Kayıt ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Ders: Felsefe      Ünite 1      8 Haziran 2009 Ara     

01. Felsefe Nedir?

Felsefe, dünyaya ilişkin algısal deneyimlerin “ötesine geçerek” veya “üstünden bakarak” dünyayı veya varoluşu anlama ve anlamlandırma etkinliklerinden veya alanlarından biridir. Felsefe esas olarak düşünmeye ve sorgulamaya istekli insanların aralarında gerçekleştirdikleri ve zihinsel alış-veriş süreçleri içinde karşılıklı tartışmalarla ortaya çıkabilecek dinamik bir olgudur. Felsefe cansız, soyut kelimeler yığını olmaktan ziyade; düşünen, fikir üreten ve fikirlerini birbirine aktaran insanlarla birlikte nefes alıp veren bir araştırma tümdür.

Amaçlarımız

Bu üniteyi tamamladıktan sonra;
– Felsefenin işaret ettiği düşünsel alanın bilgelik sevgisi ile ilgisini belirleyebilecek,
– Batı felsefesinin ortaya çıkışının mitos- logos karşıtlığı olarak saptayabilecek,
– Felsefi sorgulamanın en önemli örneklerinden biri olan Sokrates’in felsefi arayışını tanımlayabilecek,
– Felsefenin dolaylı olarak ortaya çıkan değerini açıklayabilecek,
– Felsefenin, eleştirel, çözümleyici ve bütünleştirici felsefeler adı altında bir sınıflandırma olanağının olduğunu saptayabilecek,
– Felsefenin alt alanlarını belirleyebilecek ve bir felsefeciyi dünya sorunları üzerine de düşünebilen kişi olarak tanımlayabileceksiniz.

Örnek Olay

20. yüzyılın en büyük düşünürlerinden biri olan Ludwig Wittgenstein ( 1889- 1951)’in ölmeden önce söylediği son sözler şöyleydi: “Harika bir hayat yaşadım, insanlara söyleyin bunu.” Bu cümleyi elbette büyük bir şairden, bir ud üstadından veya bir matematikçiden de duyabiliriz, felsefe, bu bağlamda, insanı yücelten ve daha evrensel bir varlık konumuna getiren etkinlikler içinde yer alır. Şiir ve fizik nasıl insanı daha yukarıya ve öteye taşıyorsa, felsefe etkinliği de bir yükselmeye ve ilerlemeye karşılık gelir.

Eski Yunan felsefesinde Sokrates’ten gelen bir gelenek bize “irdelenmeyen bir yaşamın yaşamaya değmeyeceğini” söylemektedir. İrdeleme zahmetine girmektense düşünmeden yaşamak çok daha rahat ve çekici gelebilir. Ancak düşünen ve soru soran insanlar tarihin her döneminde içinde yaşadıkları toplumun vicdanı olmuşlar ve çoğunluğun göremediği şeyleri farketmişlerdir. Dahası, hiç düşünmeden ve sorgulamadan var olan bir insanı her yöne çekmek mümkündür. Ve bu türden bir bireyin hipnoz altında bilinçsizce hareket eden bir kişiden temelde çok farkının olmayacağı açıktır. Böyle bir insan karnını doyurup, hayatta kalıp yaşamım sürdürebilir. Ama yaşadığı hayat ne kadar “insana yakışan” bir hayattır? Düşünme temeli üzerine kurulu bir alan olan felsefenin genelde hep soyut ve yaşamdan kopuk fikirlerden ibaret olduğu sanılır. Ancak bu ünitede de sergilemeye çalışacağımız gibi, felsefe yapmak “yaşamla ilgilenmek” ve “yaşamla yüzleşmek” kavramlarından ayrı tutulamaz. Felsefi düşünen insan, bu anlamda, yaşamın yüzey? tabakasının ötesini deneyimleyebilen insandır.

Anahtar Kavramlar

– Bilgelik Sevgisi
– Logos
– Anlamlandırma Çabası
– Sorgulama
– Felsefenin Değeri
– Eleştirme
– Çözümleme
– Bütünleştirme

İçindekiler

– Giriş
Bağlantı Felsefenin Kelime Kökeni: Bilgelik Sevgisi
Bağlantı Batı Felsefesinin Başlangıcı ve Logos Kavramı
Bağlantı
Sokratçı Arayış
Bağlantı Russell ve Mill: Felsefenin Değeri Üzerine
Bağlantı Felsefenin Üç Farklı Boyutu: Eleştirel, Çözümleyici ve Bütünleştirici
Bağlantı Felsefenin Alt Alanları
Bağlantı Özet
Bağlantı Test Soruları
Bağlantı Okuma Parçası
Bağlantı Sıra Sizde Cevap Anahtarı
Bağlantı Başvuru Kaynakları

GİRİŞ

Bir alanı tanıtım amacıyla yazılan kitaplar çoğunlukla o alanın genel bir tanımını sunarak irdelemelerine başlarlar. Bu yöntemi felsefe alanı için uygulamak İse, başka alanlarla karşılaştırıldığında, birtakım özel zorluklar ve hatta sakıncalar içermektedir. O yüzden kitabın bu giriş bölümünde genel geçer ve tepeden inme bir tanım vermek ve ardından o temel üzerine tartışmayı genişletmek yerine, felsefenin kimliği ve doğası konularında “yola çıkmamızı” sağlayacak taslak bir resim çizmeye çalışacağız. Kitabın diğer bölümlerinde bu tabloyu netleştirmeye yönelecek ve bütünün alt unsurlarına ait ayrıntılara ve inceliklere değineceğiz. Bu yöntemin, yani mutlak ve kesin açıklamalarla işe girişmekten kaçınmanın, felsefenin “ruhuna” daha uygun olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü felsefe yapılıp bitirilmiş fikirsel ürünlerin toplamından ibaret değildir.

Örneğin, Yunan felsefeci Platon’a dayanan bir görüşe göre, gerçek felsefe yazılı metinlerde bulunmaz. Bu elbette farklı düşünürlerin kaleme aldığı fikirlerin düşünsel serüvenimiz açısından yararlı olmadığı anlamına gelmemektedir. Ne de olsa, ünlü fizikçi Isaac Newton’un da dediği gibi, uzakları görebilmek devlerin omzunda durmakla mümkündür. “Gerçek felsefe yazıda bulunmaz” görüşünün taşıdığı anlam şudur: Felsefe esas olarak düşünmeye ve sorgulamaya istekli insanların aralarında gerçekleştirdikleri ve zihinsel alış- veriş süreçleri içinde karşılıklı tanışmalarla ortaya çıkabilecek dinamik bir olgudur. Felsefe cansız, soyut kelimeler yığını olmaktan ziyade; düşünen, fikir üreten ve fikirlerini birbirine aktaran insanlarla birlikte nefes alıp veren bir araştırma türüdür.