değişimler hem daha hızlı ve hem de daha fazladır. Oysa kültür alanında görülen değişmeler hiçbir zaman hızlı ve fazla olmaz. Çünkü kültür bir anlamda alışkanlıktır. Toplum bir yaşam biçimini benimsemiştir. O. yaşam biçimi artık o toplum için bir alışkanlık ve doğru haline gelmiştir. Oysa hayatta her şey sürekli değişmektedir. Hiçbir şey durağan değildir. Her şey belirli bir ivme içerisinde değişmektedir. Bu değişimler o anı yaşarken çoğu kez farkedilememekte ancak zaman içerisinde çok büyük bir değişim yaşandığı gözlenmektedir. Dolayısı ile zamana ayak uydurabilmek için insanın yaşam biçimini de değiştirmesi gerekmektedir. Oysa yaşamda insanın en zor değiştirebildiği alışkanlıklardır. Bu nedenle kültürün değişimi de oldukça zor olmakta ve nerede ise imkânsız bir hale gelmekledir.

Öte yandan toplumda diğer alanlarda yani teknolojide, sosyal alanda, ekonomide, politikada görülen hızlı değişim kültürü de etkilemekte ve kültürü de değişmeye zorlamaktadır. Kültür alanında bu hızlı değişmeye ayak uydurulmaması sıkıntı yaratmaktadır. Kültürel değerlerini yeni duruma daha çabuk adapte edebilen toplumlar bu sıkıntıyı daha kolay aşarken adaptasyonda yeterince çabuk olmayan toplumlar daha fazla sıkıntı yaşamaktadırlar. Globalleşen dünyamızda sözü edilen değişim ise çok hızlı bir şekilde her tarafa yayılmakta ve dünyanın herhangi bir bölgesinde ortaya çıkan teknolojik bir ürün ya da, sosyal bir değişim, ya da ekonomik bir kriz derhal dünyanın öbür ucundaki ülkede hissedilmekte ve o ülkeyi de yeni şartlara uymaya zorlamaktadır. Sözgelimi Uzakdoğu’da, ya da Arjantin’de çıkan bir ekonomik krizin etkileri ülkemizde derhal görülmektedir. Bu etkiler toplumu yaşam biçimini yani kültürünü değiştirmeye zorlamaktadır. Toplum almış olduğu etkiyi aynen ailelere yansıtmaktadır. Aileler eğer hazırlıklı iseler bu değişim isteklerine daha kolay alışabilmekte eğer değillerse aksi tepki vererek kendi yaşam biçimlerini devam ettirmek yönünde ısrarlı olmaktadırlar. Bu ise önemli miktarda bir çatışmaya neden olabilmektedir. Zaten toplumlarda genellikle en büyük etkileşim çatışmasına kültürel alanda rastlanmaktadır. Özellikle iletişim çağı olarak da isimlendirilen 21. yüzyılda toplumlar arası etkileşim çok fazladır. Dolayısı ile dünyanın herhangi bir köşesinde ortaya çıkan bir olay derhal ülkemizi de etkilemekte ve kültürümüzü yeni şartlara uymak yönünde zorlamaktadır. Son derece zor olan alışkanlığın değiştirilmesi yüzünden aileler büyük baskı altında kalmaktadırlar.

Sıra Sizde

Kültürel alanda etkileşimin yavaş ve güç olma nedenlerini açıklayınız.

Ekonomik Alanda Aile Toplum Etkileşimi

Ekonomik faaliyetler her toplumun en önemli faaliyetlerinden birisidir. Bütün diğer faaliyetlerin temelinde ekonomik faaliyetler yatar. Bu nedenle toplumlar ekonomik faaliyetlere çok fazla önem verirler ve toplumun ekonomik yapısının çok iyi olması için azami gayreti gösterirler. Ekonomik açıdan kuvvetli bir toplum birçok bakımdan sorunlarını halletmiş bir toplum olarak algılanır. Böyle bir toplumda huzursuzluk pratik olarak olmaz. Suç oranı çok düşer. İşsizlik ortadan kalkar.

Sanayi toplumu ve bilgi toplumu aşamasına geçmiş olan ülkeler ekonomik olarak güçlü bir toplum yaratarak refahlarını daha da artırmak için gayret göstermektedirler. Sanayi ve bilgi toplumlarında ekonomik alanda aile toplum etkileşimi de bu toplumların yapısına bağlı olarak değişmiştir. Sanayi ve bilgi toplumlarında, toplum çok fazla iş sahası açarak bir yandan bu açmış olduğu sahalarda çalışacak işgücü talep etmekle diğer yandan ise bu ekonomik birimlerde üretmiş olduğu ürünlerin toplumu oluşturan bireyler ya da bir başka anlatımla aileler tarafından tüketilmesini beklemektedir. Dolayısı ile toplum, aileyi hem işgücü ve kapital yatırımı talep ederek, hem de ürettiği ürünü tüketmesini bekleyerek etkilemektedir. Aynı durum aile cephesinde ise hem işgücü ile toplumun ekonomik faaliyetine katılım hem de üretilen ürünlerin tüketimi suretiyle toplumun ekonomik faaliyetleri ile organik bir bağ kurma şeklinde gerçekleşmektedir. Görüldüğü gibi ekonomik alanda aile ile toplum arasında çok sıkı bir etkileşim, hatta etkileşimden öte bir organik bağ mevcuttur.

Ekonomik bağlamda özellikle sanayi ve bilgi toplumlarında toplum ile aile arasında çok kuvvetli bir etkileşim ortaya çıkmıştır. Toplum artık ailelere birer tüketim birimi ve işgücü kaynağı gözü ile bakmaktadır. Aileler ise toplumu arz pazarı olarak algılamaktadır. Arz pazarı kavramı ile mal ve hizmet arzı ve iş alanı arzı kastedilmektedir.

Toplum aileyi önemli bir tüketici birim olarak gördüğü için bir yandan onun tüketimini arttırmasını sağlayan önlemler almaktadır. Bu amaçla ailenin bireylerine daha iyi daha kaliteli, daha iyi koşullarda, daha iyi ücretlerle çalıştırarak gelirlerinin artmasını bu yolla tüketebilecekleri miktarın fazlalaşmasını sağlamaya çalışmaktadır.

Öte yandan aileler ise aynı ikilemi farklı bir açıdan yaşamaktadırlar. Aileler hem daha fazla tüketmek hem de daha fazla tüketebilmek için daha fazla gelire sahip olmak arzusundadırlar. Görüldüğü gibi burada son derece hassas bir denge bulunmaktadır. Bu hassas dengeyi iyi kontrol edebilen toplumlarda hiçbir sorun yaşanmamaktadır. Yine bu denge durumu korunabildiği sürece endişe edecek bir durumda söz konusu değildir. Aslında bu durum normal koşullarda istenen arzu edilen bir durumdur.

Söz gelimi bütün gelişmiş ekonomilere bakıldığında bu durumun yaşanmakta olduğu görülmektedir. Yani bir yanda aileler dana iyi, daha kaliteli ürünleri daha fazla tüketmekte diğer yandan da artan tüketim harcamalarını karşılamak için daha fazla çalışmaktadırlar. Böylece daha fazla çalışmanın karşılığında daha fazla refah içerisinde yaşama şansını yakalamaktadırlar. Sürekli olarak toplum ve aile birbirlerini daha fazla üretmek ve tüketmek yönünde etkilemekte ve sonuçta bir bütün olarak refahı yakalayıp geliştirmektedirler.

Sıra Sizde

Aile toplum etkileşiminin ekonomik alanda nasıl gerçekleştiğini açıklayınız.