Atatürk: Cumhuriyet, fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre hürmet ederiz.

12. İş Sağlığı ve Güvenliği

Mpati - Snrj 2010

Sağlıklı yaşam insanların en temel haklarından biridir. İnsanların günlük yaşamlarının çok önemli bir kısmını geçirdikleri işyerlerinde bu hakkın korunması işletmelerin sosyal sorumlulukları arasındadır. Personelin sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışmalarında işletmelerin sayısız çıkarları bulunmaktadır. Sağlıklı ve güvenli bir iş ortamı motivasyonu ve verimi arttırdığı gibi, işletmeler arası haksız rekabeti de önlemektedir. Ayrıca sağlıklı çalışma ortamı sağlıklı bir toplum anlamına gelmektedir. Bu nedenlerle işletmeler sağlık ve güvenlik programlarına önem vermeli, bir maliyet unsuru olarak görmemelidirler. İş kazaları, meslek hastalıkları ve çalışma ortamına bağlı olarak ortaya çıkan birçok hastalık, yönetim ve personel işbirliği ve çabasıyla önlenebilmekte ya da en aza indirgenebilmektedir.

Amaçlarımız

Bu üniteyi tamamladıktan sonra,
- İş sağlığı ve güvenliği nedir?
- İş sağlığı ve güvenliğinin önemi nedir?
- İşletmelerde sağlıkla ilgili sorunlar, nedenleri ve korunma yolları nelerdir?
- İşletmelerde güvenlikle ilgili sorunlar, nedenleri ve korunma yolları nelerdir?
- Sağlık ve güvenlik programları nasıl yönetilir ve değerlendirilir?
- Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili düzenlemeler nelerdir? konularında gerekli bilgi ve becerilere sahip olabilirsiniz.

Örnek Olay

Okula Dönüş

ABD’de 20. 000 işçiyi istihdam eden Martin Marietta Energy Systems, Inc. , işçilerinin bel ve sırt yaralanmaları sonucu yaklaşık 1 milyon dolar yıllık maliyete uzun yıllardır katlanmak zorunda kalmıştır. Bu durumu değiştirmek için işletme hizmet içi fizik tedavi programı başlatmıştır. Fizyoterapistleri, hemşireleri, laboratuar ve röntgen teknisyenlerini içeren bu program “Okula Dönüş” olarak adlandırılmakta ve genel personel eğitiminin bir parçası olarak düşünülmektedir. “Okula Dönüş Programı” kadrosu çalışanlara jimnastik, esneklik, uzanma ve genel duruş konularında hizmet vermektedir. Bütün maliyetler göz önüne alındığında, “Okula Dönüş Programı”nın işletmeye yılda yaklaşık 800. 000 dolar tasarruf sağlayacağı belirtilmektedir.

Bel ağrısı, soğuk algınlığından sonra işletmelerde en sık görülen sağlık sorunlarından biridir. Bu probleme neden olan faktörler arasında stres, sürekli oturarak çalışma, kilo ve uygun olmayan şekilde ağırlık kaldırmak bulunmaktadır. Sırt ve bel yaralanmalarını azaltabilmek için bu konuda çeşitli rehberler hazırlanmaktadır. Genel olarak bu tür sorunları önlemek için yapılması gerekenler, ağırlık kaldırırken vücuda yakın olmasına dikkat etmek, dizleri bükmek, bacakları ayırmak ve ağırlık taşırken vücudu çevirmemektir.

Kaynak: Meja, Luis R. , David Balkin ve Cardy, Balkin. (2004). Managing Human Resources. Fourth Edition. Prentice Hall, USA, s. 566.

Anahtar Kavramlar

- Sağlık
- Stres
- Güvenlik
- Uyuşturucu ve Alkol Bağımlılığı
- İş Sağlığı ve Güvenliği
- Personel Destek Programları
- İş Kazası
- İş Sağlığı ve Güvenliği Kültürü
- Meslek Hastalığı
- Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği
- İş Sağlığı ve Güvenliği Programları

İçindekiler

- GİRİŞ
- İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KAVRAMI
- İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİN ÖNEMİ
- İŞLETMELERDE SAĞLIKLA İLGİLİ SORUNLAR, NEDENLERİ VE KORUNMA YOLLARI
- İŞLETMELERDE GÜVENLİKLE İLGİLİ SORUNLAR, NEDENLERİ VE KORUNMA YOLLARI
- SAĞLIK VE GÜVENLİK PROGRAMLARININ YÖNETİMİ
- TÜRKİYE’DE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

GİRİŞ

21. yüzyıla girerken ülkelerin en büyük sermayelerinin yetişmiş insan gücü olduğu gerçeği tartışmasız kabul edilmektedir. Bu nedenle daha nitelikli, daha verimli ve etkin çalışan, daha eğitimli insan gücü yetiştirebilmek için büyük yatırımlar yapılmaktadır. Ancak gelişen teknoloji ve sanayileşme ile birlikte işyerlerindeki kötü çalışma koşulları iş sağlığı ve güvenliğini ve buna bağlı olarak da toplum sağlığını tehdit eder hale gelmiştir. İş kazaları ve meslek hastalıkları sonucu çok zor yetişen, büyük emek harcanan verimli ve nitelikli insanlar kaybedilmektedir. Sağlık ve güvenlik konusu ekonomik boyutu yanında insani boyutuyla da karşımıza çıkmaktadır. İnsanların sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışması en temel haklar arasında sayılan yaşama ve çalışma hakkıyla doğrudan ilişkilidir. Günümüzde hedeflerine ulaşmaya çalışan tüm işletmelerde çalışanların verimliliği ve tatminini sağlamak insan kaynakları yönetiminin amaçlarından biridir. Buna bağlı olarak, işletmelerde iş sağlığı ve güvenliği de büyük ölçüde insan kaynakları yönetiminin en önemli sorumluluk ve faaliyet alanlarından biri haline gelmektedir.

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KAVRAMI

İş sağlığı ve güvenliği, işçilerin sağlığı bakımından oldukça olumsuz koşullar yaratan sanayi devriminden günümüze önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmıştır. Teknolojinin ve üretimde kullanılan yöntemlerin gelişmesi ve karmaşıklaşması işçilerin üretim sürecindeki kontrolünü azaltmıştır. Bu durum iş kazalarının sıklık oranını arttırmış ve bunun sonucunda iş kazaları ve meslek hastalıklarını azaltmak için yeni ve etkin önlemlerin alınmasını gerektirmiştir. Böylece işin yapılması sırasında, işyerindeki fiziki çevre koşulları nedeniyle işçilerin maruz kaldıkları sağlık sorunları ve mesleki risklerin ortadan kaldırılması ve azaltılması amacıyla iş sağlığı ve güvenliği kavramı ortaya çıkmıştır.

İş sağlığı ve güvenliği kavramı, işçilerin fiziksel, zihinsel ve sosyal açıdan tam bir iyilik halinin sağlanıp sürdürülmesini, çalışma koşulları nedeniyle çalışanların sağlıklarının bozulmasının önlenmesini, çalışanların mesleki risklere karşı korunmasını, çalışanların fizyolojik ve psikolojik niteliklerine uygun işlere yerleştirilmesini içermektedir. İş sağlığı ve güvenliğinin amacı,
- tüm çalışanların bedensel, ruhsal ve toplumsal sağlık ve refahlarının en üst düzeye yükseltilmesi ve bu durumun korunması,
- işyeri koşullarının, çevrenin ve üretilen malların getirdiği sağlığa aykırı sonuçların ortadan kaldırılması,
- çalışanları yaralanmalara ve kazalara maruz bırakacak risk etmenlerinin önlenmesi,
- çalışanların bedensel ve ruhsal özelliklere uygun işlere yerleştirilmesi ve sonuç olarak personelin bedensel ve ruhsal gereksinimlerine uygun bir iş ortamı yaratılması olarak sıralanabilir.
Sağlık ve güvenlik kavramları genellikle aynı anlamda kullanılmakta ve bir bütün olarak tanımlanmaktadır. Ancak aralarındaki farklılığı ve ilişkiyi görebilmek ve iş sağlığı ve güvenliği kavramını açıklayabilmek için bu iki kavramın ayrı ayrı tanımlanması ve açıklanması daha uygundur.

İş Sağlığı

İş sağlığı, her meslekte çalışanları bedensel, ruhsal ve sosyal yönden en yüksek düzeye getirmeyi, bu düzeyi sürdürmeyi, bu düzeyi bozacak etkenleri önlemeyi, çalışanları fizyolojik ve psikolojik yeteneklerine uygun işlere yerleştirmeyi ve böylece işi insana, insanı işe adapte etmeyi amaçlayan bir alandır. İş sağlığında amaç çalışanlara en yüksek sağlık kapasitesi sağlamak, onları çalışma koşullarının olumsuzluklarından korumak, iş ile personel arasında mümkün olan en iyi uyumu sağlamaktır (Dertli, 1999, ss. 11-12). İş sağlığı kavramı günümüzde hem fiziksel hem de ruhsal sağlığı kapsayan bir anlamda kullanılmaktadır (Halloran, 1986, s. 393).

İş Güvenliği

Güvenlik bir insanın fiziksel sağlığının korunmasıyla ilgili bir kavramdır. İş güvenliği, işyerlerini işin yürütümü nedeniyle oluşan tehlikelerden uzaklaştırmak ve sağlığa zarar verebilecek koşullardan arındırarak, daha iyi bir çalışma ortamı sağlamak için yapılan sistemli çalışmalar şeklinde tanımlanabilir (Gerek, 1988, s. 12). Diğer bir ifadeyle, iş güvenliği, çalışanların iş kazalarına ve meslek hastalıklarına maruz kalmalarını önlemeye yönelik faaliyetlerdir. İşletmelerde etkili iş güvenliği programlarının temel amacı işle ilgili yaralanma ve kazaları önlemektir.

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİN ÖNEMİ

İş sağlığı ve güvenliğinin çalışanlar açısından önemi ortadadır. İş kazaları ve meslek hastalıklarından direkt ve en çok etkilenenler bu meslek riskleriyle karşılaşan personeldir. İş kazaları ve meslek hastalıkları çoğu kez yaralanmalara ve ölümlere yol açabilmektedir. İş kazaları ve meslek hastalıkları ile karşılaşan kişiler çalışma güçlerinin tümünü ya da bir bölümünü sürekli olarak ya da belirli bir süre kaybetmektedirler. Böyle bir kayıp ise ücret gelirinin azalmasına yol açmakta; hatta işini kaybeden personelin bu geliri tamamen kaybetmesine neden olabilmektedir. Bu durum ise çalışanların yanında aile üyelerinin de maddi ve manevi kaybına yol açmaktadır.

Personel açısından olayın ekonomik boyutu yanında psikolojik boyutu da önemlidir. Sakat kalan, işsiz kalan ya da gelirini önemli ölçüde kaybeden bir personel kendisini işe yaramayan, ailesine ve topluma yük olan bir kişi olarak hissetmektedir. Sağlığını kaybedinceye kadar üretken olan personel, artık tüketici ve belki de başkalarına muhtaç hale gelmektedir. Uğradığı iş kazası ve meslek hastalığı sonucu çalışamaz duruma düşen kişilerin yaşam tarzlarında ve çevrelerinde değişiklikler olacaktır. İş kaybı ile beraber statü kaybı, buna bağlı olarak arkadaş çevresinde azalmalar olabilecektir. Ayrıca personelin çektiği maddi ve manevi sıkıntıların ailesine yansıması da kaçınılmazdır. Bunların maliyetini tam ve doğru olarak hesaplayabilmek ise hemen hemen olanaksızdır.

İşletmeler açısından iş sağlığı ve güvenliğinin çok yönlü önemi vardır. Öncelikle iş kazaları ve meslek hastalıkları işletmeler açısından bir maliyet unsurudur. İş kazalarının, yaralanmaların ve meslek hastalıklarının işverene maliyeti doğrudan maliyetler ve dolaylı maliyetler olmak üzere iki şekilde ortaya çıkmaktadır (Gerek, 1998, ss. 16-17). Doğrudan maliyetler makine-teçhizat hasarı, tazminat ödemeleri, ilk yardım masrafları, diğer tıbbi masraflar, doktor masrafları, ilaç masrafları, tedavi masrafları ve sosyal yardım ödenekleridir. Dolaylı maliyetler kaybolan iş günü, kaybolan iş gücü ve üretim kayıplarıdır.

İşletmelerin iş sağlığı ve güvenliğine verdiği önem sadece ekonomik gerekçelere bağlı olarak ortaya çıkmamaktadır. Kar amacıyla faaliyet gösteren bir işletmenin faaliyetleri tüm toplumu etkilemektedir. İş kazaları ve meslek hastalıklarının yol açtığı ölümler ya da yaralanmalar sadece işletmelere değil, başta personel ve aileleri olmak üzere tüm topluma maddi ve manevi açıdan zarar vermektedir. Bu nedenle güvenli, sağlıklı ve çevreye duyarlı bir çalışma ortamı yaratmak sosyal sorumluluğa sahip bir işletmenin önceliği olmalıdır (French, 1994, s. 525).

Sıra Sizde 1

İşletmelerde sağlık ve güvenlik politikalarının oluşturulmasını etkileyen faktörler nelerdir?

İŞLETMELERDE SAĞLIKLA İLGİLİ SORUNLAR, NEDENLERİ VE KORUNMA YOLLARI

Personel, çalışma hayatında sağlık ve güvenliklerini tehdit eden birçok sorunla karşı karşıyadır. Sağlık ve güvenlik programlarının temel amacı, sağlık ve güvenlik sorunlarını gidermekten önce bu sorunlar henüz ortaya çıkmadan önlemektir. Bunu başarabilmek için sağlık ve güvenlikle ilgili sorunların neler olduğunun ve nedenlerinin çok iyi teşhis edilmesi gerekmektedir. Bu sorunlar işletmelerin kullandıkları teknoloji, üretim sistemi, çalışanların niteliği gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişmekle birlikte; genel olarak bütün işletmelerde ortaya çıkan sağlık ve güvenlik problemleri ortak başlıklar altında toplanabilir.

Sağlıkla İlgili Sorunlar

İnsanlar kaçınılmaz olarak hayatlarının belirli dönemlerinde bazı sağlık problemleriyle karşı karşıya kalırlar. Bu sorunlar fizyolojik ve kişisel özelliklerden kaynaklanabileceği gibi işle ilgili faktörlere bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Nedeni ne olursa olsun sağlık problemleri personelin hem sosyal yaşamını hem de çalışma yaşamını olumsuz etkiler. İşletme faaliyetlerinin aksamasına ve verimliliğin düşmesine neden olur. Bu nedenle sağlıkla ilgili sorunların çözümü ve sağlıklı bir çalışma ortamı yaratılması işletmelerin en önemli amaçları arasındadır. İşletmelerde personelin performansını etkileyen sağlık problemleri genel olarak dört başlık altında toplanabilir: Bunlar meslek hastalıkları, stres, alkol ve uyuşturucu bağımlılığıdır.

Meslek Hastalıkları

Meslek hastalıkları, mesleki etkilere bağlı olarak ortaya çıkan ve bu etkinin devamı halinde gittikçe artan ve bu nedenle belirli mesleklerde ya da çalışma gruplarında görülen hastalıklardır. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 11. maddesinde meslek hastalığı şöyle tanımlanmaktadır: “Meslek hastalığı sigortalının çalıştırıldığı işin niteliğine göre tekrarlanan bir sebeple ya da işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici ya da sürekli hastalık, sakatlık ya da ruhi arıza halleridir. ” Meslek hastalıklarının ne zaman başladığının kesin olarak belirlenmesi güçtür. Bazı hastalıklar personel emekli olduktan sonra bile ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca personelin çeşitli işlerde çalışması durumunda hangisinin hastalığa sebep olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Buna bağlı olarak, işletmelerin işyerinin koşullarına bağlı olarak ortaya çıkan meslek hastalıklarını tespit etmeleri zor olabilir. İşletmeler bunu belirleseler bile hastalığın iş ortamı ve yapılan işle ilgili hangi özelliklerden kaynaklandığının ortaya çıkarılması gerekmektedir. Bunun için medikal araştırmalar yapılmaktadır (Fisher vd. , 1996, ss. 637- 638).

Meslek Hastalıklarının Nedenleri

Meslek hastalıkları, işyerlerinde ortaya çıkan zararlı kimyasal faktörlerin, tozların vb., çeşitli yollardan vücuda girmesi ve kısa ya da uzun bir süreç sonunda insanın sağlığını olumsuz yönde etkilemesiyle belirir. Çalışma ortamında gaz, duman, organik mamuller gibi zararlı maddeler varsa, meslek hastalıkları iş kazalarından farklı olarak tüm çalışanları etkilemektedir. Yapılan son araştırmalara göre, AB ülkelerinde çalışan 150 milyon işçinin yaklaşık dörtte biri tehlikeli maddelerden etkilenmektedir. 32 milyon kişi benzen gibi kansorejenlere maruz kalmaktadır. Çalışanlardan % 22′si ise çalışma sürelerinin en az dörtte birinde zehirli buharı teneffüs etmektedir. Yine üye ülkelerde çalışanların % 16′sı direkt ya da bulaşıcı yüzeyler vasıtasıyla boya, böcek ilacı gibi tehlikeli maddelerle temas etmektedirler. (Gürses, 2003, s. 13).

Meslek hastalıklarının nedenleri dört grupta incelenebilir (Aldemir, vd. , 2001, s. 241; Bingöl, 2003, s. 462):

Kimyasal Etkenler: Kimyasal etkenler, endüstrilerde meslek hastalığına en fazla neden olan etkenlerdir. Endüstrinin çeşitli sektörlerinde üretimin türü ve süreci gereği kullanılan kimyasal maddeler personelin sağlığını tehdit edici ve çeşitli meslek hastalıklarına yol açıcı niteliktedir. İşgörenlerin sağlığını tehdit eden kimyasal etkiler ve yol açtığı hastalıklar Tablo 12. 1′de gösterilmiştir.

Fiziksel Etkenler: Radyasyon, çeşitli tozlar, aşırı ışıklandırma, titreşimler, sarsıntı, yüksek gürültü düzeyi, yüksek atmosfer basıncı gibi etkenler de Tablo 12. 1′ de görüldüğü gibi çeşitli meslek hastalıklarının ortaya çıkmasına yol açmaktadır.

Biyolojik Etkenler: Virüsler, bakteriler, mantarlar, vb. biyolojik maddeler özellikle yiyecek ve içecek endüstrisinde çalışanların sağlığını tehdit etmektedir. Ayrıca tarım ve hayvancılıkta çalışanlar ile hastane personeli de bu maddelerin tehdidi altındadır.

Sosyo-Psikolojik Etkenler: Bu etkenler, çalışma ortamına ve işin niteliğine bağlı olarak ortaya çıkan etkenlerdir. Yönetimin katı denetim ve disiplin anlayışı, işçi-işveren ilişkileri, endüstriyel yorgunluk, çalışma saatlerinin düzensizliği, gibi etkenler de bu grupta sayılabilir. Sosyo-psikolojik etkenler özellikle uzun dönemde çalışanların davranış bozukluklarına ve çeşitli psikolojik sorunlara sahip olmalarına neden olmaktadır.

Sıra Sizde 2

Gürültünün işletmelerde neden olabileceği sağlık ve güvenlik sorunlarını değerlendiriniz.

Meslek hastalıkları ve nedenleri

Meslek Hastalıklarının Önlenmesi

Meslek hastalıklarının önlenmesi bu hastalıklara neden olan faktörlerin tespit edilip ortadan kaldırılmasına bağlıdır. Bunun için sorumluluğun çoğu yönetime düşmektedir. Yönetim işletmelerde risk taşıyan faktörleri tespit etmek için gerekli uzman desteği sağlamalı ve özellikle meslek hastalıkları bir sürece bağlı olarak ortaya çıktığı için rutin sağlık kontrolleri yapmalıdır. Ayrıca risklerin etkisini en aza indirgeyecek gerekli araç ve gereci sağlayarak bunların kullanılıp kullanılmadığını kontrol etmelidir. Bunlar dışında hijyen koşullarını sağlamalı ve havalandırma gibi fiziksel çevreyi iyileştirici tedbirlerden yararlanmalıdır. Bazı işletmelerde risk faktörlerini tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmayabilir. Bu durumda risk taşıyan bölümleri işletmenin diğer bölümlerinden izole etmek ve buralarda çalışan personeli koruyacak özel önlemleri almak gerekmektedir. Personeli meslek hastalıkları konusunda eğitmek ve gerekli uyarıları işletmenin görülür yerlerine yerleştirmek de önemli tedbirler arasındadır (Aldemir vd. , 2001, s. 253; French, 1994, s. 538).

Stres

Stres işletmelerde üzerinde en çok konuşulan ve tartışılan konulardan biridir. Stres insanlık tarihi kadar eski olmasına rağmen; günümüzde strese neden olan faktörler ve stresin etkileri daha yoğun olduğu için “çağımızın hastalığı” olarak nitelendirilmektedir ((Aldemir vd. , 2001, s. 228; Bingöl, 2003, s. 462). Avrupa Birliği’nde iş sağlığı ve güvenliği sorunlarıyla ilgili çalışmalarda stres ön sıralarda yer almaktadır. AB’de 40 milyondan fazla çalışan stres sorunuyla karşı karşıya kalmakta ve her üç personelden biri stres altında çalışmaktan dolayı sağlık sorunları yaşamaktadır. Stres sorununun maliyeti ise yılda 20 milyar Euro’ya ulaşmaktadır (Gürses, 2002, s. 10).

Stres, genel olarak birey üzerinde, karşı koyma yeteneklerini ve kaynaklarını aşan istekler olduğunda ortaya çıkan, bireysel özelliklerin ya da psikolojik süreçlerin de dolaylı olarak etkilediği, fizyolojik ya da psikolojik tepkiler bütünüdür. Endüstrileşmiş ülkelerde stres kişileri ve toplum sağlığını etkileyen önemli boyutlara ulaşmıştır. Birey ve çevresi arasındaki uyumun bir göstergesi olan stres insanın mücadele etme duygusunu ve baskıya karşı tepkisini ortaya koyduğu için bir hastalık olarak nitelendirilmemelidir. (Fisher vd. , 1996, s. 646; Bingöl, 2003, s. 463). Ancak personelin stresle başa çıkabilmeleri için işletmelerin çeşitli destek programları geliştirmeleri ve bu sorunun çözümünde onları tek başlarına bırakmamaları gerekmektedir.

Stresin Nedenleri

Strese neden olan faktörler iki grup halinde incelenebilir:

Bireysel Nedenler: Personeli olumsuz etkileyen stres özel hayatlarındaki bazı problemlerden ve değişikliklerden kaynaklanabilmektedir. Aile, evlilik ya da çocuklarla ilgili problemler ve ekonomik sıkıntılar strese en çok yol açan faktörler arasındadır. Tablo 12. 2′de bazı olayların strese yol açma derecesi gösterilmiştir. En üst derecede tüm yaşamı etkileyen değişiklikler vardır. Stresin düzeyi ne kadar yüksekse, stres kaynaklı sağlık problemlerine yakalanma riski de o derece yüksek olmaktadır. Ayrıca karamsarlık, aşırı heyecanlı ve hırslı olmak gibi bazı kişilik özellikleri de strese neden olan faktörler arasındadır.

Strese yol açan bireysel faktörler

Örgütsel Nedenler: Örgüt içinde personelde stres yaratan birçok faktör vardır. Bunlar arasında en sık karşılaşılanlar personelin kapasitesini aşan talepler, rol çatışmaları, sosyal çatışmalar, örgütün yapısı, yönetim sitili gibi faktörlerdir. İşletmede ağır ve uzun çalışma saatleri, iş temposunun yüksek ve zorlayıcı olması, fiziksel çalışma ortamının uygun olmaması, iş yükünün çok ağır olması gibi çalışanların kapasitesini zorlayıcı koşullar çalışanları olumsuz etkilemekte ve strese yol açmaktadır. Personelin işletmede oynadığı rolle ilgili beklentilerinin tatmin edilememesi bazı olumsuzluklar yaratmaktadır. Örneğin kişiye üstlenebileceği sorumluluktan daha fazlasının verilmesi ya da personelin ne yapacağı konusunda belirsizliğe yol açacak şekilde iş ve görev tanımlarının açık olmaması önemli stres kaynakları arasındadır.

Personelin işletmede çalışan diğer personelle ilişkisinin zayıf olması ve onlardan destek görmemeleri gibi sosyal faktörler özellikle sosyalleşme ihtiyacı yüksek olan personel için önemli ölçüde strese neden olmaktadır. Örgüt yapısı da stresi arttırabilir. Katı kurallar, personelin kendilerini etkileyen kararlara katılma olanağının olmaması, güçlü bir hiyerarşik yapı ve iletişim kanallarının yukarıdan aşağıya tek yönlü işlemesi strese neden olan yapısal özelliklerdir (De Cenzo, Robbins, 1999, s. 440; Fisher, vd. , 1996, s. 650).

Sıra Sizde 3

Stresin çalışanlar üzerinde olumlu bir etkisi olabilir mi?

Stresin Kontrol Edilmesi

Strese neden olan kişisel ve örgütsel faktörleri tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmayabilir; ancak stresin personel üzerindeki olumsuz etkilerini azaltabilmek olanaklıdır. Örgütsel düzeyde stresle mücadele için strese neden olan faktörlerin en aza indirilmesi gerekmektedir. Stresi teşhis etmede ve azaltmada İnsan Kaynakları Bölümleri önemli rol oynamaktadırlar. Öncelikle personelin performansı gözlenerek stres belirtileri olup olmadığı tanımlanabilir. Olması durumunda personel bu konuda bilgilendirilir ve bununla başa çıkabilmesi için strese neden olan faktörler mümkün olduğu ölçüde ortadan kaldırılmaya çalışılır (Dessler, 1997, s. 641). İnsan Kaynakları Bölümü özellikle kişisel faktörlerden kaynaklanan stres üzerinde çok az kontrol sahibidir; hatta bazen kontrol edebilmesi mümkün olmayabilir. Ancak özellikle örgütsel faktörlerden kaynaklanan stresi kabul edilebilir düzeyde tutan bir örgüt kültürü yaratılabilir. İlk olarak personelin yaptığı işle uyumlu olması sağlanmalıdır. Personel kendilerinden ne beklendiğini bilmeli, işle ve sorumluluklarla ilgili belirsizlikler ortadan kaldırılmalıdır. Kariyer planlaması ve iş tanımları burada oldukça önemli rol oynamaktadır. İşler yeniden düzenlenmeli, personel üzerindeki aşırı yük azaltılmalıdır. Personele ihtiyaçları olan eğitimin sağlanması da önemlidir. Böylece verimlilik ve performanstaki artışla birlikte işle ilgili korkular da ortadan kalkacaktır. Ayrıca çalışanların kendileriyle ilgili kararlarda söz sahibi olabilmelerinin sağlanması stres düzeyini azaltan önemli faktörler arasındadır (Bingöl, 2003, s. 465; De Cenzo, Robbins, 1999, s. 442; Halloran, 1986, s. 400).

Alkol ve Uyuşturucu Kullanımı

İş sağlığı ve güvenliği açısından önemli bir sorun olan alkolizm sosyal, ekonomik ve medikal sonuçlarına rağmen uzmanlar tarafından bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. İnsan sağlığına etkisi açısından kalp hastalıkları, kanser ve zihinsel hastalıklardan sonra dördüncü sırada yer almaktadır. Başlangıçta hafif derecede bir sosyal ya da psikolojik bir alışkanlıktan psikolojik bir bağımlılığa dönüşmekte ve son aşamada tam bir bağımlılık halini almaktadır. Bu süreç yaklaşık on ile yirmi yıl arasında değişen bir süre almakta ve işletmelerde genellikle alkolizmin başlangıç ve orta düzeyinde ye alanlar 45-55 yaş arasında bulunmaktadır. Dolayısıyla hastalığın son aşamasında yani tam bir bağımlılığa dönüştüğü aşamada bu kişiler çoğunlukla bir işyerinde çalışıyor olmaktadırlar (Halloran, 1986, s. 402).

Alkolün yanında uyuşturucu bağımlılığı da bir diğer sağlık ve güvenlik sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle Batı ülkelerinde ve günümüzde yavaş yavaş ülkemizde; uyku ilacı ve yatıştırıcı gibi yasal uyuşturuculardan, eroin ve kokain gibi yasal olmayan uyuşturuculara kadar uyuşturucu madde kullanımı önemli bir sorun olarak toplumsal sağlığı tehdit etmektedir. Henüz ülkemizde işyerlerinde çok yaygınlaşmayan bu sorunun önlem alınmadığı takdirde işyerlerinde de yayılması çok olanaksız gözükmemektedir (Bingöl, 2003, s. 466; Aldemir, 2001, s. 235).

Alkol ve Uyuşturucu Kullanımına Yol Açan Nedenler

İnsanların alkol ve uyuşturucu kullanmasına yol açan birçok neden olabilir. Bunlar psikolojik, biyolojik ve demografik faktörlerdir (Bingöl, 2003, s. 465; Aldemir, 2001, s. 252).

Psikolojik Faktörler: İnsanları alkol ve uyuşturucu kullanmaya iten nedenlerin başında psikolojik faktörler bulunmaktadır. Stresin alkol ve uyuşturucu kullanma eğilimini arttırdığı, stres yaratan işlerde çalışanların alkole daha fazla eğilim gösterdiği saptanmıştır. Ayrıca içe dönük, çevresinden kolayca etkilenen ve güç kazanma ihtiyacı hisseden bireyler daha fazla alkol ve uyuşturucu kullanmaktadırlar.

Biyolojik Faktörler: Alkol ve uyuşturucu alışkanlıklarında biyolojik faktörler de rol oynamaktadır. Yapılan çeşitli araştırmalar özellikle alkolizmin kalıtımla ilişkili olduğunu ortaya çıkarmıştır. Ayrıca bireyin büyüdüğü ailesel çevre de, alkol ve uyuşturucu alışkanlığını yaratabilir.

Demografik Faktörler: Yaş, cinsiyet, medeni durum ve gelir durumu gibi faktörler alkol ve uyuşturucu kullanımında çeşitli farklılıklar yaratmaktadır. Orta yaş grubunda yer alanlarda alkol bağımlılığı daha yüksektir. Ayrıca erkekler kadınlara oranla, bekârlar evli olanlara göre daha fazla alkol kullanmaktadırlar. Üst düzey yöneticilerin alkole karşı daha fazla eğilimli olduğu da yapılan çalışmalarla ortaya çıkmıştır.

Alkol ve uyuşturucu bağımlılığının belirtileri

Alkol ve Uyuşturucu Kullanımının Önlenmesi

Alkol ve uyuşturucu bağımlısı personele yardımcı olabilmek için öncelikle bunun tespit edilmesi gereklidir. Ancak alkol bağımlılığının belirlenmesi sorunun orta ya da ilk basamaklarına kadar pek mümkün olmamaktadır. Alkol ve uyuşturucu bağımlılığının belli başlı işaretleri Tablo 12. 3′de verilmiştir. Hem toplumsal açıdan hem de örgütsel açıdan çok önemli sorunlar yaratan ve büyük maddi kayıplara yol açan bu sağlık sorunlarının önlenmesi için özel personel destek programları düzenlenmesi ve uzmanlar aracılığıyla çalışanlara yardımcı olunması gereklidir.

Personel Destek Programları (IDP), personelin performansını geliştirmek ve kişisel problemlerini çözmede yardımcı olabilmek amacıyla işletmeler tarafından uygulanan programlardır. Oldukça maliyetli olmasına rağmen, özellikle gelişmiş ülkelerde bu programlar çok yaygın bir biçimde uygulanmaktadır. Bunun en önemli nedeni bu tip problemleri önleme ya da azaltma maliyetlerinin bunlar ortaya çıktığı zaman karşılaşılabilecek maliyetlerden düşük olmasıdır (Aldemir, 2001, s. 257).

İşletmelerin birçoğu tam zamanlı olarak alkol ve uyuşturucu ya da aile problemlerine yönelik danışmanlar, psikologlar ya da psikiyatristler istihdam edememektedir. Genellikle insan kaynakları bölümleri bulunan büyük işletmelerde bu konuda eğitilmiş ya da uzman olan kişiler çalıştırılmaktadır. Ancak bütün işletmelerin çeşitli problemleri olan personele yönelik hazırlıkları olmalıdır. Bu yarı zamanlı çalıştırılacak bir uzman olabileceği gibi, işletme dışındaki danışmanlık hizmetlerinden de gerektiği zaman yararlanılabilir. Bununla birlikte, her yöneticinin profesyonel anlamda olmasa da psikolojik ilk yardım olarak adlandırılan bir danışmanlık niteliği olması gerekmektedir. Yöneticiler problemi olan personelle görüşerek ve onları dinleyerek stresin azalmasına ve zihinsel sağlığın iyileşmesine katkıda bulunabilirler. Ayrıca bu işletmede personelle yöneticiler arasında iletişimin yetersiz olmasından kaynaklanan pek çok sorunu da çözümleyecektir (French, 1994, s. 545).

İşletmelerde Güvenlikle İlgili Sorunlar, Nedenleri ve Korunma Yolları

İşletmelerde güvenlikten söz edilince ya da iş güvenliği denilince ön plana iş kazaları çıkmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü iş kazasını ” Önceden planlanmamış, çoğu kez kişisel yaralanmalara, üretimin bir süre durmasına yol açan bir olay ” şeklinde tanımlamaktadır. Teknik açıdan “güvenliksiz fizik-mekân koşullarla, güvenliksiz kişisel davranışlardan meydana gelen kazalar iş kazalarıdır” şeklinde bir tanım yapılabilir (Gerek, 1998, ss. 11-12). İş kazasında önemli olan işçinin hemen ya da sonra bedensel ve ruhsal açıdan bir rahatsızlıkla karşılaşmasıdır.

İş Kazalarının Nedenleri

İş kazaları sosyal ve ekonomik olarak, hem ülke hem işletme hem de kazaya uğrayan kişi açısından büyük kayıplar yaratmaktadır. ILO’ya göre, GSMH’nın % 4′ü ülkelerde iş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle yitirilmektedir. İşyerlerinin ise karının % 5-15′i iş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle kaybolmaktadır. Türkiye iş kazaları açısından dünya genelinde oldukça üst sıralardadır.

Türkiye iş kazalarında Avrupa ülkeleri arasında birinci, dünyada ise üçüncü sırayı almaktadır (Tevrüz, 1999, s. 163). ILO araştırmasına göre,
- Her yıl dünyada 270. 000. 000 işçi iş kazalarında yaralanmaktadır.
- Ülkemizde ise resmi kayıtlara göre 80. 000 iş kazası olmaktadır.
- Dünyada yılda 1. 825. 000 işçi iş kazalarında ölmektedir.
- Ülkemizde ise yılda 1500 işçi iş kazalarında hayatını kaybetmektedir (MEGEP, 2005, s. 31).

Çalışanlar, işletmeler ve ülke ekonomisi açısından çok önemli olan iş kazalarının nedenleri,genel olarak ikiye ayrılmaktadır: güvensiz hareketler ve güvensiz şartlar.

Güvensiz Hareketler (İnsani Faktörler)

İş kazalarının yaklaşık % 80′ine yakını işletmelerdeki güvensiz hareketlerden kaynaklanmaktadır. Yapılan çalışmalara göre, risk alma eğilimi yüksek olan ve bazı karakteristik özelliklere sahip bireyler iş kazalarına daha fazla neden olmaktadırlar. Bu özellikler dikkatsizlik ve kurallara uymama gibi kaza riskini arttıran güvensiz davranışlara yol açmaktadır (Dessler, 1997, s. 631). Kaza riskini arttıran kişisel özelliklerin neler olabileceğine yönelik birçok araştırma yapılmıştır. Yaş, cinsiyet, eğitim, deneyim gibi bazı demografik faktörler yanında; iş tatminsizliği, güvensizlik, ihmalcilik, disiplinsizlik, tedbirsizlik, uyumsuzluk, stres, monotonluk, zihinsel yorgunluk gibi bazı psikolojik faktörler de iş kazaları riskini arttırmaktadır. Örneğin, iş kazaları 17-28 yaşları arasında en yüksek; 50 ve 60′lı yaşlarda en düşük seviyesine ulaşmaktadır (Dessler, 1997, s. 631). Bu durum iş kazalarında eğitimin önemini bir kez daha ortaya çıkarmaktadır. Bir başka araştırmaya göre ise erkekler kadın işçilere göre üç kat daha fazla iş kazası ve on kat daha fazla ölüm riskine maruz kalmaktadırlar (Topçuoğlu, Özdemir, 1999, s. 117).

İş kazalarında rol oynayan faktörler

Sıra Sizde 4

Genç işgücünün iş kazalarına daha fazla eğilimli olmasının nedenleri nelerdir?

Ayrıca görme ve duyma kusuru, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı, analjezikler ve hiptonik ilaçların kullanılması ile reaksiyon yeteneğinin zayıflaması, uyku düzeninin bozulması, kas yorgunluğu, sağ ya da sol elini kullanamama gibi bazı fizyolojik faktörler de iş kazalarında önemli rol oynamaktadır. Bunlar dışında zekâ düzeyi, özel yetenekler, algı ve reaksiyon hızı, algı, dikkat, bellek bozuklukları, karar verme yeteneksizliği ve korunma araçlarına gereken önemi vermemek gibi diğer kişisel özellikler de iş kazası riskini arttırmaktadır (French, 1994, s. 533; Sabuncuoğlu, 2000, ss. 266-267; Dessler,1997, s. 631).

Güvensiz Şartlar (Örgütsel Faktörler)

İş kazalarının yaklaşık % 20′si işletmelerdeki güvensiz şartlardan kaynaklanmaktadır. Alet ve makinelerin hatalı yerleştirilmesi, kişisel korunma araçlarının kullanılmaması, makinelerin bakımsızlığı, gürültü, ısı, ışık, radyasyon, gibi fiziki faktörler yanında işin kendisi, iş takvimi ve işyerinin psikolojik atmosferi de iş kazalarında belirleyici rol oynamaktadır. Bazı işlerin diğerlerinden tehlikeli olduğu son derece açıktır. Bir vinç operatörü bir yöneticiden çok daha fazla iş kazası riski taşımaktadır. Bazı bölümler de diğerlerinden daha güvenli olabilir. Örneğin pazarlama bölümünde nakliye bölümünden çok daha az iş kazası olmaktadır.

İş takvimi ve yorgunluk da etkili bir faktördür. Yapılan araştırmalara göre, iş kazaları genellikle iş gününün ilk beş ve altı saatinden sonra meydana gelmektedir. Ayrıca çalışma süresi arttıkça iş kazaları ondan daha hızlı artmaktadır. Özellikle gece vardiyalarında iş kazaları oranında bir artış olduğu görülmektedir. Örgütün psikolojik atmosferi ise genellikle işletmedeki sosyal ilişkileri ifade etmektedir. Personel, işveren ilişkileri, ücret, iş yükünden kaynaklanan stres, iş güvencesinin yetersiz oluşu, çalışanlar arasında gerginlik gibi faktörler iş kazalarında etkilidir. Örneğin mevsimlik işlerde çalışanların iş kazası oranı oldukça yüksektir. Ayrıca personel sağlığı ve güvenliğine yönelik eğitim yetersizliği iş kazası riskini arttıran en önemli örgütsel faktör olarak karşımıza çıkmaktadır (Dessler, 1997, s. 628; De Cenzo, Robbins, 1999, s. 431; Sabuncuoğlu, 2000, s. 267).

İş Kazalarının Önlenmesi

Sağlıklı ve güvenli çalışma şartlarının oluşturulması iş kazalarının büyük oranda azalmasını sağlamaktadır. Ancak iş kazalarının büyük oranda güvensiz kişisel davranışlar sonucu ortaya çıkması nedeniyle, sadece işletmelerdeki güvensiz koşulların ortadan kaldırılması yeterli olmamaktadır. Özellikle Türkiye’de iş kazalarının bir kader ve alınyazısı olduğu yönünde bir inanç hala mevcuttur. 2002 yılında Metal İşkolu’nda yapılan bir çalışma iş kazalarının % 57′sinin çalışanların iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uygun davranmamış olmasından kaynaklandığını göstermektedir. Bu durum, dikkatsiz çalışma, kişisel koruyucu kullanmama, donanımı ya da aletleri güvensiz kullanma, uyarıya rağmen güvensiz çalışma vb. nedenlerin bir sonucudur (Gürses, 2003, s. 3).

Bu bulgular işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği konusunda organizasyon ve insani faktörlerle ilgili bir alt yapı eksikliğinin olduğunu göstermektedir. Bu alt yapı eksikliği ancak iş sağlığı ve güvenliğinde pozitif kültürün oluşturulması ile giderilebilmektedir. Bunun nedeni ise; iş sağlığı ve güvenliği kültürünün, olası risklerin boyutlarını, karşı karşıya kalınan zorlukların, pratik ve etkili bir şekilde önlenmesine yönelik paylaşılan görüş, değer, fikir, düşünce ve hareketleri şekillendirmesi ve geliştirmesidir.

Tablo 12. 5′de görüldüğü gibi, iş kazalarını önlemek her iki tarafın da; yani hem personelin hem de yönetimin sorumluluğudur. İş sağlığı ve güvenliğine yönelik alınması gereken önlemleri uygulamak, uygulatmak ve bunlara ilişkin yaptırımları sürekli gündemde tutarak başarılı olmak, yönetimin ve çalışanların iş güvenliğine bakış açılarının göstergesidir. Bu çerçevede, çalışanlar ve işletme bünyesinde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili organizasyonlar her zaman işbirliği içinde olmalıdırlar (Gürses, 2001, s. 10).

Kaza önleme mekanizmaları

SAĞLIK VE GÜVENLİK PROGRAMLARININ YÖNETİMİ

Sağlık ve güvenliğin yönetimi, yönetimin en zor alanlarından biridir. Bunun en önemli nedenlerinden biri personel sağlığı ve güvenliğini etkileyen faktörlerin son derece karmaşık olmasıdır. Bu faktörler meslek hastalıklarında olduğu gibi çevresel koşullardan ve iş kazalarında ise daha çok bireysel davranışlardan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle sağlık ve güvenlik risklerini en aza indirgemek ve sağlıklı ve güvenli bir iş ortamı yaratmak ne tek başına yönetimin ne de personelin sorumluğundadır. Ayrıca işletmelerde sağlıkla ve güvenlikle ilgili önlemlerin ileri düzeyde alınması ve gerekli koruyucu araç ve gereçlerin sağlanması da yeterli değildir. Önemli olan bu önlemlere uyulmasını ve araç ve gereçlerin kullanılmasını sağlayabilmektir.

Sıra Sizde 5

Sağlık ve güvenlik programlarının yönetiminde insan kaynakları yönetimi nasıl bir rol oynamaktadır?

İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Yönetim Sistemi, iş sağlığı ve güvenliği faaliyetlerinin kuruluşların genel stratejileri ile uyumlu olarak sistematik bir şekilde ele alınıp sürekli iyileştirme yaklaşımı çerçevesinde çözümlenmesi için bir araçtır. İSG Yönetim Sistemi, çalışanlar, yönetenler ve denetleyenlerin rol ve sorumluluklarını açık hale getirerek çalışanların katılımını sağlayacaktır. Bu sistemle, çalışanlar, İSG risklerinin belirlendiği ve önlemlerle asgari seviyeye indirildiği, yasalara uyan, hedeflerin yönetim programları ile hayata geçirildiği, uygun İSG eğitimlerinin uygun kişilere verildiği, acil durumlara hazır, performansını izleyen, izleme sonuçlarını iyileştirme faaliyetlerini başlatmak için kullanan, faaliyetlerini denetleyen, yaptıklarını gözden geçiren ve dokümante eden bir kuruluşta İSG faaliyetlerine gereken önemi veren bir sistemin parçası olacaklardır. Örneğin Türkiye’de belirli sayıda işçinin çalıştığı işletmelerde işçilerin, işverenlerin ve sendikaların birlikte yer aldığı İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları bu konuda etkin çalışmalar yapmaktadır.

Sağlık ve güvenlik programlarının temel aşamaları

İşletmelerin kapsamlı ve etkili bir güvenlik programına sahip olmak için aşağıdaki hususları yerine getirmeleri gerekmektedir (Demirbilek, 2005, ss. 40-41):
- İş sağlığı ve güvenliği bakımından kanıtlanan bir bağlılığa sahip olmak.
- Sağlık ve güvenlik amaçlarını saptamak.
- Bütçeden pay ayırmak.
- Personel katılımını arttırmak (örneğin ortak işçi-işveren komiteleri).
- İşe yeni alınanları eğitmek.
- İş kazaları ve meslek hastalıklarıyla ilgili verileri toplamak ve analiz etmek.
- Nezaretçilerin eğitilmesini sağlamak.
- Nezaretçileri sağlık ve güvenlik açısından hesap verilebilir kılmak.
- Sağlık ve güvenlik konusunda gerekli olduğunda dış kaynak kullanmak.
- Ödül sistemi uygulamak.
- Güvenlik denetimlerini yürütmek.
- Güvenlik şikâyetlerini ve kaza araştırmalarını dikkate alarak gerekenleri yapmak.

Sağlık ve güvenlik programlarının başarısı hem yönetimin hem de işçilerin bağlılığına dayanmaktadır. Yukarıda sıralanan anahtar öğelere ek olarak, yüksek güvenlik performansı elde etmek için planlama, ısrar ve sürekli ilgi göstermek de gerekmektedir. Dolayısıyla ölçeği ne olursa olsun tüm işletmelerde yönetim güvenliğe örgüt kültürünün ayrılmaz bir parçası olarak bağlılık göstermelidir (Demirbilek, 2005, s. 193).

Sıra Sizde 6

Sağlık ve güvenlik programlarının etkinliği nasıl değerlendirilebilir?

TÜRKİYE’DE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

Türkiye’de de iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çok sayıda yasal düzenleme ile kurum ve kuruluş bulunmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili düzenlemeler başta Anayasamız olmak üzere, ülkemizin onayladığı uluslararası sözleşmelerde, 4857 sayılı İş Kanunu, Borçlar Kanunu, Sosyal Sigortalar Kanunu, Deniz İş Kanunu ve Basın İş Kanunu’nda yer almaktadır. Bunların dışında Kanun Hükmünde Kararnameler (İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı Verilmesine Dair KHK), 29 tüzük, 20 yönetmelik ve ayrıca Bakanlık ve bağlı kuruluşların genelgeleri vardır. Bu durum ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği alanında oldukça dağınık bir hukuki düzenleme görünümü olduğunu ortaya çıkarmaktadır (Gerek, 1998, s. 51).

İşçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili bazı kanun ve yönetmelikler

Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliğinden doğrudan ve dolaylı olarak sorumlu olan çok sayıda kurum ve kuruluş vardır. Bunların başında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yer almaktadır. Bakanlığın örgüt yapısı içinde başta İş Teftiş Kurulu Başkanlığı olmak üzere konuyla ilgili dört ayrı birim bulunmaktadır. Daha sonra Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı gelmektedir. Milli Savunma Bakanlığı’nın konuyla ilgisi askeri işyerlerinin teftişiyle ilgilidir. Bakanlıklardan sonra Sosyal Sigortalar Kurumu, Belediyeler, Milli Prodüktivite Merkezi, Türk Standartları Enstitüsü ve Üniversiteler kendi görev alanları itibariyle değişik açılardan ve değişik amaçlarla konuyla ilgilidirler. Bütün bu kurum ve kuruluşlar dışında işçiler, sendika temsilcileri ve işletme yöneticilerinin birlikte yer aldığı İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları işletme düzeyinde konuyla ilgili faaliyet gösteren önemli mekanizmalardır (Gerek, 1998, s. 48).

4857 sayılı İş Kanunu’nda iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili olarak yer alan önemli hükümlerden bazıları şunlardır (Tuncay, 2003, ss. 9-11):

Madde 77

İşverenler işyerlerinde işçi sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uymak zorundadırlar. İşverenlerin işyerinde aldığı işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri, mesleki riskler, yasal haklar ve sorumluluklarla ilgili eğitim vermek, bilgilendirmek ve denetlemek zorunluluğu getirilmektedir.

Madde 80

Sanayiden sayılan ve devamlı olarak en az 50 işçi çalıştıran ve altı aydan fazla sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği kurulu oluşturma zorunluluğu yasa ile düzenlenmekte ve işverenlerin kurul kararlarına uyma zorunluluğu getirilmektedir.

Madde 81

50 ve daha fazla işçi çalıştıran işyerlerine bir ya da daha fazla işyeri hekimi çalıştırma ve işyeri sağlık birimi oluşturma yükümlülüğü öngörülmektedir.

Madde 82

Sanayiden sayılan ve devamlı olarak en az elli işçi çalıştıran ve altı aydan fazla sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde işverenlere, iş güvenliği önlemlerinin sağlanması bakımından bir ya da daha fazla mühendis ya da teknik eleman görevlendirme yükümlülüğü öngörülmektedir.

Madde 83

İş sağlığı ve güvenliği açısından işçinin sağlığını bozacak ya da vücut bütünlüğünü tehlikeye sokacak yakın, acil ve hayati bir durumun varlığı halinde işçiye, iş sağlığı ve güvenliği kuruluna,bulunmaması halinde işverene talepte bulunması, Kurulun işçinin talebi yönünde karar vermesi halinde gerekli tedbirler alınıncaya kadar ücreti ve diğer hakları saklı tutularak çalışmaktan kaçınma hakkı verilmektedir

Madde 85-86

16 yaşını doldurmamış genç işçilerin ve çocukların ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılamayacağı öngörülmüştür. Ayrıca ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılacak her işçinin yılda en az bir kere bu işe dayanıklı ve uygun olup olmadığının ilgili sağlık birimlerince kontrol edilmesi gerekmektedir.

Özet

İş sağlığı ve güvenliği nedir?

Personelin sağlığını, güvenli ortamlarda ve güvenli koşullarda çalışmalarını amaçlayan ve sağlayan, bu yolda personelin gerek fiziksel gerekse ruhsal açıdan iyi durumda olmaları için yapılan çalışmalar iş sağlığı ve güvenliği olarak adlandırılmaktadır. İş sağlığı çalışanların bireysel özelliklerinden ve işletmenin çevresel koşullarından kaynaklanan sağlık problemlerinin önlenmesini içerirken; iş güvenliği ise işletmelerde çalışanların hatalı davranışlarından ya da işyerinin hatalı uygulamalarından ortaya çıkan iş kazalarının önlenmesi anlamına gelmektedir.

İş sağlığı ve güvenliğinin önemi nedir?

iş sağlığı ve güvenliği başta çalışanlar olmak üzere, işletmeler ve ülke ekonomisi açısından önem taşımaktadır. Çalışanlar açısından başta gelir kaybı ve geçici ya da kalıcı iş göremezliğe neden olmakta, kişiyi psikolojik açıdan da olumsuz etkilemektedir. İşletme açısından ise kaybedilen işgücü ve çalışma zamanı anlamına gelmekte; ayrıca kalite ve verimlilikte düşmeye yol açmaktadır. Ülke ekonomisini de sosyal ve ekonomik açıdan olumsuz etkilemektedir. Kalifiye işgücü ve üretim kayıpları, ilave sağlık ve eğitim harcamaları olumsuz etkileri arasındadır.

İşletmelerde sağlıkla ilgili sorunlar, nedenleri ve korunma yolları nelerdir?

İşletmelerde sağlıkla ilgili sorunlar meslek hastalıkları, stres, alkol ve uyuşturucu kullanımıdır. Meslek hastalıklarını önlemek için ilk olarak sağlığı tehdit eden tehlikeleri ortaya çıkarmak, denetlemek, tıbbi yardım sağlamak ve personeli eğitmek gerekmektedir. Diğer sağlık problemleri için ise personeli fiziksel ve ruhsal sağlığını nasıl koruyacağı konusunda eğitmek, gerekli danışmanlık hizmetlerini ve moral desteği sağlamak yararlı olmaktadır.

İşletmelerde güvenlikle ilgili sorunlar, nedenleri ve korunma yolları nelerdir?

İşletmelerde güvenlikle ilgili en önemli sorun iş kazalarıdır. İş kazaları önemli ölçüde hatalı davranışlardan kaynaklandığı için bu davranışların önlenmesi gerekmektedir. Bunun için ilk koşul işletmelerde personel sağlığı ve güvenliği kültürü oluşturmaktır. İş ile personel arasında uyum sağlamak, işe uygun bireyleri seçmek, gerekli eğitimi vermek gerekmektedir. İşletmeler ise işyerlerinde makine ve teçhizatların bakım ve onarımını yapmalı ve gerekli koruyucu malzemeyi bulundurmalıdır.

Sağlık ve güvenlik programları nasıl yönetilir?

İş sağlığı ve güvenliğini etkileyen faktörler son derece karmaşıktır. Bu faktörler meslek hastalıklarında çevresel koşullardan ve iş kazalarında ise daha çok bireysel davranışlardan oluşmaktadır. Bu nedenle sağlık ve güvenlik risklerini en aza indirgemek ve sağlıklı ve güvenli bir iş ortamı yaratmak yönetimin ve personelin ortak sorumluğundadır. Sağlık ve güvenlik programlarının etkin bir şekilde yönetilebilmesinde üst yönetimin desteği, insan kaynakları bölümleri, hat yöneticileri ve iyileştirme programları da önemli rol oynamaktadır.

Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili düzenlemeler nelerdir?

Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevzuat oldukça dağınıktır. Başta Anayasa olmak üzere İş Kanunları, çeşitli tüzük ve yönetmeliklerde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili düzenlemeler bulunmaktadır. Mevzuatın dağınık olması uygulamada bazı sorunlara yol açmaktadır. Bunlardan en önemlisi ise denetim mekanizmasının etkin bir şekilde işlememesidir.

Test Soruları

1. Aşağıdakilerden hangisi iş kazaları ve meslek hastalıklarının doğrudan maliyetlerinden biridir?

a. Tedavi ve bakım masrafları
b. İşgünü kayıpları
c. İşgücü kayıpları
d. Üretim kayıpları
e. Çalışanları yeniden eğitme masrafları

2. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği ile doğrudan ilgili kurum ve kuruluşlardan biri değildir?

a. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
b. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlılığı
c. Milli Savunma Bakanlığı
d. İçişleri Bakanlığı
e. Belediyeler

3. Aşağıdakilerden hangisi meslek hastalıklarına neden olan biyolojik etkenlerden biridir?

a. Kimyasal maddeler
b. Gürültü
c. Virüsler
d. Stres
e. Yorgunluk

4. Aşağıdakilerden hangisi bir işletmede iş sağlığı ve güvenliği kültürünü etkileyen faktörlerden biri değildir?

a. Yönetim ve çalışanların tutumları
b. Çalışanların eğitimi ve motivasyonu
c. İşletme politikası ve prosedürleri
d. İşletmenin büyüklüğü
e. Güvensiz davranışlara karşı yaptırımlar

5. İşletmelerde işçiler, yöneticiler ve sendika temsilcilerinin birlikte iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili faaliyetleri yürüttüğü mekanizmalara ne ad verilmektedir?

a. İşçi Sağlığı Komitesi
b. İş Güvenliği Komitesi
c. İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu
d. İşgören Destek Kurulu
e. İşyeri Sağlık Birimi

6. İş Kanunu’na göre ağır ve tehlikeli işlerde kaç yaşından küçük çocuklar çalıştırılamaz?

a. 16
b. 15
c. 14
d. 13
e. 12

7. Aşağıdakilerden hangisi strese yol açan örgütsel faktörlerden biridir?

a. Ekonomik sıkıntılar
b. İşsizlik
c. Ailevi nedenler
d. Rol çatışması
e. Aşırı çalışma hırsı

8. Aşağıdakilerden hangisi iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili olarak işverenlerin görevlerinden biri değildir?

a. Yasal mevzuatı oluşturmak
b. Bütçeden pay ayırmak.
c. Personel katılımını arttırmak
d. Sağlık ve güvenlik amaçlarını saptamak.
e. Güvenlik denetimlerini yürütmek.

9. Aşağıdakilerden hangisi iş kazalarına yol açan güvensiz şartlardan biridir?

a. Tecrübesizlik
b. Stres
c. Dikkatsizlik
d. Uygun olmayan tekniklerin kullanımı
e. Makinelerin bakımsızlığı

10. Personel performanslarını geliştirmek ve kişisel problemlerini çözmede yardımcı olabilmek amacıyla işletmeler tarafından uygulanan programlara ne ad verilir?

a. Personel destek programları
b. İş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi
c. Kaza önleme mekanizması
d. Sağlık programları
e. İyileştirme programları

Yaşamın İçinden

İşyeri kaza ve meslek hastalığı bildirim formu

Not: 1) İşverenler işyerinde meydana gelen iş kazasını ve tespit edilecek meslek hastalığını en geç iki iş günü içinde yazı ile ilgili Bölge Müdürlüğüne bildirmek zorundadır. (4857 sayılı İş Kanunu md. 77) Bu bildirimi zamanında yapmayan işverenlere aynı kanunun 105 inci Maddesi uyarınca idari para cezası uygulanır. 2) 1, 3, 5 ve 7. inci bölümler hem kaza, hem de meslek hastalığı bildirimi durumunda, 2 ve 6. ıncı bölümler sadece kaza bildirimi durumunda, 4. üncü bölüm ise sadece meslek hastalığı bildirimi durumunda doldurulacaktır.

Okuma Parçası

OHSAS18001

Kuruluşlarda karşılaşılan en önemli insan kaynakları sorunlarından biri, çalışanların emniyetli ve sağlıklı bir çalışma ortamına sahip olmamalarıdır. Kuruluşların daha iyi rekabet koşullarına ulaşabilmesi için çalışanların iş sağlığı ve güvenliği konusunda planlı ve sistemli çalışmalar yürütmeleri gerekmektedir. ISO 9001 VE ISO 14001 gibi Standartlar kalite ve çevre yönetimleri üzerine yoğunlaşmış, dolayısıyla kuruluşlarda iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve sürekli iyileştirilerek korunabilmesi için ayrı bir standarda gereksinim duyulmuştur. İş sağlığı ve güvenliği ile doğrudan ilgili olan standartlardan en önemlisi “Occupational Health and Safety Assessment Series”in baş harflerinden oluşan OHSAS 18001′dir. İş sağlığı ve güvenliği (İSG) yönetim sistemlerinin doğru ve yanlış işleyen taraflarını ortaya koyabilecek, ifade edilebilir bir iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi standardı hakkındaki ihtiyaçları karşılayabilecek, işletmelerin kalite ve çevre sistemleri ile uyumlu bir standart olan OHSAS 1801, 1999′da İngiliz standartları Enstitüsü tarafından geliştirilmiştir.

OHSAS evrensel bir standart olmasından dolayı, dünyanın her yerinde herhangi bir sektör veya iş kolu ayrımı yapılmaksızın her türlü işletmedeki İSG yönetim sistemini denetleyebilir. İşletmelerde karşılaşılabilecek her türlü iş kazası riskine karşı önceden tahmin edilebilen önleyici bir yaklaşım içerir. Kısaca, riskin ortaya çıkmasını beklemeden, o riski kaynağında giderici bir düşünce yapısında olmayı gerektirir.

Sistemin uygulandığı kuruluşlarda özellikle pozitif güvenlik kültürüne sahip olunması öngörülmektedir. Pozitif güvenlik kültürü ile kastedilen liderliğin önemi ile üst yönetimin taahhüdü, saha yöneticilerinin güvenlik ile ilgili icra rollerini tam olarak kavraması, tüm çalışanların katılımı, iletişimin açıklığı, her çalışanın İSG’i kişisel gündeminin öncelikleri arasına alma konusunda motive edilmesidir. Bu özelliklere sahip kuruluşlarda OHSAS 18001′e uygun İSG Yönetim Sistemlerinin oluşturulması kolaylaşmaktadır.

Sistemin uygulandığı kuruluşun yönetimi; kuruluşun yapısına, coğrafi konumuna, pazardaki payına, çalışanlarının eğitim durumuna, faaliyet gösterilen sektörün yapısına uygun olan her türlü yöntemi seçebilir. Ancak seçilen yöntemin her zaman için iyileştirmeye açık olması ve devamlı performans gelişimine yatkın olması gerekmektedir. OHSAS 18001′e uygun bir yönetim sistemi; çalışanları, taşeronları, misafirleri/ziyaretçileri, yerel otoriteleri ve de hissedarları kapsamaktadır. Sistem oluşturulurken bu kişilerin sistem içine dâhil edilmesi, tüm çalışanların ve taşeronların sistem hakkında bilgilendirilmesi ve karşılaşabilecekleri sağlık ve güvenlik risklerine karşı haberdar edilmesi gerekmektedir.

Kaynak: http://www. tse. org. tr/Turkish/KaliteYonetimi/18001bilgi. asp; Serdar Şardan, İş Sağlığı ve Güvenliğinde Yeni Oluşumlar Risk Değerlendirmesi ve OHSAS 18001. Ankara: Çimento Müstahsilleri İşverenleri Sendikası, 2005, s. 50.

Cevap Anahtarı

1. a. – Yanıtınız yanlış ise “İşgören Sağlığı ve İş Güvenliğinin Önemi” bölümünü yeniden gözden geçiriniz.
2. d. – Yanıtınız yanlış ise “Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği” bölümünü yeniden gözden geçiriniz.
3. c. – Yanıtınız yanlış ise “Meslek Hastalıklarının Nedenleri” bölümünü yeniden gözden geçiriniz.
4. d. – Yanıtınız yanlış ise ” İş Kazalarının Önlenmesi” bölümünü yeniden gözden geçiriniz.
5. c. – Yanıtınız yanlış ise “Sağlık ve Güvenlik Programlarının Yönetimi” bölümünü yeniden gözden geçiriniz.
6. a. – Yanıtınız yanlış ise “Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği” bölümünü yeniden gözden geçiriniz.
7. d. – Yanıtınız yanlış ise “Stresin Nedenleri” bölümünü yeniden gözden geçiriniz.
8. a. – Yanıtınız yanlış ise “Sağlık ve Güvenlik Programlarının Yönetimi” bölümünü yeniden gözden geçiriniz.
9. e. – Yanıtınız yanlış ise “İş Kazalarının Nedenleri” bölümünü yeniden gözden geçiriniz.
10. a. – Yanıtınız yanlış ise “Alkol ve Uyuşturucu Kullanımının Önlenmesi” bölümünü yeniden gözden geçiriniz.

Sıra Sizde Cevap Anahtarı

Sıra Sizde 1

İşletmelerde sağlık ve güvenlik politikalarının oluşturulmasını etkileyen faktörler yasal düzenlemeler, sendikalar, maliyet, yönetimin tutumu ve teknolojidir. Yasal düzenlemeler uyulması gereken asgari standartları belirleyerek işletmelere yol göstermektedir. Sendikalar ise sağlık ve güvenlikle ilgili önlemlerin alınmasında hem yönetime hem de devlete baskı yapmaktadırlar. Ancak iş sağlığı ve güvenliği politikalarının belirlenmesinde yönetimin tutumu belirleyici faktör olmaktadır. Bunun en önemli nedeni ise bu programların işletmelere önemli maliyetler yüklemesidir. Ancak bu programların uygulanması için yapılan masraflar herhangi bir sağlık ve güvenlik probleminin yol açtığı harcamalardan daha düşük olmaktadır. Teknoloji ise iş sağlığı ve güvenliği programlarının niteliğini etkilemektedir.

Sıra Sizde 2

Gürültü metal işkolu gibi ağır sanayiye dayalı işletmeler başta olmak üzere birçok işyerinde önemli sağlık ve güvenlik sorunlarına neden olan bir faktördür. Gürültü işletmelerde işitme kaybı başta olmak üzere çeşitli fiziksel problemlere yol açtığı gibi, sözlü iletişimin engellenmesi, sinirlilik ve konsantrasyon bozukluğuna yol açabilir. Çeşitli sağlık problemleri dışında gürültünün verimlilik ve çalışma hızının azalmasına ve yorgunluk hissine de yol açtığı belirtilmektedir.

Sıra Sizde 3

Stres optimum bir düzeyde tutulduğunda performans üzerine olumlu etki yapmaktadır. Çünkü personel belli bir noktaya kadar güdülenme ve işinden heyecan duyma ihtiyacındadır. Ancak stresin optimum düzeyini belirleyebilmek kolay değildir. Bu düzey personelin özel hayatına, yaş, cinsiyet gibi demografik faktörlere ve mesleki statüye bağlı olarak değişebilmektedir. Stres optimum bir düzeyi aştığında ve uzun süre devam ettiğinde ise çeşitli psikolojik ve fiziksel rahatsızlıklara yol açarak, personelin sağlığını, verimliliğini ve etkinliğini olumsuz yönde etkilemektedir

Sıra Sizde 4

Kaza yapma eğilimi ile ilgili çalışmalar, iş kazalarının 17-28 yaş ve kıdem süresi 1-3 yıl olanlar arasında yaygın olduğunu göstermektedir. Bu durum ise genç ve deneyimsiz personelin diğerlerine göre daha fazla iş kazası geçirdiğini ortaya çıkarmaktadır. Çoğunluğu dikkatsiz çalışma nedeniyle olan bu kazaların azaltılması için, işyerlerinde özellikle 18-25 yaş arasındaki çalışanların yetiştirilmesi ve eğitilmesi gerekmektedir. Bu yaş grubu çalışma hayatına ve topluma uyum sağlama yaşı olarak kabul edildiği için; bu yaş grubundaki çalışanlara iş sağlığı ve güvenliğinin bir yaşam felsefesi olarak benimsetilmesi, iş kazalarının önlenmesinde etkin rol oynayacaktır.

Sıra Sizde 5

İnsan kaynakları bölümleri sağlık ve güvenlik programlarının hem hazırlanmasında hem de uygulanması ve denetlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. İnsan kaynakları bölümleri bir taraftan yasalarla getirilen asgari standartları sağlamaya çalışırken;,diğer taraftan işletmenin kendi özel koşullarına göre sağlıkla ve güvenlikle ilgili programlar hazırlamaktadır. Sağlık ve güvenlik programlarının uygulanmasını sağlamak ve denetlemek de bu bölümün görevlerinden biridir. Eğitim programları hazırlamak, sağlık ve güvenlik konularını performans değerleme, ödüllendirme ve disiplin sistemleriyle ilişkilendirmek, iş dizaynı, çalışma takvimi ve iş kurallarını sağlık ve güvenlik programlarına uyarlamak insan kaynakları bölümlerinin konuyla ilgili önemli faaliyetleri arasındadır. Ayrıca sağlık ve güvenlik programlarının sürekli gözden geçirilmesi, değerlendirilmesi ve güncellenmesi gerekmektedir.

Sıra Sizde 6

Sağlık ve güvenlik programlarının başarısının en önemli göstergesi işyerinde karşılaşılan iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili problemlerin azalması ya da ortadan kaldırılmasıdır. Kaza, yaralanma, hastalanma ve kayıp işgünü sayısını içeren istatistikler program değerlemede kullanılmaktadır. Bu nedenle işletmelerde iş kazaları ve meslek hastalıkları ve bunlara bağlı olarak ortaya çıkan devamsızlıkların çok iyi takip edilmesi ve kayıt altına alınması gerekmektedir. İşletmelerde iş kazalarının azaldığının personele de duyurulması, sağlık ve güvenlik programlarına olan inancı arttıracak ve programın uygulanmasını kolaylaştıracaktır.

Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar

Aldemir, C. , Ataol, A. , Budak G. (2001). İnsan Kaynakları Yönetimi. 4. Baskı, İzmir: Barış Yayınları.
Arat, M. (Mayıs 2001). “Hayatınız Ne Kadar Değerli”, Mess İşveren Gazetesi. Yıl 38, Sayı 737.
Bingöl, D. (2003). İnsan Kaynakları Yönetimi. 5. Baskı, İstanbul: Beta Yayınları.
Binyıldırım, T. (1999). “İş Kazalarının Oluşumu ve İş Kazalarının Sınıflandırılması”, İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı Bildiriler Kitabı. İstanbul: Makine Mühendisleri Odası Yayın No: 239.
Cenzo, D. A. , Robbins, S. P. (1999). Human Resource Management. Sixth Edition, USA: John Wiley Inc.
Dessler, G. (1997). Human Resource Management. Seventh Edition, USA: Prentice Hall.
French, W. L. (1994). Human Resource Management. Third Edition, USA: Houghton Mifflin Comp.
Fisher, D. C, Schoenfeldt, F. L. , Shaw, J. B. (1996). Human Resource Management. Third Edition, USA: Houghton Mifflin Comp.
Foot, M. , Hook, C. (1996). Introducing Human Resource Management. NY: Longman.
Gerek, N. (1998). Türkiye’de İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği. Ankara: Türk Metal Sendikası.
Gürses, M. (Mayıs 2001). Hayatınız Ne Kadar Değerli? MESS İşveren Gazetesi.
Gürses, M. (Ağustos 2001) “İş Kazaları Kültürle Önleniyor”, MESS İşveren Gazetesi.
Gürses, M. (Ekim 2002). İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Yeni AB Stratejisi. MESS İşveren Gazetesi.
Gürses, M. (Ağustos 2003) “İş Kazaları Kültürle Önleniyor”, MESS İşveren Gazetesi.
Gürses, M. (Ağustos 2003) “Avrupa Riskleri Araştırıyor” MESS İşveren Gazetesi.
Halloran, J. (1986). Personel and Human Resource Management. NJ: Prentice Hall.
Kılıç, Leyla. (2006). İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliğini Sağlama Hükümlülüğü ve Sorumluluğu. Ankara: Yetkin Yayınları.
Sabuncuoğlu, Z. (2000). İnsan Kaynakları Yönetimi. Bursa: Ezgi Kitabevi.
Şardan, Serdar. (2005). İş Sağlığı ve Güvenliğinde Yeni Oluşumlar Risk Değerlendirmesi ve OHSAS 18001. Ankara: Çimento Müstahsilleri İşverenleri Sendikası.
Tevrüz, T. (1999). “Türkiye’deki İş Kazalarına Genel Bir Bakış”, İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı Bildiriler Kitabı. İstanbul: Makine Mühendisleri Odası Yayın No: 239.
Tuncay, C. (Temmuz 2003). “Yeni İş Kanununda İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği”, İşveren. TİSK.
Tunçbilek, Demir. (2005). İş Güvenliği Kültürü. İstanbul: Legal Yayınevi.
Topçuoğlu, H. , Özdemir, Ş. (1999). “2000 Yılına Girerken İş Sağlığı ve İş Güvenliği Uygulamalarının Görünümü”, İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı Bildiriler Kitabı. İstanbul: Makine Mühendisleri Odası Yayın No: 239.
Uslu, Muharrem. (2002). Kazaların Oluş Sebepleri (Kaza Zinciri). Ankara: Meyil Matbaası.
Yalçın, S. (1999). Personel Yönetimi. 6. Baskı, Beta Yayınları, İstanbul.
MEGEP (Mesleki Eğitim ve Öğretim Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi). (Ocak 2005). İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği. Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı.

  • Facebook
  • RSS
  • Twitter
  • Add to favorites
11. Disiplin ◄ ÖNCE | SONRA ► 13. Çalışma İlişkileri

İlgili Yazılar:

Bir Cevap Yazın

ABD bebek borç Ders: Halkla İlişkiler ekonomi gelişim hak hastalık Hukuk idare iktisat kamu kaynakça kişilik psikoloji sağlık sendika sözleşme sıra sizde tartışma tedavi Test Soruları ticaret Türkiye yargı yaşamın içinden Özet çocuk öğrenme ünite

AÖF