Mevlana: Cahil kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol.

07. Döviz Piyasaları ve Döviz Kurunun Belirlenmesi

Yazının devamı: 1 2 3 4 5 6 7 8
Mpati - Snrj 2010

Bir ekonominin reel gelir düzeyi, ülkenin sahip olduğu kaynakların verimliliğini yansıtan bir göstergedir. Bu nedenle, diğer ülkeye oranla reel gelirin artması, döviz arz ve talebi eğrilerinin yer değiştirmesine neden olur. Örneğin, ABD’de daha yüksek gelir artışı, Amerikalıların daha fazla Türk malı ve Türk varlığı talep edecekleri anlamına gelir. Bu da söz konusu malları üretenlerin ve varlıkları çıkartanların elinde bulunan dolar miktarının artması demektir. Bu da dolar arzının artması anlamına gelir.

Döviz arzının artması

Türkiye’de dolar arzının artması sonucunu doğuracak bu gelişme, Şekil 7.4′teki döviz arz eğrisinin S0$ konumundan sağa kayarak S1$ konumuna gelmesine yol açar. 1 noktasında kurulan yeni dengeye göre denge döviz kuru da E0 ‘dan E1 ‘e inerken yerli para değer kazanmakta, döviz piyasası işlem hacmi de $1 ‘e yükselmektedir. Yukarıdaki örneğimizin tersine, ABD ekonomisinde yaşanan durgunluk sonucu reel gelir azalıyorsa, Türk varlıklarına olan talep azalacağından, döviz arz eğrisi sola kayacak ve sonuçta TL değer kaybedecektir.

Diğer koşullar sabitken, yerli ülkede meydana gelecek reel gelir artışı yabancı mallara olan talebi arttıracağından döviz talep eğrisi sağa kayacaktır. Örneğin, Şekil 7.5′te başlangıç dengesi 0 noktasında kurulmakta ve denge döviz kuru E 0 düzeyinde, döviz piyasası işlem hacmi de $0 düzeyinde oluşmaktadır. Türkiye’de yaşanan hızlı ekonomik büyüme sonucu, Türk toplumunun ABD kökenli varlıklara (reel veya finansal) olan talebinde bir artış yaşandığını kabul edelim. Bu durumda, ithal edilen varlıkların bedelinin ödenebilmesi amacıyla dolar talebinde bir artış baş gösterecek ve D0$ eğrisi sağa kayarak D1$ konumuna gelecektir. Diğer koşullar sabitken, yeni arz-talep eşitliği 1 noktasında sağlanmaktadır. Bu noktanın ifade ettiği yeni denge döviz kuru E1 ‘dir ve başlangıç döviz kuruna göre daha yüksektir. Hatırlarsanız, bu analizimizde, dikey eksende yukarıya doğru çıkıldıkça yerli para değer kaybetmekteydi. Öte yandan, döviz piyasası işlem hacmi de $0 ‘dan $1 ‘e yükselmiştir.

Döviz talebinin artması

Benzer şekilde, iki ülkedeki fiyat artışları, dış ticarete uygulanan tarife ve dış ticareti engelleyici diğer uygulamalar, yerli ve yabancı mal arasındaki tercihler döviz arzını ve talebini etkileyerek denge döviz kurunun değişmesine neden olurlar. Tablo 7.1, bu faktörlerdeki değişmelerin denge döviz kuru üzerindeki etkisini özetlemektedir.

Döviz kurunu uzun dönemde belirleyen faktörler

Satın Alma Gücü Paritesi

Döviz kurunun uzun dönemde belirlenmesine ilişkin olarak yaptığımız yukarıdaki açıklamalara göre, döviz kurunu belirleyen çok sayıda faktörden söz etmek mümkündür. Satın alma gücü paritesi olarak bilinen basit bir teori, uzun dönemde döviz kurunun tamamen iki ülkedeki fiyat değişikliklerine bağlı olarak belirleneceğini öne sürmektedir. Denge döviz kurunun uzun dönemde nasıl belirleneceğine ilişkin açıklamalarımızı bu teoriyi kısaca inceleyerek sonuçlandıralım.

Satın alma gücü paritesi (PPP) teorisi “tek fiyat kanunu” denilen bir ilkeye dayandırılmaktadır. Tek fiyat kanunu, tamamıyla özdeş (homojen) olan malların farklı piyasalarda da olsa aynı fiyata satılması gerektiğini ifade eder. Doğal olarak burada dış ticaret engellerinin ve nakliye masraflarının söz konusu olmadığı kabul edilmektedir. Eğer piyasalar arasında fiyat farlılığı söz konusu ise, talebin ucuz piyasaya yönelmesi sonucu, fiyatların kısa sürede eşitleneceğini söylemek mümkündür. Tek fiyat yasası, uluslararası ticarette, aynı özellikleri taşıyan, daha teknik bir deyimle homojen olan mallara uygulanabilir. Örneğin, Türkiye’de üretilen bir tişörtle ABD’de üretilen her şeyi ile aynı bir tişörtü ele alarak tek fiyat yasasının ne anlama geldiğini tartışalım. Bu iki tişörtün Türkiye’de satıldığını düşünürsek, her ikisinin de aynı fiyata satılması gerekir. Aksi takdirde tüketiciler, her şeyiyle aynı olan bu tişörtlerden ucuz olanını tercih edecekler ve bir müddet sonra fiyatları eşitlenecektir. Türk malı tişörtün 45 milyon liraya satıldığını ve 1$ = 1,5 milyon TL olduğunu kabul edersek, ABD’de de bu tişörtün 30$’a satılması gerekmektedir.

İşte sözü edilen bu tek fiyat kanunundan yola çıkılarak geliştirilen satın alma gücü paritesi teorisi, sadece iki ülke arasındaki özdeş malların fiyatları arasındaki ilişkiyi değil, tüm malların fiyatları, yani iki ülkedeki fiyatlar genel düzeyi arasındaki ilişkiyi esas almaktadır. Satın alma gücü paritesi teorisine göre, yurtiçi fiyat düzeyi döviz kuru ile yabancı ülkedeki fiyat düzeyinin çarpımına eşit olacaktır. Yerli ülke olarak Türkiye’yi, yabancı ülke olarak ABD’yi kabul edersek, Türkiye’deki fiyatlar genel düzeyi (PTR), $/TL döviz kuru (E$) ile ABD’deki fiyatların (PUS) çarpımına eşit olacaktır:

Satın alma gücü paritesi

Eğer satın alma gücü paritesi gerçekleşirse, ABD doları her iki ülkede de aynı satın alma gücüne sahip olacaktır. Bir diğer deyişle, döviz kuru her iki ülkede de aynı satın alma gücüne sahip olacak şekilde belirlenir. Piyasada oluşan kurdan doları TL’ye veya TL’yi dolara çevirdiğinizde, hem Türkiye’de hem de ABD’de tam olarak aynı miktar malı satın almak mümkündür. Örneğin, ABD’deki McDonald’s restoranda 2.56$’a yediğiniz bir hamburger, Türkiye’de 3,5 milyon TL ise, döviz kurunun 1$ = 1367188 TL olması gerekir. Eğer döviz kuru bu düzeyde değilse, bir sapma söz konusudur, ancak, uzun dönemde kurun değişimi bu değere ulaşılacak şekilde gerçekleşir.

Satın alma gücü paritesinin işaret ettiği bir önemli gerçeğe dikkatinizi çekmek isteriz: Eğer bir ülkede fiyatlar, yabancı ülkeye göre daha hızlı artıyor ise yerli paranın değer kaybetmesi, tersine yabancı ülkedeki fiyatlar, yerli fiyatlardan daha hızlı artıyor ise yerli paranın değer kazanması gerekmektedir. Örneğin, Türkiye’de ve ABD’de fiyatlar genel düzeyinin başlangıçta 100 olduğunu kabul edelim. Eğer satın alma gücü paritesi gerçekleşirse. Yukarıdaki eşitliğimize göre,

100 = E$ x 100
E$ = 1

olması, yani 1$ = 1 TL olması gerekmektedir. ABD’de fiyatlar %10 oranında artarak 110 olurken, Türkiye’de fiyatlar %60 oranında artarak 160′a ulaşmış ise, satın alma gücü paritesine göre,

Satın alma gücü paritesi

olması gerekmektedir. Buna göre, başlangıçta 1$ = 1TL olduğu hatırlanırsa, yurtiçi fiyatların %60, yurtdışı fiyatların %10 arttığı bir ortamda, satın alma gücü paritesi yerli paranın yaklaşık %46 oranında değer kaybederek 1$ = 1,46TL olacağını ifade etmektedir.

Yukarıda kullandığımız ifadelerden yola çıktığımızda, aklınıza takılabilecek bir sorunun cevabını vererek bu konuyu noktalayalım: Yukarıdaki açıklamalarda, sürekli olarak “satın alma gücü paritesi gerçekleşirse” ifadesini kullandığımıza göre, satın alma gücü paritesinin gerçekleşmeme olasılığı var mı? Bu soruya vereceğimiz cevap, özellikle kısa dönemde satın alma gücü paritesinin öne sürdüğü sonuçların gerçekleşmemesi olasılığının yüksek olduğu şeklindedir. Zira döviz kurunun tamamıyla iki ülke arasındaki nispi fiyatlara göre belirleneceği sonucu, PPP teorisinin varsayımlarına bağlıdır. Homojen mal varsayımı, birçok durumda gerçekçi bir varsayım değildir. Yine teorinin varsayımlarından olan dış ticarette engellerin bulunmaması ve nakliye masraflarının söz konusu olmaması varsayımları da sorgulanması gereken varsayımlardır. Tüm bunların dışında, ülkelerdeki fiyat indeksleri hesaplanırken esas alınan bazı mal ve hizmetler, dış ticarete konu olmayan mal ve hizmetledir. Örneğin, arazi fiyatları, lokantalardaki fiyatlar veya berberdeki saç kesme fiyatları her iki ülkede de fiyat indekslerine dahil edilebilir. Ancak, bu tür mal ve hizmetler dış ticarete konu olmazlar. Örneğin, “ABD’de berberler daha ucuz saç kestiğinden, saçlarını kestirmek için New York’a gitmek, bu ülkedeki saç kesme hizmetinin fiyatını arttıracak, Türkiye’deki saç kesim fiyatlarını ise düşürecektir” açıklaması pek gerçekçi değildir. Bu sınırlarına karşın, özellikle uzun dönemde döviz kurunun ne yönde değişeceğini göstermesi nedeniyle, satın alma gücü paritesi teorisi yararlı bir yaklaşım olarak değerlendirilmelidir.

  • Facebook
  • RSS
  • Twitter
  • Add to favorites
Yazının devamı: 1 2 3 4 5 6 7 8
06. Hisse Senedi Fiyatlarının Belirlenmesi ◄ ÖNCE | SONRA ► 08. Risk Yönetimi

İlgili Yazılar:

Bir Cevap Yazın

ABD bebek borç Ders: Halkla İlişkiler ekonomi gelişim hak hastalık Hukuk idare iktisat kamu kaynakça kişilik psikoloji sağlık sendika sözleşme sıra sizde tartışma tedavi Test Soruları ticaret Türkiye yargı yaşamın içinden Özet çocuk öğrenme ünite

AÖF