14. Sosyal Güvenlik Kurumu ve Sosyal Sigortaların İşleyişi
Türk sosyal güvenlik sisteminin finansman sorunları yeni bir yapılanma gereksinimi doğurmuş ve 2006 yılında yapılan değişikliklerle sistem tek çatı altında toplanmıştır. Üç ayrı kanunla tamamlanması planlanan sosyal güvenlik reformu ile adil, ulaşılabilir ve finansal açıdan sürdürülebilir bir yapı oluşturulması hedeflenmiştir. 2006 yılında yapılan bu reformla sosyal güvenlik sisteminin üst kuruluşu olarak Sosyal Güvenlik Kurumu oluşturulmuştur. Kurum “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu” çerçevesinde tüm vatandaşlara sosyal sigorta hizmeti sunmayı amaçlamaktadır. Yeni oluşumun temelini sosyal sigorta yöntemi oluşturmakta ve sistem sosyal sigorta primleriyle finanse edilmektedir.
Amaçlarımız
Bu üniteyi tamamladığımızda aşağıdaki soruları yanıtlayabileceksiniz
- Sosyal güvenlik hukuku ve sosyal güvenlik sistemlerinin araçları nelerdir?
- Türkiye’de sosyal güvenlik hukukunun tarihçesi ve bugünkü yapısının ana hatları nelerdir?
- Sosyal Güvenlik Kurumunun organları ve bu organların görevleri nelerdir?
- Sosyal sigortaların kişiler bakımından kapsamına kimler girer?
- Sosyal sigortaların finansman kaynağı olan primlerin hesaplanması ve ödenmesi nasıl gerçekleştirilir?
(*) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun bir çok maddesi Anayasa Mahkemesi’nin 15. 12. 2006 gün ve 2006/112 E. sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. Bunun üzerine TBMM, 5510 sayılı Kanunun uygulanmasını 5565 sayılı 2007 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 30. maddesi ile 01. 07. 2007 tarihine ertelemiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunun yürürlük serüveni. . .
17. 12. 2004
- Kanun taslağının ilk versiyonu tamamlandı. 30. 11. 2005
- Kanun taslağı bakanlıktan başbakanlığa gönderildi. 08. 12. 2005
- Kanun taslağı başbakanlıktan TBMM’ye gönderildi. 28. 12. 2005
- Kanun TBMM Başkanlığından ilgili komisyonlara sevk edildi. 19. 01. 2006
- Kanun alt komisyonlarda ilk kez görüşüldü. 14. 02. 2006
- Alt komisyonca kabul edilen kanun plan ve bütçe komisyonuna gönderildi. 23. 02. 2006
- Kanun plan ve bütçe komisyonunda kabul edildi. 24. 02. 2006
- Son redaksiyonlardan sonra kanun TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. 13. 04. 2006
- Kanun TBMM’de kabul edildi ancak bir maddesi daha sonra Cumhurbaşkanınca veto edildi. 16. 05. 2006
- Veto gerekçesi dikkate alınılarak düzeltilen Kanun, 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu olarak kabul edildi.
Anahtar Kavramlar
- Sosyal Güvenlik Kurumu
- İsteğe Bağlı Sigortalılık
- Sosyal Güvenlik Destek Primi
- Sosyal Sigorta
- Prime Esas Kazanç
- Prim Belgeleri
İçindekiler
- GİRİŞ
- SOSYAL GÜVENLİĞİN TARİHÇESİ VE BUGÜNKÜ YAPISI
- SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNUN ORGANLARI VE İŞLEYİŞİ
___- Genel Kurul ve Görevleri
___- Yönetim Kurulu ve Görevleri
___- Başkanlık ve Görevleri
___- Sosyal Güvenlik Yüksek Danışma Kurulu
- SOSYAL SİGORTALARIN KİŞİLER BAKIMINDAN KAPSAMI
___- Sigortalı Sayılanlar
___- Kısmen Sigortalı Sayılanlar (Kısmi istisnalar)
___- Sigortalı Sayılmayanlar (Tam istisnalar)
___- Sigortalılığın Başlangıcı ve Bildirimi
___- İsteğe Bağlı Sigortalılık
___- Sigortalılığın Sona Ermesi
___- Sosyal Sigortalarda İşveren, İşveren Vekili, Geçici İş İlişkisi Kurulan İşveren ve Alt İşveren
- SOSYAL SİGORTALARDA FİNANSMAN KAYNAĞI OLARAK PRİMLER
___- Prime Esas Kazançlar
___- Prim Oranları ve Devlet Katkısı
___- Günlük Kazanç Sınırları
___- Prim Belgeleri ve Primlerin Ödenmesi
GİRİŞ
İnsanoğlunun karşılaştığı riskler çoğunlukla çalışma gücünün kısmen ya da tamamen; devamlı ya da sürekli olarak kaybına yol açmakta; aynı sebeplerle kişilerin gelirlerinin tümünün ya da bir kısmının sürekli ya da geçici olarak eksilmesi veyahut giderlerinin artması söz konusu olmaktadır. Böylesi zararlı sonuçlardan korunmak için kullanılan geleneksel yöntemlerin yetersizliği ve özellikle 20. yüzyılda sosyal devlet anlayışının gelişmesi, devletlerin vatandaşlarının güvenliklerini sağlamak konusunda faaliyete geçmesine yol açmış ve geleneksel yöntemlerin yerini, devletlerin kurduğu ya da kurulmasını sağladığı yöntemler, yani sosyal güvenlik sistemleri almıştır. Bir toplumda yaşayan bireylerin sosyal güvenliklerini sağlamak üzere devletçe düzenlenen kurum ya da kurumlar topluluğuna sosyal güvenlik sistemi denir.
Bir sosyal güvenlik sistemini oluşturan kurum ve kuruluşlarla, bu sistemin kapsamı içinde yer alan bireyler arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarına ise Sosyal Güvenlik Hukuku denilmektedir. Sosyal güvenlik sistemleri amaçlarına ulaşmak için belirli araçlardan yararlanırlar. Bu araçlar arasında en önemlileri sosyal sigortalar ve sosyal yardımlardır.
Sosyal sigortalar, tarafların zorunlu katılımı ilkesine dayalı olarak, devletçe düzenlenen sigortalardır. Sosyal sigortaların sosyal güvenliği sağlama fonksiyonu rizikoya zorunlu olarak katılma ile gerçekleşmekte; belirlenen risklerin mali yükü, sosyal sigorta kapsamında bulunanlarca primler yoluyla ve götürü olarak karşılanmaktadır. Bu yöntemle sosyal sigortalar ulusal gelirin yeniden ve adil biçimde dağılımını sağlayarak, sosyal denge kurulmasına da yardımcı olmaktadır. Sosyal yardım kavramı, muhtaç kimselere yönelik olarak, zorunlu katılım ilkesine dayanmayan ya da katılma ile yapılan yardım arasında bir ilişki bulunmayan, devlet bütçesiyle ya da özel vergilerle finanse edilen kamu yardımları olarak tanımlanabilir.
Sosyal yardımlar devletçe ve muhtaç olanlara yapılmakta; muhtaç olan kişinin bu yardımın finansmanına katılımı söz konusu olmamaktadır. Sosyal yardımlar para, mal ya da hizmet şeklinde yapılabilmektedir.

Sosyal güvenlik sistemi nasıl işler; sistemin araçları nelerdir?
SOSYAL GÜVENLİĞİN TARİHÇESİ VE BUGÜNKÜ YAPISI
Sanayi Devriminin ortaya çıkması ile önceki dönemde küçük zanaatkârların oluşturduğu mesleki yardım sandıklarının yerini, işyeri ya da işletme düzeyindeki sandıklar almaya başlamış, aile ekonomisi düzeyindeki bir çok meslek ve sanatın eski özelliklerini yitirmesi ile işyerlerinde kurulan sandıklar özellikle İngiltere’de yaygın şekilde uygulanmaya başlanmıştır.
Sanayi Devriminin ileri aşamalarında bu tür yardımlaşma ve dayanışmanın yetersizliği karşısında devletler konuya el atmış ve bugünkü sosyal güvenlik sistemlerinin temelleri oluşturulmaya başlanmıştır. Bu anlamda ilk kez Almanya’da başlayan sosyal sigorta uygulamalarını İngiltere, Fransa, İsviçre ve İsveç gibi ülkeler izlemiştir. Bu gelişme 1. Dünya Savaşından sonra hızlanarak devam etmiştir. 1940′ların başında İngiltere’de Sir William BEVERIDGE tarafından hazırlanan Sosyal Güvenlik Planı, 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, 1952 tarihli ve 102 sayılı Sosyal Güvenliğin Asgari Normlarına İlişkin Uluslararası Çalışma Örgütü Sözleşmesi ile 1961 tarihli Avrupa Sosyal Güvenlik Anlaşması, sosyal güvenlik sistemlerinin bugünkü boyutlarına ulaşmasında çok önemli fonksiyonlar üstlenmiştir.
Türkiye’de ise, Osmanlı Döneminde belli meslek ve zanaat erbabınca kurulan yardımlaşma sandıklarının yaygın olduğu bilinmektedir. 19. Yüzyılın sonlarında, özellikle sanayi açısından gelişmiş yörelerde ve meslek alanlarında işyeri veya işletme düzeyinde yardımlaşma sandıklarına rastlanmaktadır. Cumhuriyetin ilanından sonra çıkarılan 3008 sayılı ilk İş Kanununun devletçe kurulacak sosyal sigortalara yer vermesine rağmen, özellikle 2. Dünya Savaşının etkisiyle bir gecikme yaşanmış ve ilk sosyal sigorta uygulaması 1945 yılında, iş kazası, meslek hastalığı ve analık risklerini güvence altına almak üzere kurulmuştur. Türkiye’nin 1936 yılında 3008 sayılı ilk İş Kanunu ile başlayan sosyal güvenlik serüveni, 1950′de Emekli Sandığının kurulması, 1965′de Sosyal Sigortalar Kurumunun faaliyete geçmesi ve nihayet 1971′de Bağ Kur’un sistem içinde yer alması ile oluşumunu tamamlamıştır. Başlangıçta son derece mantıklı ve işlevsel dizayn edilen sistem zaman içinde, özellikle politik müdahalelerle finansal sorunlar yaşamaya başlamıştır. Buna, popülist nitelikli emeklilik yaşının düşürülmesi uygulamaları ile sosyal güvenlik kurumlarının özerklikten uzak yapıları eklendiğinde kaçınılmaz olarak bir sosyal güvenlik krizi ile karşılaşılmıştır.