Atatürk: Yurt sevgisi ona hizmetle ölçülür.

10. Bankacılık: Mevduatlar

Yazının devamı: 1 2 3 4 5 6 7 8 9
Mpati - Snrj 2010

Ancak, bir banka paniği ortamında çok sayıda banka fon ihtiyacı içinde olduğundan bir anda bono-tahvil satışları artacaktır. Bu da menkul kıymetlerin fiyatını hızla aşağıya çekeceği için sorunların daha da büyümesine neden olabilir. Bankacılık sisteminde yaşanan bu fon sıkışıklığı ve menkul kıymet fiyatlarındaki düşüş sağlıklı bankaların da iflasa sürüklenmesine yol açabilir. Menkul kıymet fiyatlarındaki hızlı düşüş sonrasında, sağlıklı bankaların müşterileri de benzer kuşkulara kapılacağı için sonuç banka paniğinin daha da şiddetlenmesidir. İşte bu nedenle banka panikleri bir kartopuna benzetilmektedir.

Yukarıdaki açıklamalarımızdan anlaşılacağı gibi, burada sorun tek bir bankanın iflas etmesi sorunu değildir. Doğal olarak, “bir banka kötü yönetilmişse iflas edecektir” şeklinde düşünebilirsiniz. “Her yıl, hatta her gün onlarca şirket iflas ettikleri için kapanırken, bir bankanın başına da bu tür bir sorunun gelebileceğini kabul etmemiz gerekir” diyebilirsiniz. Ama her gün gazetelerde okuduğunuz bu tür söylemlerin gerçekçi olmadığını belirtelim. Çünkü burada sorun tek bir bankanın (kötü yönetildiği için de olsa) iflası değildir; burada sorun, olayın sistemdeki diğer bankalara da sıçraması ve ortaya çıkan fon ihtiyacının sağlıklı bankaları da “varlıkları ile borçlarını karşılayamaz” hale getirmesi olasılığıdır. Daha güncel bir ifade ile burada sorun, kartopunun kısa bir süre içinde çığa dönüşmesi olasılığının yüksek olmasıdır.

Peki, banka panikleri ile mücadele etmenin yolu yok mudur? Şüphesiz bu konuda kullanılabilecek birkaç önlemden söz etmek mümkündür. Bu tür panik ortamlarında uygulamaya konan ilk önlem bankaların yapacakları her türlü ödemenin ertelenmesi veya daha radikal bir önlem olarak bankalardaki mevduatın belirli bir süre için dondurulmasıdır. Her iki önlemde de bankalar faaliyetlerine devam etmekte, ancak mevduat sahiplerine herhangi bir şekilde ödemede bulunulmamaktadır. Bu önlem bankacılık sisteminin içine düştüğü fon sıkıntısını giderecek bir önlemdir ve doğal olarak geçici niteliktedir.

Banka panikleri ile mücadele etmenin bir diğer yolu, merkez bankasının üstlendiği “likiditenin son kaynağı olma” fonksiyonunu yerine getirmesidir. Bu fonksiyon, panik ortamlarında, merkez bankasının bankacılık sisteminde ihtiyacı olan bankalara ek rezerv yaratması ile yerine getirilir. Burada temel felsefeyi anlamınızı isteriz: Amaç bankalara para vererek onları kurtarmak değildir. Asıl amaç, merkez bankasının fona ihtiyaç duyan bankaların arkasında olduğunu kamuoyuna hissettirmesi ve böylece sağlıklı bankaların fon ihtiyacı içine düşmesine engel olunmasıdır. Yaşanan tecrübeler, merkez bankasının piyasaya “ben buradayım” mesajını vermesinin panikleri önemli ölçüde söndürdüğünü göstermektedir.

Mevduat Sigortası ve Kötü Niyet Sorunu

Günümüzde birçok ülkede uygulanmakta olan mevduat sigortası sistemi bir banka paniği yaşanması olasılığını büyük ölçüde düşürmektedir. Her ülkede uygulama esasları farklılık göstermesine karşın, mevduat sigortasında amaç, iflas eden bir bankadaki mevduatın belirli oranlarda güvence altına alınmasıdır. Örneğin, ülkemizde mevduatların 50 milyar TL’lik kısmı devlet garantisi altındadır. Yani, bir banka iflas ettiğinde bu bankada bulunan her miktardaki mevduatın 50 milyar liralık kısmının sahiplerine ödenmesi devlet tarafından garanti edilmektedir. Yakın bir geçmişe kadar, ülkemizde bankalardaki mevduatın tamamı devlet garantisi altında idi. Doğal olarak, bu tür bir garanti altında bankanın iflasına karar verilmesinin de bir anlamı kalmamaktadır. Oysa örneğin, dünyada en gelişmiş finansal sisteme sahip ülke olarak değerlendirilen ABD’de 100 bin $’a kadar olan mevduatın tamamı mevduat sigorta sistemi (FDIC) tarafından garanti altına alınmaktadır.

Uygulama biçimi ne olursa olsun, mevduat sigorta sisteminin yaşanması muhtemel banka paniklerine engel olmada önemli bir fonksiyon üstlendiği kabul edilmelidir. Daha genel bir ifadeyle, özellikle son 30 yıldır çeşitli ülkelerde yaşanan finansal krizlerde mevduat sigortası uygulamalarının mevduat sahiplerini sakinleştirmede başarı sağladığını ifade etmek gerekir.

Mevduat sahiplerini sakinleştirerek banka iflaslarının banka paniklerine dönüşmesine engel olmasına karşın, günümüzde birçok iktisatçı mevduat sigortası uygulamalarını sorgulamaya başlamıştır. Çünkü mevduat sigortasının olmadığı bir ortamda, mevduat sahipleri durumunu tehlikeli buldukları bankalardan daha sağlıklı olduğuna inandıkları bankalara kayacaklardır. Bankaların müşteri kaybına uğramak tehlikesinden uzak kalabilmek amacıyla riskli işlerden kaçınacakları söylenebilir. Oysa mevduat sigortasının varlığı halinde, mevduat sahipleri bu tür bankalardan uzaklaşmamakta ve böylece tehlikeli bankaların sistemde faaliyetlerine devam etmesi olanağı yaratılmaktadır. Hatta bunlardan bazıları her yıl artan zararlarına karşın bankacılık faaliyetlerini sürdürerek mevduat toplamaya devam edebilirler. Dolayısıyla, bunların bir şekilde kapatılmasına karar verildiğinde maliyet çok daha büyük olmaktadır. Zira sonuçta bu maliyetlerin vergi ödeyenlere aktarıldığını unutmayınız.

Kitap

Türkiye’de mevduat sigortası sisteminin gelişimi ve sorunları ile ilgili ayrıntılı bilgi İ. Parasız (2000), Modern Bankacılık. İstanbul: Reba, s. 227-263′de bulunabilir.

Mevduat sigortasının varlığı banka paniği olasılığını azaltmakta ve banka yöneticilerini büyük miktarlı mevduat çıkışı sorunuyla karşı karşıya kalma riskinden korumaktadır. Ancak bu durum, kitabımızın ilk ünitesinde sözünü ettiğimiz bir başka sorunu daha gündeme getirmektedir: Kötü niyet (moral hazard – bazı kitaplarda bu sorun “ahlaki riziko”, “ahlaki tehlike” olarak da adlandırılmaktadır). Kötü niyet, bir finansal işlemin gerçekleşmesinden sonra ortaya çıkan bir asimetrik enformasyon (eksik bilgilenme) sorunudur. Finansal işlemlerde taraflardan bir tanesi riskle karşı karşıya iken, diğer tarafın arzulanmayan sonuçlar doğuracak kararlar alması ve uygulaması halinde kötü niyet sorunu ortaya çıkar. Örneğin, bir sigorta şirketi size herhangi bir konuda poliçe sattığı zaman (evinizi yangına karşı sigortalamak gibi) bir kötü niyet sorunu ile karşı karşıya kalır. Zira yapacağınız işlemlerle (örneğin, balkonda mangal yapmaya kalkarak yangın tehlikesi yaratmak veya evinizde doğal gaz kullanılmasına karşın bozulan kaçak gaz alarm cihazını tamir ettirmeyi ihmal etmek gibi) sigorta şirketi açısından arzulanmayan sonuçların doğmasına neden olabilirsiniz.

Mevduat sigortasının uygulandığı bir ortamda mevduat sahipleri, bankanın iflas etmesine karşı sigortalandıkları için, bir bankada mevduat hesabı açtırmadan önce bu bankanın sağlığı hakkında inceleme yapmayacaklardır. Bu sayede, aşırı riskli krediler açan ve risk yönetimi ilkelerine özen göstermeyen bankalar istedikleri kadar mevduatı bankaya çekebilirler. Sonuçta, mevduat sigortasının varlığı, mevduat sahiplerinin riski yüksek olan bankaya yönelmesi tehlikesi yaratmaktadır. Bu da sistemde haksız rekabete ve fiilen iflas eden banka sayısının artmasına neden olur. Günümüzde, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaşanan tecrübelere göre, bazı bankaların fiilen iflas ettikleri halde bunların faaliyetlerine devam etmelerine olanak tanındığı görülmektedir. Bu türden bankaların kapatılmamasının ardında ise genellikle iki tür nedenin bulunduğu söylenebilir. Bunlardan ilki, söz konusu banka sahiplerinin ülkedeki iktidar tarafından politik gerekçelerle korunuyor olmasıdır. Oysa mevduat sigorta sisteminin olmaması durumunda, mevduat sahipleri bu tür bankalardan uzaklaşacakları için, bu bankalar zaman içerisinde sistemden ayıklanırlar. Fiilen iflas eden bankaların faaliyetlerini sürdürmelerine olanak tanınmasının bir diğer nedeni de, zaten iflas etmiş durumda olan bu bankaların riskli işlemlere girişerek kendilerini kurtarma olanağı yaratabilecekleri düşüncesidir. Zira banka bu riskli işlemden zarar etse bile, sonuç sadece bankanın “daha çok iflas etmesi” olacaktır. Görüldüğü gibi, her iki durumda da ortada bir kötü niyet sorunu mevcuttur. Çünkü bu türden işlemlerin maliyeti mevduat sigortası kurumuna, bu kurumdan devlete ve devletten de vergi ödeyenlere yansıtılmaktadır.

Finansal Yorum

Mevduat Sigortası

Korkmaz İlkorurBankacılık sektöründe başımıza gelenlerin önemli bir nedeni de mevduat sigortası uygulamalarıdır. Geniş kapsamlı, ama öyle olduğu için özellikle kırılganlığın artığı dönemde uygulama şansı çok az olan mevduat sigortası düzenlemeleri sektördeki ahlaki zafiyeti arttırdığı gibi denetim fonksiyonunun gelişmesini de engellemiştir. Türkiye’de zaten bir denetim sorunu var. Herhalde toplumsal kültürümüzden ve işi başkalarına ihale etme alışkanlıklarına yol açan ataerkil sosyal yapımızdan kaynaklanıyor. Hâlbuki demokratik ve açık ekonomi toplumlarında denetime katılım ve sonuçlarının ve yapılması gerekenlerin takipçiliği çok önemli. Ekonomik alanda bu katılımı ve takipçiliği piyasalar sağlıyor.

  • Facebook
  • RSS
  • Twitter
  • Add to favorites
Yazının devamı: 1 2 3 4 5 6 7 8 9
09. Bankacılık: Krediler ◄ ÖNCE | SONRA ► 11. Bankacılık: Yönetim ve Performans

İlgili Yazılar:

Bir Cevap Yazın

ABD bebek borç Ders: Halkla İlişkiler ekonomi gelişim hak hastalık Hukuk idare iktisat kamu kaynakça kişilik psikoloji sağlık sendika sözleşme sıra sizde tartışma tedavi Test Soruları ticaret Türkiye yargı yaşamın içinden Özet çocuk öğrenme ünite

AÖF