Kayıt ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Ders: Aile Ekonomisi      Ünite 5      5 Ocak 2015 Ara     

05. Aile Kaynakları

Amaçlarımız

Bu üniteyi tamamladığımızda;

– ailenin elinde bulunan kaynak türlerini açıklayabilmek,
– ailenin fiziksel kaynaklarını ve aralarındaki farklılığı örnek vererek açıklaya bilmek,
– ailenin insansal kaynaklarını tanımlamak ve irdeleyebilmek,
– insansal kaynakların geliştirilmesinin, verimliliğin artırılmasının önemini açıklayabilmek,
– ailenin yaşam dönemlerinin ekonomik boyutunun farkını açıklayabilmek,
– ailenin kaynaklarını kullandığı ekonomik faaliyet alanlarını sıralayabilmek için gerekli bilgiye sahip olacağız.

Krizler Olmasaydı Her Türk 3 Kat Zengindi

Cumhuriyet döneminde yıllık ortalama yüzde 4.8 büyüme oranını tutturan Türkiye, 15 yılını krizle geçirdi. Krizlerle kaybedilen bu 15 yıl olmasaydı, bugün kişi başına 2 bin 160 dolar olan milli gelir, 6 bin 518 dolara çıkacaktı.

Türk ekonomisinde krizler olmasaydı, milli gelir üçe katlanacaktı. DİE ve çeşitli kaynaklardan Cumhuriyet döneminde yıllık ortalama yüzde 4.8 büyüme oranını tutturan Türkiye, 15 yılını krizle geçirdi. Krizlerle kaybedilen bu 15 yıl olmasaydı, bugün kişi başına 2 bin 160 dolar olan milli gelir, 6 bin 518 dolara çıkacaktı.

Türk ekonomisi, 1927 yılında yüzde 12,8, 1932 yılında yüzde 10,6, 1935 yılında yüzde 3, 1940 yılında yüzde 5, 1941’de yüzde 10,3, 1943’de yüzde 9,8, 1944’de yüzde 5,1, 1945’te yüzde 15,3, 1949’da yüzde 5,5, 1954 yılında yüzde 3 oranında küçüldü.

Bu tarihten 1979 yılma kadar, 24 yıl kesintisiz büyüyen Türkiye ekonomisi, 1979yılında yeniden krize girdi ve yüzde 0,5, 1980yılında yüzde 2,8geriledi. Bu tarihten sonra yeniden 13 yıl kesintisiz büyüme gerçekleştiren Türkiye, 1994yılında yüzde 6,1, 1999 yılında yüzde 6,1 en son 2001yılında da yüzde 9,4 küçüldü. Kriz yılları dışarıda bırakıldığında yıllık yüzde 7,8 gibi çok yüksek bir büyüme oranını tutturan Türkiye’nin bu performansı, bir türlü istikrar ortamının sağlanamamasının sonucu yaşanan krizlere heba oldu.

Kriz yıllarını dışarıda bırakmak bir yana, kriz yıllarında büyüme eksi yerine sıfırda kalsaydı bile, Türkiye yıllık ortalama yüzde 6,2 büyüyecekti. Bu durumda 2001 yılında 2 bin 160 dolar olan kişi başına düşen milli gelir de 6 bin 518 dolar olacaktı.

Türkiye, bugün yaşadığı birçok sorunu yaşamayacak, işçi, memur, emekli maaşları bugünkü seviyesinin üç katını bulabilecek, asgari ücret net 500-550 milyon liraya ulaşacaktı. Eğitime, sağlığa, yatırıma üç kat para ayrılabilecekti.

2002-Hürriyet Gazetesi

Anahtar Kavramlar

– Aile kaynakları
– Fiziksel kaynaklar
– İnsansal kaynaklar
– Verimlilik
– Yaşam dönemi
– Ekonomik faaliyet alanı
– Ergonomi
– Hareket ilkeleri

Dikkat

Bu ünitede verilmeye çalışılan kaynakların önemini anlayabilmemiz için, konuyu öğrenmeye çalışırken günlük yaşamda kullandığınız insansal kaynakların ekonomik değerini belirlemeye çalışınız. Bu sizin insansal kaynakların geliştirilmesinin önemini anlamanızı sağlayacaktır.

BAŞLARKEN

Ekonomik yapıda tüketime ilişkin gereksinim piyasadan talep edilmekte, talebi karşılamak amacı ile üretim yapılmakta, üretimi gerçekleştirmek amacı ile işgücü ve diğer üretim faktörleri devreye girmekte, üretim sonucu oluşan gelir ile tüketim harcamaları yapılmaktadır. Ekonominin işleyişi birbirine bağlı dönüşen bir süreç şeklinde yürümektedir.

Ekonomik karar birimleri, piyasa ekonomisinde değişim amacıyla yapılan üretim ve tüketime ilişkin kararların alınmasında aileyi hedef almaktadır. Bunun nedeni üretim faaliyetleri için gereken işgücünün aile içinde doğması ve gelişmesi (üretilmesi) dir. Toplam ekonomi, aile ya da hane halkı, özel sektör ve kamu sektörü olmak üzere üç sektörden oluşmaktadır. Aile ya da hane halkı tarafından yerine getirilen ekonomik faaliyetlerin o alanda uzmanlaşmış kişi ve kurumlara devredilmesi kamu ve özel sektörün doğmasına neden olmuştur.

Bugünün ekonomik sistemlerinde aileler ücret karşılığı piyasa sektöründe üretime katılarak ve ailede doğrudan tüketim amacıyla mal ve hizmet üretimi gerçekleştirerek aileye gelir sağlamakta, gereksinimlerini ve tüketim harcamalarını karşılamaktadırlar. Aile ekonomisinde gereksinimlerin karşılanması ailede var olan kaynaklarla, aile geliri ile sağlanmaktadır.

Aile; gelirlerin toplandığı ve bu kaynakların hangi tüketim unsurlarına harcanacağının karara bağlandığı önemli bir ekonomik birimdir. Ekonominin işleyiş sürecinde üretime insan gücü ve sermaye ile katılım, elde ettiği gelirle tüketim ve üretimi yönlendirmesi ile ulusal ekonominin bir ünitesi olan aileler bir araya gelerek toplumdaki ekonomik faaliyetleri istedikleri şekilde yönlendirebilmektedirler. Ekonomik faaliyetlerde böyle büyük bir güce sahip olan bu birim bazı zamanlarda aile, bazı zamanlarda hane halkı adı ile anılmaktadır. Öncelikle bu kavramlara açıklık getirmek gerekmektedir. Aile, birbiri ile kan, evlilik ya da evlat edinme yoluyla bağlı olan iki ya da daha fazla kişiden oluşan bir yapıdır.

Hane halkı ise aynı evde yaşayan birbiri ile herhangi bir bağı olan ya da olmayan bireylerin oluşturduğu bir yapıdır. Endüstri toplumlarında aile olmayan hane halkı sayısı süratle artmaktadır. Ülkemizde endüstrileşme henüz gelişimini tamamlamamıştır. O nedenle endüstrileşmiş toplumlara oranla aile önemini korumaktadır. Hane halkı genelde ailelerden oluşmakta, haneden ayrılan çocukların aile bireyi kabul edilmesi, gelir transferlerinde ve ekonomik kararlarda etkin olmaları aile kaynaklarının kullanımını önemli ölçüde etkilemektedir. Bugün ülkemizde ekonomik değerlendirmelerin yapılabileceği birim ailelerdir.

İçindekiler

– Giriş
Bağlantı Kaynakların Tanımı Ve Sınıflandırılması
Bağlantı İnsansal Kaynakların Verimliliği
Bağlantı Ailenin Yaşam Dönemleri Ve Kaynaklar
Bağlantı Ailenin Ekonomik Faaliyet Alanları
Bağlantı Özet
Bağlantı Test Soruları ve Cevapları
Bağlantı Yaşamın İçinden
Bağlantı Başvuru Kaynakları