03. Kişilerarası İletişim
Amaçlarımız
Bu üniteyi çalıştıktan sonra;
- Özkişisel iletişimi tanımlayarak, kişilerarası iletişim açısından önemini açıklayacak,
- Kişilerarası iletişimin kavramsal çerçevesini ve sınıflamasını yapabilecek,
- Etkin ve sağlıklı bir kişilerarası iletişim becerisini geliştirebilmek için iletişimin düşünsel analizine ilişkin temel unsurları kavrayacak,
- Kişilerarası iletişimde etkinliği sağlamanın koşullarını açıklayabileceksiniz.
Çocuğunuzla Bir Sorun Yaşadığınızda Sorunun Ne Olduğunu ve Kimde Olduğunu Saptayın
Unutmayın İşaret Parmağınız Karşı Tarafa Yöneldiğinde Geri Kalan Dört Parmağınız Sizi Gösteriyordur.
Yaşanan sıkıntıyı ve sorunu anlayabilmek için yapmanız gereken, ilk olarak çocuğunuzla konuşmak olmalıdır. Sizin veya çocuğunuzun yorgun olmadığı, gergin veya sinirli olmadığı, kafasının başka şeylerle meşgul olmadığı sakin bir zaman dilimini seçmek her iki tarafın da birbirini iyi dinlemesini sağlamak bakımından önemlidir.
Gencin yaptığı bir davranış ana baba tarafından kabul edilemez olduğunda ve ana babalarda kızgınlık veya öfke uyandırdığında genellikle tepkilerini;
Sen bunu nasıl yaparsın!
Sen ne laf anlamaz adamsın!
Sen ne zaman adam olacaksın!
Sen daha çocuksun! vb.
Cümlelerin hepsi SEN kelimesi ile başlıyor. İletişim engellerine baktığımız zaman çoğunun “sen dili” yüklü olduğunu görüyoruz. “Yapma şunu!”, “Neden böyle yapmıyorsun!”, “Bunu yapmamalısın!”, “Daha çok çalışmalısın!”, “Çocuk gibi davranıyorsun!”… Yaşadığımız kızgınlık, öfke duygularını genelde bu ifadelerle dile getiriyoruz.
Ancak bu ifadelere baktığımız zaman bunlarda, kızgınlığın nedenini açıklayıcı bir şey göremiyoruz. Bu tür ifadelerde ana babanın, gencin hangi davranışına kızdığını ve bu davranışın ana baba üzerinde nasıl bir etki bıraktığını açık bir şekilde göremiyoruz. Dolayısıyla da bu tür ifadelerle, yaşanan sıkıntıya bir çözüm de getiremiyoruz. Genelde kızgınlığımızı ifade ederken; hangi davranışın veya olayın bizi kızdırdığına dikkat etmeliyiz. Ama genelde bizler buna dikkat etmeyip kızgınlığımızı tamamen karşı tarafa, yani gence aktarıyoruz, belki de böylece kızgınlığımızı veya öfkemizi üzerimizden atıp rahatlıyoruz. Bunu yaparken de genelde suçlayıcı bir dil kullanıyoruz. Ancak kızgınlığımızı bu şekilde ifade ettiğimizde belki bir süre rahatlıyoruz ama bir süre sonra yine aynı davranış veya olayla karşılaşabiliriz. Yani olayın çözümlenmediğini görürüz çünkü kızgınlığımızı ifade eden bu kelimeler genelde gencin kişiliğine yönelik olduğu için genci gücendiriyor, kırıyor, onun bize karşılık vermesine, direnmesine ve savunmaya geçmesine sebep oluyor.
Kaynak: http://www.mefdershaneleri.com/05/aile_sorunsaptama. asp
Anahtar Kavramlar
- Motivasyon
- Dil-Ötesi İletişim
- Otomatik Pilot
- Açı Farklılıkları
- İmaj
- Özgüven
- Sosyal Etkileşim
- Mantık
- İhtiyaç
İçindekiler
GİRİŞ
ÖZKİŞİSEL İLETİŞİM VE MOTİVASYON
KİŞİLERARASI İLETİŞİM
İLETİŞİMİN DÜŞÜNSEL ANALİZİ
DÜŞÜNCELERİMİZİN ÖZELLİKLERİ
İLETİŞİMDE ETKİNLİĞİ SAĞLAMANIN KOŞULLARI
GİRİŞ
Birbirini dinleyen, anlayan, saygı gösteren ve paylaşan demokratik bir toplumun var olabilmesinin yolu, bireylerin kendi günlük yaşamlarında, diğer kişilerin görüşlerine saygılı ve hoşgörülü olmayı öğrenmelerinden geçer. Unutulmamalıdır ki, ilişkilerimizin niteliği, yaşamımızın kalitesini belirler. İlişkilerimizle ilgili yaşadığımız sorunlar ise genellikle iletişim sorunlarıdır. Aile yaşamımızda anne-babamızla, eşimizle, çocuklarımızla, işyerimizde amirlerimizle, astlarımızla, arkadaşlarımızla, vatandaşlarla kurduğumuz ilişiklerde çeşitli sorunlar yaşıyor olabiliriz. Örneğin, bazı arkadaşlarımızla ne zaman konuşmaya kalksak kendimizi bir tartışma içinde buluyor olabiliriz. Kendimizi amirlerimize tam olarak ifade edemiyor, astlarımıza anlaşılır emir ve talimatlar veremiyor olabiliriz. Bu tür iletişim sorunlarından ötürü ilişkilerimizde gerginlikler, sürtüşmeler, kısacası yaşamımızı olumsuz yönde etkileyen sorunlar yaşıyor olabiliriz. Tüm bu iletişim sorunlarını çözmeden mutlu bir yaşam sürdürmek olanaksızdır.
İnsanlar mutlu ya da Doğan Cüceloğlu’nun ifadesiyle “doyumlu” bir yaşamı gerçekleştirmek için çaba harcarlar. Eğitimli ve meslek sahibi bir kişi olmak için uzun yıllar okula gitmek, meslek yaşamımızda yükselmeye çabalamak, ailemizi en rahat koşullarda geçindirip, çocuklarımızı en iyi şekilde yetiştirebilmek için verilen uğraşların tümü anlamlı ve doyumlu bir yaşamı gerçekleştirebilmek içindir. Bu tür doyumlu, mutlu bir yaşamı gerçekleştirmenin en önemli aracı ise iletişimdir.
Bu ünitede, kişilerarası iletişim becerisini geliştirebilmenin yollarını açıklamaya çalışacağız. Bunun için öncelikle özkişisel iletişimden söz edeceğiz. Çünkü bizim kendimizle kuracağımız iletişim ne kadar başarılı olursa, başkalarıyla kuracağımız iletişim de o ölçüde başarılı olacaktır. Kişilerarası iletişimin kavramsal olarak boyutlarını açıklayarak, iletişim becerimizi büyük ölçüde belirleyen düşünce tarzımızın analizine ilişkin bazı temel noktaların üzerinde duracağız. Ünitemizin sonunda ise bir tür özet olarak da değerlendirebileceğimiz kişilerarası iletişimin etkinliğini sağlamada önemli bazı koşulları tanımlayacağız.
ÖZKİŞİSEL İLETİŞİM VE MOTİVASYON
Bir insanın düşünmesini, duygulanmasını, kişisel ihtiyaçlarının farkına varmasını, iç gözlem yapmasını, rüya görerek kendi içinden mesaj almasını ya da kendine sorular sorarak bunlara yanıtlar üretmesini iç iletişim ya da özkişisel iletişim olarak açıklayabiliriz. Bu süreç içinde insan, kısa sürelerle hem kaynak, hem de alıcı olmakta, iki ayrı kişinin rolünü tek başına oynayarak kendi kendisiyle iletişime geçmektedir. Bir anlamda “vicdan muhasebesi” olarak da tanımlayabileceğimiz bu iletişim, kişinin kendisini tanıması, iletişim becerilerini geliştirmesi açısından son derece gereklidir. Çünkü iletişim herşeyden önce kişinin kendisinden başlar. Kendisini tanımayan, yaşam amaçlarını elden geldiğince tanımlamayan, kendisiyle dürüst ve açık bir iletişime geçemeyen bir kişi, başkalarıyla da sağlıklı iletişime geçemez. Çünkü iletişim, “ben”in başkalarına anlatılmasından başka bir şey değildir.
Kişinin “ben”i hakkında bir fikri yoksa bunun başkalarına anlatılması da son derece zor olacaktır. Yunus Emre’nin
“İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendin bilmezsen
Bu nice okumaktır? ”
dizelerinde dile getirdiği gibi ilim, her şeyden önce bizim kendimizi tanımamız için de vardır. Kendi dünyası ile dengeli iletişim içinde olan birey, daha etkin düşünme, özgüvenini geliştirme, kendini değerleme ve karar verme yeteneğine sahip olur ve başkalarıyla da daha sağlıklı iletişim kurar. Özkişisel iletişim ya da kişinin kendi kendisiyle iletişimi, bireyin, yaşamının her anında ve her mekânında gerçekleştirdiği bir iletişimdir. Başkalarıyla konuşurken, işimizi yaparken, kısacası nerede ne yapıyor olursak olalım, sürekli olarak kendimizle iletişim halinde oluruz.
Başkalarının bizi anlamadığını söylemek iletişimsizlikte kendi suçumuzu görmezden gelmek demektir. “Beni anlamıyorlar” diye söylenmekten vazgeçip, bu cümleyi “ben kendimi anlatamıyorum” a dönüştürmek daha doğru bir davranış olacaktır. Sağlıklı, doğru bir iletişimin kurulmasında iletişim kuranın yani kaynağın denetimi ve rolü son derece önemlidir. Kendimizle iletişimde; Öznel olmayı, yani yine kendimiz haklı çıkarmaya çalışmamalı, Olabildiğince tarafsız ve nesnel olmaya çalışmalıyız. Umutsuzluğa düşmeden, kendimizi kötü, iflah olmaz gibi nitelendirmelerle suçlamadan, değişebileceğimiz umudunu beslemeye çabalamalıyız. Kendimizle barışık, kendi güç ve sınırlılıklarımızı tanımayı amaçlamalıyız. Kendi gücümüze, yeteneklerimize, sorumluluklarımıza sahip çıkarak kendimizle kuracağımız barışık ve umutlu bir iletişim, başkalarıyla iletişimimizi de iyileştirecektir. Hayatla ve başkalarıyla iletişimde hep bizim dışımızdaki olayların belirleyici olduğunu düşünürüz. Kendimiz incelemekten, sorgulamaktan, bu olaylarda bizim payımızın ne olduğunu sorgulamaktan kaçınırız. Unutulmamalıdır ki, İletişim başarımızı ancak kendimizle kurduğumuz iletişimin başarısıyla artırabiliriz. Kendi gücümüze, yeteneklerimize, sorumluluklarımıza sahip çıkarak kendimizle kuracağımız barışık ve umutlu bir iletişim, başkalarıyla iletişimimizi de iyileştirecektir. Öz kişisel iletişim kendimize karşı dengeli ve adil olmamızı gerektirir.
Öz kişisel iletişim süreçlerinde suçu hep kendimizde bulmamız öz güvenimizi ve motivasyonumuzu olumsuz etkileyecektir. Tersine suçu hep başkalarında kendimizin dışında aramamız da sağlıklı ve gerçekçi bir değerlendirme yapmamızı engelleyecektir. Öz kişisel iletişim süreçleri sadece bir eleştiri süreci olarak görülmemelidir. Bu süreç aynı zamanda yeterliliklerimizi, sorumluluklarımızı, potansiyellerimizi de tanıma olanağı sunmaktadır. Böylece kendimize duyduğumuz güveni artırmamız, yenilikçi ve yaratıcı bir hayat ve düşünme tarzını oluşturmamız da mümkün olabilecektir. İletişim davranışlarımız motivasyonlarımızla doğrudan ilgilidir. Hayata ve kendine dair doğru bir şekilde güdülenmiş bir kişinin iletişim davranışlarında da belirli bir güç ve başarı ortaya çıkacaktır.

Öz kişisel iletişimin başkalarıyla iletişimlerimizdeki başarımıza olan etkisini tanımlayanız.
İlgili Yazılar:
- 09. Halkla İlişkiler ve İletişim Terimleri Sözlüğü
- İki-Yönlü Asimetrik İletişim
- İki-Yönlü Simetrik İletişim
- Halkla İlişkiler Nedir?
- 02. İletişim Süreci ve Öğeleri
- Nedensel Çıkarsamaların Boyutları
- Aile İçi İletişim
- Tüzel Kişiliğin Ehliyetleri
- 05. Sözlü, Yazılı ve Sözsüz İletişim
- Nedensel Çıkarsamalara Temel Oluşturan Özellikler




