09. Bankacılık: Krediler

Yazının devamı: 1 2 3 4 5 6 7
Künye: 4456 – Finansal Ekonomi    |    ISBN: 975-06-0309-5    |    e-Kitap

Sizden küçük işletme kredisi talep ediyorum.

- Sizden küçük işletme kredisi talep ediyorum. Masa-sandalye için 100 milyon, telefon için 20 milyon ve diğer giderler için 700 milyara ihtiyacım var.

Yukarıdaki karikatür bir bankanın kredi taleplerini değerlendirmede son derece hassas davranması gerektiğini, bankaların çoğu kredi işleminde ters seçim ve kötü niyet sorunları ile karşı karşıya kalabileceklerini vurgulamayı amaçlıyor. Eğer bu konuda gerekli özen gösterilmezse bankaların karşılaşacağı sorun bellidir: Batık krediler. Bu nedenle, bankalar üstlendikleri temel ekonomik fonksiyonu yerine getirirken ciddi bir de risk üstlenmektedirler. Özellikle kötü niyet sorunu ile karşı karşıya kalmamak için bankalar kurdukları istihbarat departmanları aracılığı ile bilgi toplamaktadırlar. Krediler konusunda uzmanlar istihdam eden bankaların, kredi taleplerini değerlendirirken kullandıkları yöntemler neler olabilir?

Başlarken

Kitabımızın bu ünitesine kadar finansal piyasaların nasıl çalıştığını, bu piyasalarda menkul kıymet fiyatlarının nasıl belirlendiğini, neden değiştiğini ve fiyat değişiklikleri nedeniyle kayba uğrama olasılığının nasıl azaltılabileceğini inceledik. Ancak, bu piyasalarda faaliyet gösteren ve temel fonksiyonu fon transferine aracılık etmek olan finansal kurumlara hiç değinmedik. Oysa bu kurumlar üstlendikleri fonksiyonları tam olarak yerine getirdiklerinde ekonomide etkinliğin sağlanmasına yardımcı olmakta ve bu sayede toplumsal refaha önemli ölçüde katkıda bulunmaktadırlar. Bu aracı kurumlar içinde en çok bilineni ve en büyüğü ticari bankalardır. Kitabımızın bundan sonraki ünitelerinde ticari bankaların gelir, gider yapılarını ve temel çalışma yöntemlerini inceleyeceğiz.

Bu ünitemizde bankacılıkta optimal kredi miktarının belirlenmesi sorununu ele alacağız. Nasıl ki bir işletme faaliyetleri sonucu bir çıktı elde ediyorsa, bankaların hizmet üretimlerinin çıktısı da kredilerdir. Bu çıktı miktarının belirlenmesinde ise, tıpkı diğer firmalarda olduğu gibi, bankanın faaliyette bulunduğu piyasanın rekabet koşulları önemlidir. Bankaya kâr maksimizasyonu sağlayan kredi miktarının belirlenmesinde önce pür rekabet koşullarını tanımlayacak ve bu koşullar altında optimal kredi miktarının belirlenmesi sorununu inceleyeceğiz. Daha sonra, aksak rekabet koşullarında, yani bankaların piyasa gücüne sahip olması durumunda optimal kredi miktarının belirlenmesi sorunu ile ilgileneceğiz. Son olarak eksik bilgilenmenin bankanın kredi açma ve fiyatlama kararları üzerindeki etkilerini ele alarak ünitemizi tamamlayacağız.

PÜR REKABETÇİ ORTAM VE BANKALAR

Amaç 1

Pür rekabet kavramını tanımlayarak, pür rekabetçi piyasa koşullarında faaliyetlerini sürdüren bir bankanın optimal kredi miktarını nasıl belirleyeceğini açıklayabilmek

Bankaların her biri piyasanın bütününe göre küçük ölçekte iseler, bu bankaların kredilere uygulayacakları faiz oranını etkileme güçleri yoktur. Bir diğer deyişle, bu bankalar fiyat üstlenici durumundadırlar. Eğer durum böyleyse bankalar arasında pür rekabetçi bir modelden söz edilebilir. Aşağıdaki koşulların gerçekleşmesi durumunda banka kredileri piyasasının pür rekabetçi olduğundan söz etmek mümkündür:
- Piyasada kredi açmak isteyen çok sayıda banka ve kredi almak isteyen çok sayıda müşteri vardır ve bunların her biri piyasanın bütününe göre küçük ölçeklidir.
- Her banka benzer nitelikte kredi sağlamaktadır; yani, ürün farklılaştırması söz konusu değildir.
- Banka hizmetlerini kullananlar ve bunları üretenler cari piyasa faiz oranları hakkında tam bilgiye sahiptirler.
- Herhangi bir işlem maliyeti söz konusu değildir (yani kredi açmak ve bunu güvence altına almak herhangi bir maliyet getirmemektedir).

Yukarıda sıralanan pür rekabet koşullarının tam olarak gerçekleşmesini beklemek doğru değildir. Ancak, ideali belirleyip bundan sapmaları incelemek gerçek yaşamı daha iyi kavramamıza olanak sağlamaktadır. Bankalar tarafından üretilen hizmetlerin piyasada çok sayıda alıcısı ve satıcısının olduğu bir gerçektir. Öte yandan, farklı bankalar tarafından açılan krediler, yapıları gereği benzer özelliklere sahiptir. Çoğu zaman krediyi A bankasından veya B bankasından almak arasında fazlaca bir fark bulunmaz. Bu kararı verirken önemli olan başta faiz oranı olmak üzere krediye ilişkin koşullardır. Yine kredi kullanmak isteyenler de alternatif kredi kaynakları ve bunların uyguladığı faiz oranı hakkında bilgi sahibidirler. Son olarak, işlem maliyetlerinin sıfır olması pek karşılaşılan bir durum olmamasına karşın, işlem maliyetleri kredinin açılması veya kredinin kullanılması kararlarında belirleyici faktör de değildir.

İktisada Giriş derslerinizde gördüğünüz tam rekabet piyasasını hatırlarsanız, yukarıda pür rekabet olarak adlandırdığımız piyasa türü ile benzerlik ve farklılığını ortaya koyabiliriz. Tam rekabet piyasaları yukarıdaki dört özelliğe ilave olarak, “piyasaya giriş ve çıkışın serbest olması” şeklinde ifade edilebilecek bir beşinci özelliğe daha sahiptir. Pür rekabet piyasalarında piyasaya giriş ve çıkışların serbest olması özelliği gerekli değildir. Piyasa gücünün söz konusu olmadığı bankacılık sistemini incelemek için tam rekabet piyasasını değil de, pür rekabet piyasasını kullanma nedenimiz, bankacılık sistemine serbestçe girişin söz konusu olmamasıdır. Tüm ülkelerde devlet tarafından yapılan yasal düzenlemelere bağlı olarak bankacılık sektörü serbestçe faaliyete geçilebilecek bir sektör olmaktan çıkartılmıştır. Benzer şekilde, bankacılık sisteminde piyasadan çekilmek de kolay gerçekleşmemekte, ancak uzunca bir süre sonra ve çok ayrıntılı incelemeler sonucu bankaların tasfiyesine gidilebilmektedir.

Pür rekabetçi bir bankacılık piyasasında hiçbir banka piyasa gücüne sahip değildir ve piyasa tarafından belirlenen faiz oranını kabullenmek durumundadırlar. Bunun nedenini anlamak oldukça kolaydır: Çok sayıda banka bulunduğu ve bunların her biri aynı yapıda kredi olanağı sunduğu için kredi kullanmak isteyenler bu bankalardan herhangi birini tercih edebilirler. İşlem maliyetleri de söz konusu olmadığından, kredi kullanmak isteyenler en düşük faizle kredi açmayı kabul eden bankaya yöneleceklerdir. Eğer bir banka diğerlerinden daha yüksek bir faiz talep ederse, kredi kullanmak isteyenler rahatlıkla diğer bankalara yöneleceklerdir.

Kitap

Bankacılık sektöründe alternatif piyasa yapılarının değerlendirilmesi için Parasız, İ. (2003). Para, Banka ve Finansal Piyasalar. Bursa: Ezgi, s.372-435′e müracaat edilebilir.

Bir Banka için Kredi Talep Eğrisi ve Piyasa Kredi Talep Eğrisi

Pür rekabetçi bir piyasada faiz oranı ödünç verilebilir fon (kredi) arzı ile ödünç verilebilir fon (kredi) talebine bağlı olarak, bu ikisinin eşitlendiği noktada belirlenir. Şekil 9.1′in A bölümünde görüldüğü gibi, bankalar ödünç verilebilir fonları arz etmekte, işletmeler, devlet ve hanehalkları da bu fonları talep etmektedirler. Şekle göre bu ikisinin eşitlendiği 0 noktasında denge faiz oranı %20, denge kredi miktarı ise 500 trilyon lira olarak belirlenmektedir.

Pür rekabette krediler için piyasa talebi ve bireysel talep

Bu piyasada bankalar fiyat kabullenici oldukları için, piyasada belirlenen faizi veri olarak kabul etmek zorundadırlar. Bu durum şeklin B bölümünde, bir bankanın piyasada karşı karşıya kalacağı bireysel kredi talep eğrisinin yatay eksene paralel olarak çizilmesi ile gösterilmektedir. Dikkat ederseniz, piyasa bağlamında kredi talep eğrisi negatif eğimli iken, tek bir banka bağlamında kredi talep eğrisi yatay eksene paraleldir. Eğrilerin eğiminde ortaya çıkan bu farklılık, piyasa bazında değerlendirildiğinde kredi talep edenlerin tepkileri ile tek bir banka bazında değerlendirildiğinde bu bankadan kredi talep edenlerin faiz oranı değişiklikleri karşısındaki tepkilerinin farklı olacağını ifade etmektedir. Aslında, pür rekabetçi bir piyasada bir bankanın karşılaştığı kredi talep eğrisi tam esnektir. Zira banka, kredilere uyguladığı faiz oranını piyasa faiz oranının biraz üzerine çıkarttığında tüm kredi müşterilerini kaybeder.

Pür Rekabet Koşullarında Bir Bankanın Kredi Kararı

Pür rekabet koşullarında çalışan banka piyasada belirlenen faiz oranını esas alarak ne kadar kredi açacağına karar vermek durumundadır ve hatırlayacağınız gibi, bankanın amacı kârını maksimize etmektir. Bankaya kârını maksimize etme olanağı veren kredi miktarını belirleyebilmek için bankanın gelir ve maliyet yapısını bilmemiz gerekmektedir. Çünkü bildiğiniz gibi, kâr, gelir ve maliyet arasındaki olumlu farktır. Muhasebe kârının fırsat maliyetini içermediğini, ekonomik kârın ise fırsat maliyetini de kapsadığını düşünürseniz, muhasebe kârı çoğu zaman ekonomik kârdan büyük olur. Bu nedenle, bazı bankalar sıfır ekonomik kârla çalıştıkları halde, gelir tablolarında kâr belirtebilmektedirler.

Bir banka, L kadar kredi veriyorsa ve kredilere uygulanan faiz oranı i L ise, bankanın kredilerden elde edeceği gelir (R),

R = i L x L

şeklinde yazılabilir (burada basitlik sağlamak açısından, açılan krediden elde edilebilecek tek gelirin faiz geliri olduğunu kabul ediyoruz).

Şekil 9.2′nin A bölümünde, aynı faiz oranında bankanın açtığı kredi miktarı arttıkça faiz gelirinin de artacağını ifade eden R doğrusu ile bankanın gelir eğrisi gösterilmektedir. Gelir eğrisinin doğrusal olma nedeni kredilere uygulanan faiz oranının (i L ) açılan tüm kredilerde aynı olmasıdır. Bunun dışında, açılan kredi miktarı arttıkça bankanın geliri de artmaktadır. Örneğin, L A kadar kredi açıldığında gelir 150 trilyon lira iken, kredi miktarının L M düzeyine çıkması gelirin de 500 trilyon liraya çıkmasına neden olmaktadır.

Pür rekabette kar maksimizasyonu

Yazının devamı: 1 2 3 4 5 6 7

Yorum yapın