Kayıt ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Ders: Özel Öğretim Yöntemleri      Ünite 4      2 Nisan 2011 Ara     

04. Okulöncesi Eğitimde Kullanılan Yöntem ve Teknikler

Amaçlar

Bu üniteyi çalıştıktan sonra;
– etkin öğrenmeyi tanımlayarak özelliklerini açıklayabilecek,
– etkin öğrenmenin gerçekleşeceği koşulları açıklayabilecek,
– öğrenmeyi güçlendiren öğretim yöntemlerini tanıyabilecek,
– öğretmen merkezli ve öğrenci merkezli öğretimin özelliklerini kavrayabilecek,
– okulöncesi eğitimde sıkça kullanılan öğretim yöntemlerinin (oyun, anlatım, soru-yanıt, drama ve proje vb. ) tanımını, kapsamını, özelliklerini ve gelişimsel ve eğitsel katkılarını açıklayabilecek,
– çeşitli öğretim yöntemleri (oyun, anlatım, soru-yanıt, drama, proje, alan gezisi, gösteri, grup tartışması vb. ) için okulöncesi eğitimde uygulama örnekleri üretebilecek,
– alan gezisi ve araştırmaları, birbirine öğretme, işbirliğine dayalı öğrenme, grup tartışması, gösteri yoluyla öğrenmenin ne anlama geldiğini açıklayabilecek,
– çocukların öğrenmesini kolaylaştırıcı etkili öğretim yöntemlerinin özelliklerini ayırt edebileceksiniz.

İçindekiler

– Giriş
Bağlantı Öğrenme Ne Zaman Başlar ve Nasıl Gerçekleşir?
Bağlantı Etkili Öğrenme Nasıl Gerçekleşir?
Bağlantı Öğretim Stratejileri ve Yöntemleri
Bağlantı Eğitimde Oyun Yoluyla Öğrenme
Bağlantı Eğitimde Anlatım Yoluyla Öğrenme
Bağlantı Eğitimde Soru-Yanıt Yoluyla Öğrenme
Bağlantı Drama Yoluyla Öğrenme ve Öğretim
Bağlantı Alan Gezileri ve Araştırmaları
Bağlantı Eğitimde Proje Yaparak Öğrenme
Bağlantı Eğitimde Birbirlerine Öğretme
Bağlantı
Eğitimde Grup Tartışması
Bağlantı İşbirliğine Dayalı Öğrenme ve Öğretim
Bağlantı Gösteri-Demonstrasyon Yoluyla Öğrenme ve Öğretim
Bağlantı Öğretmenlere Öneriler
Bağlantı Özet
Bağlantı Değerlendirme Soruları
Bağlantı Düşünelim, Tartışalım
Bağlantı Başvuru Kaynakları

Çalışma Önerileri

Üniteyi çalışmaya başlamadan önce:
– Öğretmenlik uygulamasına gittiğiniz anaokullarında öğretmenlerin dersiçi etkinliklerde hangi yöntem ve teknikleri kullandıklarını gözlemleyiniz ve uygulamadaki güçlük ve eksikliklerini not ediniz.
– Çocukların öğrenme ve öğretme sürecindeki katılımını ve katılımları sırasındaki davranışlarını ve duygusal durumlarını gözlemleyiniz.
– Anaokulu öğretmenlerine çocukların en çok ne yaparken ve nasıl çalışırken daha mutlu olduklarını sorunuz.
– Belirlediğiniz bir hedefe ulaşmak için, birkaç yöntem kullanın ve bu yöntemlerden hangisinin çocuklar üzerinde daha etkili olduğunu gözlemleyin ve tartışın.

Sorun Tanımı

Bir ülkenin bir kentinde pek akıllı bir oğlancık varmış. Bu çocuk bir gün okula başlamış. Bir sabah öğretmen demiş ki: “Bugün resim yapacağız. ” “Ne güzel!” demiş, çocuk. Resim yapmasını çok severmiş, her türlüsünü de yaparmış; aslanlar, tavuklar, gemiler. . . Mum boyalarını çıkartmış ve çizmeye başlamış. Ama öğretmen “Durun!” demiş, “Henüz başlamayın!” ve herkes hazır olana kadar beklemiş. “şimdi” demiş, öğretmen. “Çiçek çizmesini öğreneceğiz. ” “İyi. ” demiş, çocuk. Çiçek çizmeyi çok severmiş. Ve başlamış pembe, mavi, portakal mum boyalarıyla güzel çiçekler yapmaya. Ama öğretmen gene “Durun!” demiş. “Size nasıl yapılacağını göstereceğim. ” Yeşil saplı kırmızı bir çiçek çizmiş, “İşte. ” demiş öğretmen, “şimdi başlayabilirsiniz. ” Küçük çocuk bir öğretmenin resmine bakmış, bir de kendininkine. Kendininkini daha bir sevmiş. Ama bunu öğretmene söyleyememiş. Kağıdını çevirip öğretmeninki gibi yeşil saplı kırmızı bir çiçek çizmiş.

Bir başka gün, öğretmen şöyle demiş “Bugün çamurdan bir şey yapacağız. ” “Ne iyi. ” demiş, çocuk. Çamurla oynamayı çok severmiş. Her şeyi yapabilirmiş onunla; adamlar, filler, arabalar. . . . Başlamış çamuru yoğurup, sıkıştırmaya. Ama öğretmen “Durun!” demiş “Henüz başlamayın!” ve herkes hazır olana kadar beklemiş. “şimdi” demiş, öğretmen. “Bir çanak yapacağız. ” “Güzel. ” demiş çocuk. Çanak yapmasını severmiş. Ve başlamış yapmaya. Ama öğretmen “Durun!” demiş. “Size nasıl yapılacağını göstereceğim. ” ve de göstermiş herkese bir büyük çanağın nasıl yapılacağını. “İşte” demiş, öğretmen. “Artık başlayabilirsiniz. ” Küçük çocuk bir öğretmenin çanağına bakmış, bir de kendininkine. Kendininkini daha bir sevmiş. Ama bunu ona söyleyememiş. Toprağını yuvarlayıp yeniden yapmış öğretmeninki gibi derin bir çanak. Ve çok geçmeden küçük çocuk öğrenmiş beklemeyi, izlemeyi ve her şeyi öğretmeni gibi yapmayı. Ve artık başlamış kendiliğinden hiçbir şey yapmamaya.

Bir gün küçük çocuk ve ailesi taşınıvermişler başka bir kente ve çocuk bir başka okula gitmeye başlamış. Ve daha ilk gün demiş ki öğretmen ; “şimdi resim yapacağız”. “Güzel! “demiş, çocuk ve beklemiş öğretmenin ne yapacağını söylemesini. Ancak, öğretmen bir şey söylemeden başlamış dolaşmaya. Küçük çocuğun yanına gelince sormuş, “Resim yapmak istemiyor musun?”. “İstiyorum. ” demiş çocuk. “Ne yapacağız?”, “Ne istersen” demiş öğretmen. “İstediğim renkle mi?” diye, sormuş çocuk, “İstediğin renk. ” demiş, öğretmen. “Herkes aynı resmi yaparsa ve aynı rengi kullanırsa kimin ne yaptığını, neyin ne olduğunu nasıl anlarım ben?” demiş, öğretmen. “Bilmem. ” demiş, çocuk ve başlamış çizmeye yeşil saplı kırmızı bir çiçeği . . . . . . Helen BUCKLEY (Çev. Jale ONUR).

Giriş

Anaokullarında gözlemlediğim bir özellik, çocukların yaptıkları etkinlikler, sergiler, sınıfın düzenlenmesi vb. konularda birbirine çok yakın olan benzerlikleridir. Oysaki her bir anaokulundaki öğretmenler, çocuklar, aileler farklıdır. O zaman her şeyi bu kadar sıradan yapan, özgünlükten uzak kılan nedir? Bence bu sıradanlık, öğretme ve öğrenme sürecini yaratıcı ve özgün kılacak düşüncelerden ve uygulamalardan yoksun olmakla yakından ilgili. Geleneksel okul anlayışı, çocukların farklılıklarını ortaya çıkarmak ve bu yönde geliştirmek yerine, çocukların düşüncelerindeki yaratıcılığı köreltmektedir. Çünkü bu anlayıştaki öğretmenler, öğretme-öğrenme sürecinde çoğu kez farkında olmadan çocukların öğrenme hızlarını kesen, öğrenme ufuklarını daraltan ve yaratıcılıklarını engelleyen öğretim uygulamalarına yer vermektedirler. Bu durum özellikle hızlı bir gelişim sürecinde olan okulöncesi dönemdeki çocukların zihinsel gelişimlerini de olumsuz yönde etkilemektedir. Oysa tüm eğitim basamaklarındaki öğretmenlerden beklenen, öğretme-öğrenme sürecinde çocuklara kendi öğrenme stillerinde özgürce öğrenebilecekleri fırsatları sunmalarıdır.